İçeriğe geç

Fiili Taşıyıcı, Alt Taşıyıcı ve Ardışık Taşıma

Yayın 13 dk okuma
Özet

Taşıma işini üstlenen taşıyıcı, taşımayı başkasına yaptırsa da gönderene karşı sorumlu kalır; TTK m. 888 fiili taşıyıcıyı da kendi yaptığı taşıma bakımından asıl taşıyıcı gibi ve onunla müteselsilen sorumlu tutar. CMR ardışık taşımada davanın kimlere açılabileceğini ve taşımacılar arası rücuu ayrıca düzenler. Yazıda yardımcı kişiler, fiili ve alt taşıyıcı, ardışık taşıma ve rücu Yargıtay kararlarıyla anlatılmaktadır.

1. Giriş

Taşıma sektöründe bir işi üstlenen şirketin yükü kendi aracıyla taşıması her zaman söz konusu olmaz. Gönderenle sözleşme yapan taşıyıcı, taşımayı bir başka nakliyeciye, o da kimi zaman üçüncü bir araç sahibine yaptırabilir. Uluslararası taşımalarda yük, yolculuk boyunca birden fazla taşımacının elinden de geçebilir. Bir hasar veya kayıp ortaya çıktığında gönderen ya da emtia sigortacısı, bu zincirde kime başvurabileceğini; zararı ödeyen taşıyıcı ise kime rücu edebileceğini sorar.

Türk Ticaret Kanunu (TTK) bu soruları yardımcı kişilerin sorumluluğu (m. 879, 887) ve fiili taşıyıcı (m. 888) hükümleriyle cevaplar. Uluslararası karayolu taşımasında ise CMR Konvansiyonunun taşımacının yardımcılarına ilişkin m. 3 hükmü ile ardışık taşımaya ilişkin m. 34 ila 40 arasındaki hükümleri uygulanır.

Taşıyıcının yardımcılarından sorumluluğundan başlayarak fiili taşıyıcı ve alt taşıyıcının konumu, CMR'deki ardışık taşıma ve taşıyıcılar arasındaki rücu, Yargıtay kararlarıyla birlikte sırasıyla değerlendirilmiştir. CMR'nin uygulama alanı seride ayrıca CMR'nin Uygulama Alanı ve Taşımacının Sorumluluğu başlığı altında ele alınmıştır.

2. Taşıyıcının Yardımcılarından Sorumluluğu

2.1. TTK m. 879

TTK m. 879 Yardımcıların kusuru

(1) Taşıyıcı; a) Kendi adamlarının, b) Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.

Hüküm iki grup kişiyi kapsar. "Kendi adamları" taşıyıcının sürücüleri ve diğer çalışanlarıdır. "Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişiler" ise taşıyıcının bağımsız olarak çalıştırdığı alt taşıyıcı, aktarma deposu veya yükleme şirketi gibi kişileri ifade eder. Bu kişilerin görevleri sırasındaki fiil ve ihmalleri, taşıyıcının kendi fiili sayılır. Sonuç olarak taşıyıcı, taşımayı başkasına yaptırmış olmasını gönderene karşı bir savunma olarak kullanamaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.10.2023 tarihli kararında, yurt içinde taşınan trafoların 2016 yılında taşıyıcı kooperatifin aracıyla yapılan kazada hasar görmesine ilişkin davada, taşıyıcının ve sürücünün sorumluluğunu ayrı dayanaklara bağlamıştır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1884, K. 2023/5782, T. 11.10.2023

Asıl davada taşıyıcının sorumluluğu eşya taşımasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 856 ncı ve devamı hükümlerinden, sürücü olan davalının sorumluluğu ise 6098 sayılı Kanun'un haksız fiil hükümlerinden kaynaklanmaktadır. … Zira madde 879 uyarınca taşıyıcı yardımcılarının kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. … Asıl davada taşıyıcının yardımcısı olan sürücü davalı haksız fiili işleyen olması nedeniyle sorumluluğu 6098 sayılı Kanun'un haksız fiili düzenleyen 49 uncu ve devamı hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Daire, sürücünün asli kusurunu TTK m. 879 uyarınca taşıyıcıya yüklemiş ve taşıyıcı bakımından TTK m. 855/5'teki üç yıllık zamanaşımının uygulanmasını yerinde görmüştür. Sürücü yönünden ise TBK m. 72 uyarınca iki yıllık sürenin uygulanacağını belirterek, zamanaşımı nedeniyle verilen ret kararını bozmuştur.

2.2. Yardımcıların sözleşme dışı sorumluluğu: TTK m. 887

Gönderen veya gönderilen ile taşıyıcının yardımcısı arasında sözleşme bulunmadığından, yardımcıya kural olarak sözleşme dışı sorumluluk hükümlerine dayanılarak başvurulabilir; yardımcı aynı zamanda TTK m. 888 anlamında fiili taşıyıcı ise, onun asıl taşıyıcıyla birlikte doğrudan ve müteselsil sorumluluğu saklıdır (bkz. 3.1). TTK m. 887'ye göre bu durumda yardımcı, Kanunun taşıyıcıya tanıdığı sorumluluktan kurtulma sebeplerine ve sorumluluk sınırlarına dayanabilir. Zarara kasten veya pervasızca ve zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle sebep olunmuşsa bu imkan ortadan kalkar. Böylece taşıyıcıya yöneltildiğinde sınırlı kalacak bir talebin, yardımcıya yöneltilerek sınırsız hale getirilmesinin önüne geçilmek istenmiştir.

2.3. CMR m. 3

CMR'de de benzer bir kural bulunur:

CMR m. 3

Bu Sözleşmenin uygulanması bakımından taşımacı, çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden sanki bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacaktır.

Hüküm, CMR'ye tabi bir taşımayı üstlenen taşımacının alt taşıyıcı kullanması halinde de uygulanır. Bu kişilerin görevleri sırasında kötü hareket veya buna eşdeğer kusurla zarara yol açması halinde taşımacının sorumluluk sınırlarından yararlanamayacağı ise CMR m. 29/2'de ayrıca düzenlenmiştir; bu konu seride Kast ve Pervasız Davranış başlıklı yazıda incelenmiştir.

3. Fiili Taşıyıcı ve Alt Taşıyıcı

3.1. TTK m. 888

TTK m. 879, gönderenle sözleşme yapan taşıyıcının yardımcılarından sorumluluğunu düzenler. TTK m. 888 ise soruya diğer taraftan bakar ve taşımayı fiilen yapan üçüncü kişinin gönderene karşı doğrudan sorumluluğunu kurar.

TTK m. 888 Fiilî taşıyıcı

(1) Taşıma, kısmen veya tamamen üçüncü bir kişi olan fiilî taşıyıcı tarafından yerine getirilirse, bu kişi eşyanın zıyaı, hasarı veya gecikmesi nedeniyle kendisi tarafından yapılan taşıma sırasında ortaya çıkan zarardan asıl taşıyıcı gibi sorumludur. Asıl taşıyıcının gönderen veya gönderilen ile, sorumluluğun genişletilmesi için yaptığı sözleşmeler, fiilî taşıyıcıya karşı, bunları yazılı olarak kabul etmesi şartıyla geçerlidir. (2) Fiilî taşıyıcı, taşıma sözleşmesinden doğan asıl taşıyıcıya ait bütün def’ileri ileri sürebilir. (3) Asıl taşıyıcı ve fiilî taşıyıcı müteselsilen sorumludurlar.

Hükmün ve ilgili maddelerin sonuçları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

KonuDüzenleme
Sorumluluğun kapsamıFiili taşıyıcı, yalnız kendi yaptığı taşıma kesiminde ortaya çıkan zarardan sorumludur (m. 888/1).
Sorumluluğun ölçüsüFiili taşıyıcı asıl taşıyıcı gibi, yani aynı kurtuluş sebepleri ve sınırlar çerçevesinde sorumludur.
Genişletilmiş sorumlulukAsıl taşıyıcının sorumluluğunu genişleten sözleşmeler, fiili taşıyıcıyı ancak yazılı olarak kabul etmesi halinde bağlar (m. 888/1).
Def'ilerFiili taşıyıcı, asıl taşıyıcının taşıma sözleşmesinden doğan bütün def'ilerini ileri sürebilir (m. 888/2).
TeselsülAsıl ve fiili taşıyıcı müteselsilen sorumludur (m. 888/3).
YardımcılarFiili taşıyıcının yardımcılarına başvurulursa TTK m. 887 uygulanır (m. 888/4).
Eşyanın durumuFiili taşıyıcı teslim aldığı eşyanın durumunu senede yazdırabilir; yazdırmazsa m. 858/2'deki karine uygulanır (m. 888/5).
YetkiFiili taşıyıcıya karşı dava asıl taşıyıcının, asıl taşıyıcıya karşı dava fiili taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir (m. 890/2).

Buna göre gönderen veya emtia sigortacısı, zarar fiili taşıyıcının yaptığı kesimde doğmuşsa asıl taşıyıcıya, fiili taşıyıcıya ya da her ikisine birlikte başvurabilir. Asıl taşıyıcı ise m. 879 uyarınca taşımanın tamamından sorumludur.

3.2. Eski Kanun dönemindeki farklı yaklaşım

6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu, birden fazla taşıyıcının katıldığı taşımalarda davanın birinci veya sonuncu taşıyıcıya karşı açılmasını öngören ve aradaki taşıyıcıya karşı dava için zararın onun taşıması sırasında doğduğunun ispatını arayan farklı bir sistem içeriyordu. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 21.06.2021 tarihli kararında, İstanbul'dan Trabzon'a 2008 yılında yapılan bir taşımada asıl taşıyan ile alt taşıyanın birlikte sorumlu tutulmasını, eski Kanun hükmü gerekçesiyle bozmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/1519, K. 2021/5242, T. 21.06.2021

Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 787/1 maddesi “Taşıyıcı aleyhine açılacak tazminat davaları birinci veya sonuncu taşıyıcı aleyhine ikame edilmek lazımdır. Bu davanın aradaki taşıyıcı aleyhine açılabilmesi için, zıya ve hasarın bu taşıyıcının taşıdığı zaman içinde meydana geldiğini ispat etmek şarttır.” hükmünü haizdir. Somut olayda; davalılar arasındaki ilişki asıl taşıyan ile alt taşıyan ilişkisi olup, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 787. maddesi uyarınca her iki davalının müteselsilen sorumlu tutulması doğru olmamıştır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Karar, eski Kanun dönemindeki bir taşımaya ve o dönemin hükmüne ilişkindir. 6102 sayılı TTK, m. 888/3 ile asıl ve fiili taşıyıcının müteselsil sorumluluğunu açıkça kabul etmiştir. 6102 sayılı Kanunun "Birden çok taşıyıcı" başlıklı m. 892 hükmü ise sorumluluğa değil, son taşıyıcının önceki taşıyıcıların alacaklarını tahsil etmesine ve hapis hakkına ilişkindir. Bu nedenle eski tarihli olaylara dayanan kararlar değerlendirilirken olay tarihi ve uygulanan kanun da dikkate alınabilir.

4. CMR'de Ardışık Taşıma

4.1. Ardışık taşımanın şartları

CMR m. 34

Tek bir mukaveleyle düzenlenen taşıma, karayolu taşımacıları tarafından ortaklaşa yapıldığında, tüm taşımanın yapılmasından her biri sorumludur. İkinci taşımacı ile onu takip eden taşımacılar, malları ve sevk mektubunu kabul etmiş olmaları dolayısıyla ve sevk mektubundaki koşullar altında anlaşmaya katılmış olurlar.

Resmi Gazete metninde "ortaklaşa" denilen bu taşıma, öğretide ardışık veya birbirini izleyen taşıma olarak da anılır. Hükmün uygulanması için taşımanın tek bir sözleşmeye dayanması ve sonraki taşımacıların malları sevk mektubuyla birlikte kabul etmesi aranır. Bu şartlar gerçekleştiğinde her taşımacı taşımanın tamamından sorumlu olur. Yükü önceki taşımacıdan alan taşımacı, ona imzalı ve tarihli bir makbuz verir ve adını sevk mektubunun ikinci nüshasına yazar (m. 35/1).

Bu nedenle CMR m. 34, gönderenle sözleşme yapan taşımacının işi kendi adına başka bir nakliyeciye ayrı bir sözleşmeyle devrettiği alt taşıma ilişkisinden farklıdır. Alt taşıyıcının m. 34 anlamında ardışık taşımacı sayılıp sayılmayacağı, somut olayda tek sözleşme ve sevk mektubunun kabulü şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değerlendirilebilir. Bu şartlar yoksa alt taşıyıcının eylemleri, m. 3 uyarınca taşımacının kendi eylemi sayılır.

4.2. Davanın kimlere açılabileceği

CMR m. 36

Aynı taşıma mukavelesine dayalı istekle ilgili olarak açılan bir davada ile sürülen karşıt bir istek veya vereceğini alacağına sayışma halleri dışında kayıp, hasar veya gecikme sorumluluğu ile ilgili davalar ancak birinci taşımacının, sonuncu taşımacının veya kayıp, hasar veya gecikmenin oluştuğu sırada taşıma işini yapmakta olan taşımacının aleyhine açılabilir. Bu taşımacılardan birkaçı aleyhine aynı zamanda dava açılması mümkündür.

Ardışık taşımada hak sahibi, birinci taşımacıya, sonuncu taşımacıya veya zararın doğduğu sırada taşımayı yapan taşımacıya dava açabilir; bunlardan birkaçını birlikte de davalı gösterebilir. Ara taşımacılardan zararın doğduğu kesimi yürütmeyen birine karşı dava, karşı dava veya takas savunması dışında bu hükme göre açılamaz.

5. Taşıyıcılar Arasında Rücu

5.1. CMR m. 37 ve 38

Gönderene tazminat ödeyen taşımacı, ödediği tutarı faiz ve giderleriyle birlikte taşımaya katılan diğer taşımacılardan isteyebilir. CMR m. 37'ye göre zarardan sorumlu taşımacı tazminatı tek başına yüklenir; zarar birden fazla taşımacının fiilinden doğmuşsa her biri sorumluluğu oranında öder; sorumlu taşımacı belirlenemiyorsa tazminat, taşıma ücreti oranında taşımacılar arasında paylaştırılır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 15.10.2020 tarihli kararında, İzmir'den Irak'a yapılan bir taşımaya ilişkin rücu davasını incelemiştir. Davacı, gönderenle sözleşme yapan asıl taşıyıcıdan işi alan ve kararda akdi taşıyıcı olarak nitelendirilen taşıyıcıdır; tazminatı gönderene değil, icra takibi yoluyla asıl taşıyıcının sigortacısına ödemiş ve ödediği tutarı alt taşıyıcı ile kazaya karışan aracın bağlı olduğu fiili taşıyıcıdan istemiştir. Daire kararı bozmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/1168, K. 2020/4173, T. 15.10.2020

Taşımada meydana gelen zıya, hasar ve gecikme halinde CMR sözleşmesi hükümleri gereğince tazminat ödemek zorunda kalan taşıyıcı, gerekli koşulların bulunması halinde, diğer taşıyıcılara karşı rücu hakkını kullanabilecektir. CMR Konvansiyonu'un 37. maddesine göre, bu sözleşme hükümleri gereğince tazminat ödemiş olan taşımacı, ödediği faiz ve yaptığı sarflarla birlikte ödediği tazminatı taşımaya katılmış olanlardan geri alma hakkına sahiptir. Aynı maddenin (a) bendinde zıya ve hasardan sorumlu olan taşımacı ister kendisi ister başka bir taşımacı tarafından ödenmiş olsun tazminatı tek başına yüklenmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu kuralın istisnası ise Konvansiyon m.38 hükmü ile getirilmiştir. Bu hükme göre taşımacılardan biri borçlarını ödeyemeyecek durumda ise, ödenmesi gereken tazminat payı taşıma karşılığında alacakları ücretler oranında diğer taşımacılar arasında bölüştürülecektir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Daire, sürücüsü kazada tam kusurlu bulunan fiili taşıyıcıyı m. 37/a uyarınca zarardan sorumlu görmüş; bu taşıyıcının ödeme güçsüzlüğü halinde payın m. 38'e göre diğer taşımacılar arasında paylaştırılacağını belirtmiştir. Buna göre Daire, alt taşıyıcı hakkındaki davanın esastan değil, zamansız açıldığı gerekçesiyle usulden reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda ayrıca gerçek zararın CMR m. 23'e göre belirlenip sınırla karşılaştırılması istenmiştir.

5.2. Rücuun sınırı

Asıl taşıyıcı gönderene CMR'deki sınırın üzerinde ödeme yapmışsa, fazlasını alt taşıyıcıdan isteyip isteyemeyeceği sorusu ortaya çıkar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.01.2022 tarihli kararında, Türkiye'den Belçika'ya taşınacak yükün alt taşıyıcıya ait kamyonla Ro-Ro gemisinde taşınırken 2008 yılında çıkan yangında zayi olduğu olayı karar düzeltme aşamasında incelemiştir. Daire, yükün kamyondan boşaltılmadan taşındığını gözeterek CMR'yi uygulamış ve kendi önceki bozma kararını kaldırarak alt taşıyıcı lehine verilen hükmü onamıştır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/1676, K. 2022/563, T. 24.01.2022

CMR Konvansiyonu hükümlerine göre taşıyıcı, taşıdığı emtiayı tam ve sağlam olarak alıcısına teslim ile yükümlüdür. Malların kısmen veya tamamen kaybından veya hasarından veya gecikmesinden sorumludur. Bu sorumluluk, kural olarak tam tazmin esasına değil, taşıyıcıya teslim edilen değerin iadesine yöneliktir. … Ancak zikredilen hükümde alt taşıyıcının sınırlı sorumluluk hükümleri gözetilmeksizin meydana gelen tüm zarardan sorumlu olduğu açıkça kararlaştırılmadığından bu hükme istinaden sınırlı sorumluluk hükümlerinden ayrılmayı gerektiren bir hal bulunmadığı gibi esasen zarar halinde üst taşıyıcıdan talep edilebilecek tazminat da CMR’nin 29. maddesinde belirtilen istisnai haller dışında sınırlı sorumluluk hükümlerine göre belirlenecek tutarı aşamayacaktır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Kararda, taraflar arasındaki sözleşmede üst taşıyıcıya yöneltilecek taleplerin alt taşıyıcıya yansıtılacağına ilişkin genel bir kaydın, alt taşıyıcının sınırsız sorumluluğu sonucunu doğurmadığı kabul edilmiştir. Daire, alt taşıyıcı CMR m. 17/2'deki bir kurtuluş sebebini kanıtlayamasa bile sorumluluğunun sınırlı sorumluluk tutarını aşamayacağını ve üst taşıyıcının mal sahibine fazladan yaptığı ödemeyi alt taşıyıcıya yükleyemeyeceğini belirtmiştir.

5.3. Rücu davasında zamanaşımı

CMR m. 39/4'e göre taşımacılar arasındaki rücu davalarında CMR m. 32'deki süre, ödenecek tazminatın miktarını belirleyen son mahkeme kararının tarihinden, böyle bir karar yoksa ödeme tarihinden itibaren işler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.05.2019 tarihli kararında, üst taşıyıcının alt taşıyıcıya karşı başlattığı rücu takibinde bu sürenin başlangıcını incelemiştir. Karar, yerel mahkemenin direnme kararı üzerine ve oy çokluğuyla verilmiştir:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2499, K. 2019/564, T. 16.05.2019

Eldeki dava, üst taşıyıcı tarafından alt taşıyıcıya karşı rücuen tazminata yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki temel uyuşmazlıkta CMR Konvansiyonu’nun hükümleri uygulanacaktır. CMR Konvansiyonu’nun 32. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, Konvansiyon’un 39/4. maddesi gereğince taşımacılar arasında açılacak davalarda ya bu Konvansiyon gereğince ödenmesi gereken tazminatın miktarını tayin eden son mahkeme kararı tarihinden yahut da böyle bir karar yoksa ödeme tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. … O hâlde, Yargıtay’ın temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine ilişkin kararının taraflara tebliğ edilmesi ve karar düzeltme yoluna başvuru süresinin geçmesi beklenerek bu sürenin dolduğu tarihin rücu talebine konu mahkeme kararının şekli anlamda kesinleştiği tarih olarak kabulü gerekir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Olayda üst taşıyıcı, gönderenin kendisine karşı açtığı davada verilen kararı temyiz etmiş, sonra temyizden feragat etmişti. Kurul çoğunluğu, sürenin feragat tarihinden değil, feragat nedeniyle verilen ret kararına karşı karar düzeltme süresinin dolduğu tarihten başlayacağını kabul ederek direnme kararını bozmuştur. Karşı oylarda ise kararın temyizden feragat tarihinde şekli anlamda kesinleştiği, zamanaşımının bu tarihte başladığı ve davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararının sonucu itibarıyla onanması gerektiği görüşü savunulmuştur. Karar, HUMK döneminde karar düzeltme yolunun bulunduğu bir olaya ilişkindir.

Aktarılan 15.10.2020 tarihli Daire kararında ve bu Hukuk Genel Kurulu kararında, alt taşıma ilişkisinde CMR m. 37 ila 39 hükümleri, m. 34'teki tek sözleşme ve sevk mektubunun kabulü şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca tartışılmadan uygulanmıştır. Bu durum, 4.1'de açıklanan ayrımla birlikte değerlendirilebilir.

6. Sonuç

Taşıyıcı, taşımayı kendi çalışanlarıyla yapsa da başka bir nakliyeciye yaptırsa da gönderene karşı sorumludur; TTK m. 879 ve CMR m. 3, yardımcıların fiil ve ihmallerini taşıyıcının kendi fiili sayar. TTK m. 887, taşıyıcının yardımcılarına kurtuluş sebeplerine ve sorumluluk sınırlarına dayanma imkanı tanır.

TTK m. 888, taşımayı fiilen yapan üçüncü kişiyi kendi yaptığı kesimdeki zarardan asıl taşıyıcı gibi sorumlu tutar ve iki taşıyıcı arasında teselsül öngörür. 6762 sayılı eski Kanun döneminde verilen 2021/1519 E. sayılı karar ise farklı bir sisteme dayanmaktadır. CMR'de tek sözleşmeye dayanan ve sevk mektubuyla devam eden ardışık taşımada her taşımacı taşımanın tamamından sorumludur; dava m. 36'da sayılan taşımacılara karşı açılabilir.

Taşıyıcılar arasındaki rücuda CMR m. 37 ve 38 zararın asıl sorumlusunu ve paylaştırmayı belirler. Aktarılan kararlarda üst taşıyıcının alt taşıyıcıdan isteyebileceği tutar sınırlı sorumluluk tutarıyla sınırlı görülmüş, rücu davasında zamanaşımının başlangıcı ise Hukuk Genel Kurulunda oy çokluğuyla belirlenmiştir.

Bu yazıdaki açıklamalar, yayın tarihinde yürürlükte olan mevzuata ve aktarılan Yargıtay kararlarına dayanmaktadır. Yargıtay içtihadı zaman içinde değişebilir; aynı konuda farklı daire kararları veya karşı oylar bulunabilir. Somut bir uyuşmazlıkta mahkeme veya hakem heyeti, dosyadaki delillere ve olayın özelliklerine göre bu yazıda aktarılan yaklaşımdan farklı bir sonuca ulaşabilir.