Zum Inhalt

Dieser Artikel erscheint auf Türkisch.

Kast ve Pervasız Davranış: Taşıyıcının Sınırsız Sorumluluğu

Veröffentlicht 14 Min. Lesezeit
Zusammenfassung

Taşıyıcı kural olarak sınırlı sorumludur; ancak zarara kasten ya da pervasızca ve zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle sebep olduğu ispat edilirse TTK m. 886 uyarınca sınırlardan yararlanamaz. CMR m. 29 ise kötü hareket ile davaya bakan mahkemenin kararıyla buna eşdeğer sayılan kusuru esas alır. Yazıda iki düzenlemenin farkı, ispat yükü ve hırsızlık, park yeri ve kaza olaylarındaki kararlar anlatılmaktadır.

1. Giriş

Taşıma hukukunun temel dengelerinden biri, taşıyıcının eşyadaki zıya ve hasardan kusuru aranmaksızın sorumlu tutulması, buna karşılık tazminatın belirli bir tutarla sınırlanmasıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 882, zıya ve hasar halinde tazminatı gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkı ile, gecikmede ise taşıma ücretinin üç katı ile sınırlar. Uluslararası karayolu taşımalarında uygulanan CMR Konvansiyonu da m. 23/3'te eksik brüt ağırlığın kilogramı başına bir sınır öngörür; bu sınır Resmi Gazete'de yayımlanan metinde altın frank cinsinden gösterilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2019 tarihli kararında ise 8,33 hesap birimi olarak ifade edilmiştir. Bu karar seride CMR'nin Uygulama Alanı ve Taşımacının Sorumluluğu başlıklı yazıda aktarılmıştır.

Bu sınırlar, değerli bir yükün kaybında gerçek zararın yalnızca küçük bir kısmının karşılanması sonucunu doğurabilir. Bu nedenle gönderen, gönderilen veya onlara ödeme yapan emtia sigortacısı, sınırın kalkmasını sağlayacak bir davranışın varlığını ileri sürebilir. TTK m. 886 ve CMR m. 29, sınırın hangi hallerde uygulanmayacağını düzenler.

İki düzenleme ve aralarındaki fark açıklandıktan sonra, park yeri, trafik kazası ve açıklanamayan kayıp olaylarına ilişkin Yargıtay kararları ile ispat yükü üzerinde durulmuştur. Sorumluluğun kapsamı ve tazminatın hesabı seride ayrıca Taşıyıcının Zıya, Hasar ve Gecikmeden Sorumluluğu başlığı altında ele alınmıştır.

2. TTK m. 886: Sorumluluk Sınırının Kalkması

2.1. Hükmün metni

TTK m. 886 Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı

Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.

Taşıyıcı bu halde hem TTK m. 882'deki tutar sınırlarından hem de sorumluluktan kurtulma hallerinden yararlanamaz; tazminat kural olarak gerçek zarar üzerinden belirlenir.

2.2. İki ayrı hal: kast ve pervasız davranış

Madde iki hal öngörür. Birincisi kasttır: taşıyıcının zararı bilerek ve isteyerek doğurmasıdır. İkincisi ise iki unsurun birlikte bulunmasını arar: davranışın pervasız olması ve bu davranışın, böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle yapılması. Kanun bu iki unsuru "ve" bağlacıyla birleştirmiştir; olağan bir dikkatsizlik ya da ihmal, tek başına sınırın kalkması için yeterli sayılmayabilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin aşağıda aktarılan 31.10.2022 tarihli kararında, CMR'ye tabi 2005 tarihli bir olayda, zarar ihtimalini öngörmesine rağmen bunu göze alarak özen göstermekten kaçınma kasıt olarak nitelendirilmiştir. Hangi davranışın bu nitelikte olduğu ise somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

2.3. Yardımcı kişilerin davranışı

TTK m. 886, taşıyıcının yanında m. 879'da belirtilen kişileri de anar. TTK m. 879 uyarınca taşıyıcı, kendi adamlarının ve taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden kendi fiili gibi sorumludur. Sürücünün ya da alt taşıyıcının pervasız davranışı bu nedenle taşıyıcının sınırı kaybetmesi sonucunu doğurabilir.

Yardımcı kişilerin kendisine karşı sözleşme dışı sorumluluk hükümlerine dayanılarak dava açılması halinde de aynı ölçüt uygulanır:

TTK m. 887 Yardımcı kişilerin sorumluluğu

Taşıyıcının yardımcılarından birine karşı, eşyanın zıyaı, hasarı veya geç teslimi sebebiyle, sözleşme dışı sorumluluktan doğan istemler ileri sürülmüşse, o kişi bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma sebeplerine ve sorumluluk sınırlamalarına dayanabilir. Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiille veya ihmalle sebebiyet verilmişse birinci cümle hükmü uygulanmaz.

Fiili taşıyıcı ve alt taşıyıcının sorumluluğu seride ayrıca Fiili Taşıyıcı, Alt Taşıyıcı ve Ardışık Taşıma başlığı altında anlatılmıştır.

3. CMR m. 29 ve TTK m. 886 Arasındaki Fark

3.1. CMR m. 29

Uluslararası karayolu taşımalarında sınırın kalkması CMR m. 29'a göre belirlenir. Hüküm Resmi Gazete'de yayımlanan Türkçe metniyle şöyledir:

CMR m. 29
  1. Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz.
  2. Bilerek kötü hareket veya kusur taşımacının vekil veya çalışanları tarafından görevleri sırasında işlenmiş ise, aynı hüküm uygulanır. Bundan başka, böyle bir durumda adı geçen vekiller, çalışanlar ve diğer kişiler kişisel sorumlulukları yönünden 1'nci paragrafta belirtilen bu bölüm hükümlerinden yararlanamazlar.

Resmi Türkçe metinde "hasar" ve "bu maddenin hükümleri" ifadeleri yer almaktadır; ikinci paragraftaki "bu bölüm hükümleri" ifadesiyle birlikte okunduğunda, hükmün Konvansiyonun taşımacının sorumluluğunu düzenleyen bölümündeki kurtulma, sınırlama ve ispat yüküne ilişkin kurallara yönelik olduğu değerlendirilebilir. CMR'nin uygulama alanı ve taşımacının sorumluluğunun genel çerçevesi seride ayrıca CMR'nin Uygulama Alanı ve Taşımacının Sorumluluğu başlığı altında incelenmektedir.

3.2. Karşılaştırma

İki hüküm aynı sonucu doğurur; ancak ölçüt farklı kurulmuştur.

KonuTTK m. 886CMR m. 29
Birinci halKastTaşımacının kendi kötü hareketi
İkinci halPervasızca davranış ve zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciDavaya bakan mahkemenin kararıyla isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusur
Ölçütün kaynağıKanunun kendisi tanımlarİkinci halde davaya bakan mahkemenin değerlendirmesine bırakılmıştır
Yardımcı kişilerTTK m. 879'daki kişiler; m. 887Vekil ve çalışanlar (m. 29/2)
Zamanaşımına etkisiTTK m. 855/5: üç yılCMR m. 32/1: üç yıl

TTK m. 886, ikinci hali "pervasızca bir davranış" ve "zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci" unsurlarıyla doğrudan tanımlamıştır. CMR m. 29 ise "kötü hareket" ile birlikte, hangi kusurun buna eşdeğer sayılacağını davaya bakan mahkemenin kararına bırakır. Türk mahkemesinde görülen bir CMR davasında bu eşdeğerliğin değerlendirilmesinde TTK m. 886'daki pervasızlık ölçütüne başvurulması gündeme gelebilir; aşağıda aktarılan 11. Hukuk Dairesi kararında da CMR'ye tabi bir taşımada pervasız hareket kavramı kullanılmıştır.

3.3. Hangi düzenlemenin uygulanacağı

Uyuşmazlığa TTK'nın mı yoksa CMR'nin mi uygulanacağı, taşımada yabancılık unsuru bulunup bulunmadığına bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yurt içinde gerçekleşen bir taşımaya ilişkin rücu davasında bu ayrımı şöyle ifade etmiştir:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/146, K. 2021/835, T. 24.06.2021

Öncelikle belirtilmelidir ki; hem mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı TTK) hem de yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) hükümleri, 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) anlamında içinde yabancılık unsuru bulunmayan hâllerde uygulanacaktır. Yabancılık unsuru bulunan uyuşmazlıklarda ise öncelikle Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri (CMR, CIV/CIM) doğrudan tatbik edilecek; ayrıca MÖHUK hükümlerine göre tarafların yapmış oldukları hukuk seçimleri de dikkate alınacaktır. … Hemen belirtilmelidir ki, 6102 sayılı TTK'nin 886. maddesi gereğince zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı, sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaktır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Kararın konusu, 2012 yılında bir fabrika sahasında makinenin montaj yerine taşınması sırasında halatın kopması ve makinenin düşerek hasarlanmasıdır. Yerel mahkeme Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnmiş, Hukuk Genel Kurulu davalının kusursuz olup olmadığının, sorumluluktan kurtulma sebeplerinin bulunup bulunmadığının ve hangi miktarla sınırlı sorumlu olduğunun, taşıma konusunda uzman bir bilirkişinin de yer aldığı bir heyetten rapor alınarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararını değişik gerekçeyle oy birliğiyle bozmuştur.

4. Yargıtay Kararlarında Pervasız Davranış

4.1. Aracın gözetimsiz park edilmesi ve hırsızlık

Yük hırsızlığı olaylarında aracın nerede ve hangi koşullarda bırakıldığı, sınırın kalkıp kalkmayacağı tartışmasında öne çıkar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 31.10.2022 tarihli kararı, 2005 yılında İstanbul'dan İtalya'ya CMR kapsamında yapılan bir taşımada, sürücünün park sahasında uyuduğu sırada yükün bir kısmının çalınmasına ilişkindir. Yerel mahkeme, hırsızlığın sürücü uykuya çekildikten sonra gerçekleştiğini, bunun pervasız hareket sayılamayacağını belirterek sınırlı sorumluluk esasına göre karar vermişti. Daire şu değerlendirmeyle kararı davacı sigortacı yararına bozmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/6457, K. 2022/7575, T. 31.10.2022

Taşıyıcının, tedbirli bir taşımacının dikkat ve özenini göstermemesi ve zararın ortaya çıkabilme ihtimalini öngörmesine rağmen, bunu göze alarak pervasızca bu özeni göstermekten kaçınması dolayısıyla kasıttır. Bu durumda taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanması olanağı ortadan kalkar. Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, taşımacının adamı tarafından brandalı taşıma aracının, gece bekçisi olmayan yerde park edilmesi, olay mahallinin İtalya olması bir bütün olarak göz önüne alındığında, taşıyıcının adamının gerekli dikkat ve özeni göstermediği zararın ortaya çıkma ihtimalini öngörmesine rağmen aracı park ettiği anlaşılmakla …

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Daire, aracın brandalı olmasını, park yerinde gece bekçisi bulunmamasını ve olay yerini "bir bütün olarak" değerlendirmiştir. Kararın konusu olan olay, 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğünden önce, 2005 yılında gerçekleşmiş ve CMR'ye tabi bir taşımadır. TTK m. 886'daki pervasızca hareket kavramına yerel mahkeme atıf yapmıştı; Daire ise dayandığı hükmü belirtmeden taşıyıcının adamının eylemlerini "pervasız hareket" olarak nitelendirmiştir. Dairenin, yol kenarına park edilen araçtan eşyanın çalındığı bir yurt içi taşımada sürücünün pervasız davrandığı kabulünü benimsediği bir başka kararı da bulunmaktadır; ancak bu karar oy çokluğuyla verilmiş ve karşı oyda pervasızlığın kasta eşdeğer kusur olarak yorumlanması gerektiği savunulmuştur.

Seride Taşımada Hasar İhbarı, Zamanaşımı ve Yetkili Mahkeme başlığı altında aktarılan bir başka 11. Hukuk Dairesi kararında ise eşyanın otogarda araçların manevra yaptığı alana bırakılması pervasız davranış olarak kabul edilmiş ve üç yıllık zamanaşımı süresi uygulanmıştır.

4.2. Trafik kazası ve sürücü hatası

Trafik kazasından doğan hasarlarda sürücünün kural ihlali, pervasızlık iddiasının dayanağı olarak ileri sürülebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2023 tarihli kararı, 2012 yılında yarı römork üzerinde taşınan bir iş makinesinin virajda yola düşmesine ilişkindir. Yerel mahkeme, sürücünün hızını yüke ve yol koşullarına göre ayarlamadığını, trafik levhalarına uymadığını ve viraja fazla süratle girdiğini kabul ederek bu davranışları pervasızca hareket olarak nitelendirmişti. Daire bu nitelendirmeye katılmamıştır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/2625, K. 2023/5123, T. 19.09.2023

Oysa yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere somut olayda taşıyıcının pervasızca bir fiilinden bahsetmek mümkün olmayıp bu durumda … taşıyanın tazminat sorumluluğu aynı Kanunun 882 nci maddesi uyarınca gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlı tutularak hesaplanması gerekirken

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Kararda bozmanın asıl nedeni, yükün istif ve sabitlenmesine ilişkin çelişkilerin giderilmemesidir. Daire, yerel mahkemenin pervasızlık nitelendirmesini isabetli bulmamıştır; ancak bu değerlendirmeye ilişkin paragraf karar metninde "bozmayı gerektirmez" ifadesiyle bitmektedir. Bu nedenle karar, pervasızlık nitelendirmesi nedeniyle değil, istif çelişkisi nedeniyle verilmiş bir bozma kararı olarak değerlendirilebilir.

Bu kararda sürücünün virajdaki kural ihlali pervasızlık için yeterli görülmemiştir. Buna karşılık Daire, 11.10.2023 tarihli bir başka kararında, aracı hızlı kullanan ve kazada asli kusurlu olan sürücünün davranışı nedeniyle taşıyıcı bakımından TTK m. 855/5'teki üç yıllık zamanaşımı süresinin dikkate alınmasında isabetsizlik görmemiştir; bu karar seride Fiili Taşıyıcı, Alt Taşıyıcı ve Ardışık Taşıma başlıklı yazıda aktarılmıştır. İki karar birlikte okunduğunda, sürücünün trafik kurallarına aykırı davranışının pervasızlık sayılıp sayılmayacağı olayın koşullarına göre farklı değerlendirilebilmektedir.

4.3. Açıklanamayan kayıp: Hukuk Genel Kurulunun hava taşıması kararı

Eşyanın nasıl kaybolduğunun açıklanamaması, taşıyıcının ağır kusurlu sayılması için bir dayanak olarak ileri sürülebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.05.2024 tarihli kararı bu soruyu hava taşıması bakımından incelemiştir. Olayda 2014 yılında Kuzey Kıbrıs'tan İstanbul bağlantılı olarak İzmir'e taşınan üç koli tıbbi cihazdan biri kaybolmuş, değer bildirimi yapılmamıştır. Uyuşmazlığa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Montreal Konvansiyonuna taraf olmaması nedeniyle 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu (TSHK) uygulanmıştır.

Yerel mahkeme, kaybın en iyi ihtimalle taşıyıcının veya adamlarının ihmalinden kaynaklandığını kabul ederek sınırsız sorumluluğa hükmetmiş, 11. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu şu değerlendirmeyle direnme kararını bozmuştur:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/801, K. 2024/277, T. 22.05.2024

Buna göre taşıyıcının sınırsız sorumluluğu için taşıyıcının ve/veya adamlarının zarar verme kastı ile icra ettikleri hareketlerinin yanı sıra zararın ortaya çıkma ihtimalinin bilincinde oldukları hâlde ihtiyatsızca fiilleri sonucunda oluşan zarardan taşıyıcı sınırsız sorumludur. … Dosya kapsamında, davacı tarafından dava konusu kayıp emtianın değerine dair herhangi bir beyanda bulunulmamış olması yanında davalının veya adamlarının zarar vermek kastı ile veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek dikkatsizce yaptıkları bir hareket yahut ihmal sonucunda dava konusu zararın oluştuğu da ispatlanamamıştır (TSHK md. 126).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Kurul görüşmeleri sırasında, TSHK m. 123 ve 124 dikkate alındığında davalının kayıp emtiadan sınırsız sorumlu olduğu ve direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş, ancak bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

Karar TTK veya CMR'ye değil TSHK'ya dayanmaktadır. Bununla birlikte TSHK m. 126'daki ölçütün, zararın doğması ihtimalini bilerek dikkatsizce yapılan hareket bakımından TTK m. 886'daki ölçüte yakın bir yapı taşıdığı değerlendirilebilir. Kararda, kaybın yalnızca ihmal sonucu meydana geldiğinin kabul edilmesi, sınırsız sorumluluk için yeterli görülmemiştir.

5. İspat Yükü

TTK m. 886 metninde "ispat edilen" ifadesi yer alır. Buna göre kast veya pervasız davranışı ispat yükü, sınırın kalkmasını isteyen tarafa, yani kural olarak davacı gönderen, gönderilen veya halefiyet yoluyla dava açan sigortacıya düşer. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulma hallerini ispat yükü ile sınırın kalkmasına ilişkin ispat yükü kural olarak birbirinden ayrı değerlendirilir: taşıyıcı sorumluluktan kurtulamasa bile, pervasızlık ispat edilmedikçe sınırlı sorumluluk uygulanır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.09.2022 tarihli kararı bu ayrımı gösterir. Olayda 2014 yılında kargo ile gönderilen bir cihazın ekranı kırık ulaşmış, yerel mahkeme cihaz bedelinin yanında cihazın kullanılamadığı dönemdeki kar kaybını da taşıyıcıdan tahsil etmişti. Daire kar kaybına ilişkin kısmı bozmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/3745, K. 2022/5461, T. 05.09.2022

Genel kural, taşıyıcının zıya ve hasardan sınırlı sorumluluğunun olduğu şeklinde ise de 6102 sayılı TTK'nın 886. maddesinde de taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir. … Somut olayda, davalı taşıyıcının zarara kasten veyahut pervasızca bir davranışıyla sebep olduğu ispatlanamadığı gibi … kar mahrumiyetine ilişkin talebin reddi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Karar, sınırın kalkmasının yalnızca tutar sınırını değil, tazmin edilecek zararın kapsamını da etkileyebildiğini göstermektedir. TTK m. 880 tazminatı eşyanın değerine bağlar; pervasızlık ispat edilmedikçe değer dışındaki kalemlerin, örneğin kar kaybının istenmesi Daire tarafından kabul edilmemiştir.

Hukuk Genel Kurulunun 4.3'te aktarılan kararında da kaybın sebebinin açıklanamaması, kast veya bilinçli dikkatsizliğin ispatı yerine geçirilmemiştir. Buna karşılık 11. Hukuk Dairesinin, TTK m. 855/5'teki üç yıllık zamanaşımı bakımından, taşıyıcının eşyanın bir kısmının kaybına hiçbir açıklama getirememesini pervasız davranış niteliğinde gördüğü bir kararı da vardır; açıklanamayan kayıp konusunda farklı yönde kararlar bulunduğu dikkate alınabilir. Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde, davacıdan aracın bırakıldığı yerin niteliği, güvenlik önlemleri ve sürücünün davranışı gibi somut olguları soruşturma dosyası, sürücü ifadesi, takip cihazı kayıtları ve ekspertiz raporu gibi delillerle ortaya koyması beklenebilir.

6. Sınırsız Sorumluluğun Diğer Sonuçları

Kast veya pervasız davranışın kabulü yalnızca tazminat tutarını etkilemez. TTK m. 855/5 uyarınca taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışından doğan zıya, hasar ve gecikmede sorumluluk üç yılda zamanaşımına uğrar. CMR m. 32/1 de bilerek kötü hareket veya mahkemece bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda süreyi üç yıl olarak belirler. Bu nedenle bir yıllık sürenin geçtiği davalarda, pervasızlık iddiası hem esas hem de zamanaşımı bakımından gündeme gelebilir. Süreler ve başlangıç tarihleri seride ayrıca Taşımada Hasar İhbarı, Zamanaşımı ve Yetkili Mahkeme başlığı altında anlatılmıştır.

Taşıyıcının sorumluluk sigortasında kast ve pervasızlığın teminata etkisi, poliçe ve genel şartlara göre ayrıca değerlendirilir. Emtia sigortacısının sigortalısına ödeme yaptıktan sonra taşıyıcıya karşı açtığı rücu davasında ise sınırın kalkıp kalkmadığı, rücu edilebilecek tutarı doğrudan etkiler; bu konu seride Emtia (Nakliyat) Sigortacısının Taşıyıcıya Karşı Rücu Hakkı başlığı altında ele alınmıştır.

7. Sonuç

TTK m. 886, taşıyıcının sınırlı sorumluluğuna iki istisna getirir: kast ve zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle yapılan pervasız davranış. Bu hallerde taşıyıcı hem sorumluluk sınırlarından hem de sorumluluktan kurtulma hallerinden yararlanamaz. CMR m. 29 aynı sonuca, taşımacının kötü hareketi ile davaya bakan mahkemenin kararıyla buna eşdeğer sayılan kusur halinde ulaşır; ikinci halin ölçüsü Konvansiyonda tanımlanmamış, davaya bakan mahkemeye bırakılmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin aktarılan kararlarında, brandalı aracın gece bekçisi olmayan bir yerde park edilmesi olgular bütünü içinde pervasız hareket sayılmış; virajda yükün düşmesiyle sonuçlanan trafik kazasında sürücünün davranışı ise pervasızlık olarak nitelendirilmemiştir. Buna karşılık aracı hızlı kullanan ve asli kusurlu olan sürücünün davranışı nedeniyle taşıyıcı bakımından üç yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasında isabetsizlik görülmeyen bir karar da bulunmaktadır; trafik kazalarında pervasızlık değerlendirmesi olayın koşullarına göre farklı sonuçlara ulaşabilmektedir. Hukuk Genel Kurulunun 2024 tarihli kararında, hava taşımasında kaybın yalnızca ihmalden kaynaklandığının kabulü sınırsız sorumluluk için yeterli görülmemiş; bu karar oy çokluğuyla ve direnme üzerine verilmiştir. Kararlar, pervasızlığı ispat yükünün sınırın kalkmasını isteyen tarafta olduğunu ve değerlendirmenin olayın somut koşullarına göre yapıldığını göstermektedir.

Pervasızlığın kabulü, tazminatın gerçek zarar üzerinden hesaplanması yanında zamanaşımı süresinin bir yıldan üç yıla çıkması sonucunu da doğurabilir.

Bu yazıdaki açıklamalar, yayın tarihinde yürürlükte olan mevzuata ve aktarılan Yargıtay kararlarına dayanmaktadır. Yargıtay içtihadı zaman içinde değişebilir; aynı konuda farklı daire kararları veya karşı oylar bulunabilir. Somut bir uyuşmazlıkta mahkeme veya hakem heyeti, dosyadaki delillere ve olayın özelliklerine göre bu yazıda aktarılan yaklaşımdan farklı bir sonuca ulaşabilir.