Dieser Artikel erscheint auf Türkisch.
Trafik Sigortasında Başvuru Şartı ve Sigortacının Temerrüdü
Zarar görenin trafik sigortacısına dava açmadan veya tahkime gitmeden önce yazılı başvuru yapması KTK m. 97'de öngörülmüş, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararlarında dava şartı olarak nitelendirilmiştir. Dairenin 2025 tarihli bir kararında başvuru yapılmışsa ayrıca arabuluculuğa gidilmesi dava şartı olarak görülmemiş; sigortacının temerrüdü ise KTK m. 99'daki sekiz iş günlük süreye bağlanmıştır.
1. Giriş
Trafik kazasında zarar gören kişi, zararını karşılatmak için doğrudan dava açmayı düşünebilir. Ancak zorunlu trafik sigortası kapsamındaki taleplerde Karayolları Trafik Kanunu (KTK), dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapılmasını şart koşmaktadır. Bu şartın yerine getirilmemesi, davanın esasına girilmeden usulden reddedilmesi sonucunu doğurabilir.
Başvuru, yalnızca bir usul şartı değildir; sigortacının temerrüde düştüğü tarihi, dolayısıyla faizin başlangıcını da etkiler. Ayrıca 2019 yılından itibaren ticari davalarda arabuluculuğun dava şartı haline getirilmesiyle, trafik sigortası uyuşmazlıklarında hem sigortacıya başvuru hem de arabuluculuk şartının aranıp aranmayacağı uygulamada tartışma konusu olmuştur.
2. Başvuru Şartı
2.1. Kanuni düzenleme
Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.
Hüküm 2016 yılında 6704 sayılı Kanunla bu şekle getirilmiştir. Maddeye göre:
- Başvuru yazılı olmalıdır.
- Başvuru, zorunlu trafik sigortasında öngörülen teminat sınırları içindeki talepler için aranır.
- Sigortacı 15 gün içinde yazılı cevap vermezse ya da cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabilir.
Tahkim yolu bakımından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/13 ayrıca, sigortacının başvuru tarihinden itibaren "onbeş iş günü" içinde yazılı cevap vermemesini Komisyona başvuru için yeterli saymaktadır. KTK m. 97'deki süre ise "15 gün" olarak düzenlenmiştir; Komisyona başvurulacaksa iş günü ile takvim günü arasındaki bu fark sürenin hesabında dikkate alınabilir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları da aynı kuralı tekrar etmekte ve başvuruya eklenecek belgeleri ayrıca düzenlemektedir:
Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce … bu Genel Şartların Ek-6’sında belirtilen tazminat ödemelerinde istenecek belgelerin tamamı ile birlikte ilgili sigortacıya yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Genel Şartlar, uyuşmazlık halinde davanın sigortacının merkez veya şubesinin, acentenin bulunduğu yer, kazanın meydana geldiği yer ya da zarar görenin ikametgahı mahkemesinde açılabileceğini ve Sigorta Tahkim Komisyonuna da başvurulabileceğini belirtmektedir.
2.2. Başvurunun dava şartı niteliği
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, başvurunun niteliğini ve amacını yakın tarihli bir kararında şöyle açıklamıştır:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun(2918 sayılı Kanun) 97 nci maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamı dahilinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması bir dava şartı olarak öngörülmüştür. 2918 sayılı Kanun'un 97 nci madde değişikliği ile sigorta şirketine başvurunun dava şartı haline getirilmesinin amacı zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava yoluna gitmeden önce rizikonun gerçekleştiği konusunda bilgisi olmayan ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasının sağlanması suretiyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargıya taşınmadan çözülmesi böylece hem talepte bulunanın tazminat alacağına bir an önce kavuşmasının temini hem de yargının iş yükünün azaltılmasıdır.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Kararda belirtilen amaç, şartın uygulanmasında da dikkate alınabilir: Başvurudan beklenen, sigortacının rizikodan ve talepten haberdar olması ve uyuşmazlığı dava öncesinde çözme fırsatı bulmasıdır.
2.3. Eksik başvurunun tamamlanması
Başvurunun yapılmış olduğu, ancak bir belgenin eksik ya da usule aykırı olduğu durumlar da görülebilir (ör. kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun olmayan bir maluliyet raporu). Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024 tarihli bir kararında, bu durumda eksikliğin tamamlanması için süre verilmesi gerektiğini belirtmiştir:
Dava şartları, davanın açılabilmesi için değil, yargılamanın devamı için gerekli hususlardan olduğundan bir kısım dava şartları tamamlanabilir nitelikte olabilir. Tamamlanabilir dava şartları söz konusu olduğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir. … 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte başvurunun yapıldığı ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu hâllerde bu eksikliğin tamamlanabileceği
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Bu kararda başvurunun hiç yapılmaması ile başvurunun yapılıp belgelerinin eksik kalması farklı değerlendirilmiştir. Dairenin, başvuruya eklenen maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığı başka olaylarda da usulden ret kararlarını bu yaklaşımla bozduğu kararları bulunmaktadır. İkinci durumda yargılama sırasında eksikliğin giderilmesi için süre verilmesi gündeme gelir. Bununla birlikte başvurunun eksiksiz yapılması, hem davanın uzamaması hem de temerrüt tarihinin erken başlaması bakımından zarar görenin yararına olabilir.
3. Başvuru Şartı ve Zorunlu Arabuluculuk
3.1. Sorun
Türk Ticaret Kanunu (TTK), 2019 yılından itibaren ticari davalarda arabuluculuğu dava şartı olarak düzenlemiştir:
(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Sigorta hukukuna ilişkin davalar TTK m. 4 uyarınca ticari dava sayıldığından, trafik sigortacısına karşı açılan tazminat davalarında KTK m. 97'deki başvurunun yanında ayrıca arabuluculuğa gidilmesi gerekip gerekmediği tartışılmıştır. Aşağıdaki karara konu olayda olduğu gibi, arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle usulden ret kararı verilen davalar da olmuştur.
3.2. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yaklaşımı
Yukarıda başvurunun niteliğine ilişkin kısmı alıntılanan 29.05.2025 tarihli kararda, ölüm nedeniyle açılan bir tazminat davası arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiş, bölge adliye mahkemesi de bu kararı yerinde bulmuştu. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ise Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin (18) numaralı fıkrasına dayanarak kararı bozmuştur:
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun(6325 sayılı Kanun) “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 18/A maddesinin (18) numaralı fıkrasında “Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.” hükmü yer almıştır. … 2918 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin (18) numaralı fıkrası gereğince ayrıca arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Kararın olayında zarar gören davadan önce sigortacıya başvurmuş, sigortacı da kısmi ödeme yapmıştı. Daire, bu şekilde sigortacının rizikodan ve kapsamından haberdar olduğunu ve KTK m. 97 ile amaçlanan durumun gerçekleştiğini kabul etmiştir. Kararda KTK m. 97'deki başvurunun, 6325 sayılı Kanun m. 18/A-18 anlamında özel kanunda öngörülen bir başvuru zorunluluğu olarak değerlendirildiği ve trafik sigortacısına karşı açılan tazminat davasında ayrıca arabuluculuk şartı aranmadığı anlaşılmaktadır. Kararın bu konuda yerleşik bir içtihat oluşturup oluşturmadığı, Dairenin sonraki kararlarıyla birlikte değerlendirilebilir.
Bu değerlendirme, KTK m. 97 kapsamındaki, yani zarar görenin trafik sigortacısına karşı teminat sınırları içindeki talepleriyle ilgilidir. Sigortacının sigortalısına karşı rücu davaları veya kasko gibi diğer sigortalardan doğan uyuşmazlıklarda arabuluculuk şartının uygulanıp uygulanmayacağı ayrı bir değerlendirme konusudur. Örneğin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, trafik sigortacısının gerçek kişi sigortalısına karşı açtığı bir rücu davasını tüketici işlemi olarak nitelendirmiş ve dava tarihinde tüketici davalarında arabuluculuğun henüz dava şartı olmadığını gözeterek usulden ret kararını bozmuştur (Yargıtay 4. HD, E. 2022/2388, K. 2022/3932, T. 03.03.2022). Daire aynı kararda, tüketici davalarında arabuluculuğun 6502 sayılı Kanuna eklenen 73/A maddesiyle 22.07.2020 tarihinden itibaren dava şartı olarak düzenlendiğini de belirtmiştir; bu tarihten sonra açılan benzer rücu davalarında arabuluculuk şartı gündeme gelebilir.
Taraflar arasında akdi bir ilişki olup davalının sorumluluğunun kaynağı davacıyla yaptığı trafik sigorta sözleşmesine aykırılıktır. Davalı gerçek kişidir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık tüketici işlemi olup, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalmaktadır. … Buna göre dava açıldığı tarihte zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartı yürürlükte olmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, işin esasına girilerek karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
3.3. Arabuluculukta anlaşmanın sonucu
Arabuluculuk zorunlu olmasa da taraflar ihtiyari olarak arabulucuya başvurabilir. Bu durumda varılan anlaşmanın sonuçları önemlidir. 6325 sayılı Kanun m. 18/5 uyarınca anlaşmaya varılan hususlarda dava açılamaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, arabuluculukta kusur oranı üzerinden anlaşarak tazminat alan ve daha sonra sigortalı aracın tam kusurlu olduğunun ortaya çıktığını ileri süren zarar görenin bakiye talebini bu gerekçeyle reddeden hakem heyeti kararını onamıştır. Daire, uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözüme kavuştuğunu ve 6325 sayılı Kanun m. 18/5 uyarınca anlaşmaya varılan hususta dava açılamayacağını esas almıştır (Yargıtay 4. HD, E. 2022/12011, K. 2024/7400, T. 09.09.2024). Karar bir hakem heyeti kararının onanmasına ilişkin olduğundan, anlaşma metninin kapsamı farklı olan olaylarda başka bir sonuca ulaşılması da mümkündür.
…arabuluculuk yolu ile uyuşmazlık çözüme kavuşmuş olmasına ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/5 inci maddesinde arabuluculuk sonucu anlaşmaya varılması halinde dava açılamayacağının düzenlenmiş olmasına göre, karar usul ve kanuna uygun …
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Bu karar dikkate alındığında, arabuluculuk anlaşması imzalanmadan önce kusur durumunun, maluliyet oranının ve zararın kapsamının mümkün olduğunca açıklığa kavuşturulması; anlaşma metninde hangi zarar kalemlerinin kapsandığının ve hangi haklar için çekince konulduğunun açıkça yazılması yararlı olabilir.
4. Sigortacının Ödeme Süresi ve Temerrüdü
4.1. Sekiz iş günlük ödeme süresi
Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Genel Şartlar bu süreyi şöyle düzenler:
Sigortacı; hak sahibinin, kaza veya zararın tespit edilebilmesi için bu Genel … Şartların Ek-6’sında yer alan gerekli tüm belgeleri sigortacının merkez veya şubelerinden birine ilettiği tarihten itibaren sekiz işgünü içinde tazminatı hak sahibine öder. Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar.
KTK m. 97'deki 15 günlük süre ile KTK m. 99'daki sekiz iş günlük süre farklı işlevlere sahiptir. On beş günlük süre dava veya tahkim yoluna gidilebilmesi için beklenecek süredir; sekiz iş günlük süre ise ödeme süresidir ve temerrüt tarihini belirler.
4.2. Temerrüt tarihi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, karar düzeltme yoluyla verdiği ve 6704 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki bir olaya (sigortacının ret yazısı 2009 tarihlidir) ilişkin 2022 tarihli kararında, trafik sigortacısının temerrüdünü şöyle açıklamıştır:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 98, 90 ve poliçenin geçerli olduğu dönemde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2. maddeleri uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup bu sürenin sonunda, ödememe hâlinde temerrüt gerçekleşmektedir. … Usulüne uygun bir başvuru yapılıp, yasada belirlenen süre dolmadan trafik sigortacısı bakımından alacağın muacceliyetinden ve dolayısıyla temerrütünden söz edilemez.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Aynı kararda, davadan önce ihbar bulunmayan durumlarda sigortacının dava ile temerrüde düştüğünün kabul edileceği belirtilmiştir. Somut olayda ise sigortacı hasar dosyasını bulamadığından başvurunun tarihi belgelenememiş; davacının sunduğu 24.06.2009 tarihli ret yazısından başvuru yapıldığı anlaşılmış ve sigortacının bu tarihte temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Kurul, önceki bozma kararındaki "davadan önce başvuru yapılmadığı" yönündeki açıklamayı karar düzeltme yoluyla bu şekilde değiştirmiştir. Kanun ve bu karar birlikte değerlendirildiğinde temerrüt tarihi bakımından şu ayrım yapılabilir:
| Durum | Temerrüt tarihi |
|---|---|
| Gerekli belgelerle usulüne uygun başvuru yapılmış, sigortacı ödeme yapmamış | Belgelerin sigortacıya ulaşmasından itibaren sekiz iş gününün sonu (KTK m. 99) |
| Başvuru tarihi belgelenemeyen, sigortacının ret yazısının bulunduğu olay | HGK 2022/1010 E. sayılı karardaki somut olayda ret yazısının tarihi |
| 6704 sayılı Kanun öncesi olaylarda davadan önce başvuru yapılmamış | Dava tarihi (HGK 2022/1010 E. sayılı karar) |
| 6704 sayılı Kanun sonrası olaylarda davadan önce başvuru yapılmamış | Temerrütten önce KTK m. 97'deki dava şartı sorunu gündeme gelir |
Trafik sigortacısının temerrüdü kaza tarihinde değil, başvuruya bağlı olarak gerçekleştiğinden, işleten ve sürücü ile sigortacı arasında faiz başlangıcı farklılaşabilir. Hukuk Genel Kurulu da aynı kararda sigortacı aleyhine kaza tarihinden faize hükmedilmesini hatalı bulmuştur.
5. Sonuç
KTK m. 97 uyarınca zarar görenin, trafik sigortası teminat sınırları içindeki talepleri için dava açmadan veya tahkime başvurmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerekir; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararlarında bu başvuru dava şartı olarak nitelendirilmiştir. Başvurunun yapılıp belgelerin eksik olduğu hallerde Daire, 2024 tarihli bir kararında HMK m. 115/2 uyarınca eksikliğin tamamlanması için süre verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararına göre, KTK m. 97'deki başvuru yapılmışsa, 6325 sayılı Kanun m. 18/A-18 gereğince trafik sigortacısına karşı açılacak tazminat davasında ayrıca arabuluculuğa gidilmesi dava şartı değildir. İhtiyari arabuluculukta varılan anlaşma ise sonradan dava açılmasını engelleyebilir. Sigortacının temerrüdü KTK m. 99 ve Genel Şartlar uyarınca gerekli belgelerin sigortacıya ulaşmasından itibaren sekiz iş gününün sonunda gerçekleşir. Hukuk Genel Kurulu, 6704 sayılı Kanun öncesine ait bir olayda karar düzeltme yoluyla verdiği kararında başvuru bulunmayan hallerde dava tarihini esas almıştır; 2016 sonrası olaylarda başvurunun hiç yapılmamış olması ise öncelikle dava şartı sorunu doğurur. Bu nedenle eksiksiz ve belgelenmiş bir başvuru, hem usul hem de faiz bakımından zarar görenin yararına görünmektedir.
Bu yazıdaki açıklamalar, yayın tarihinde yürürlükte olan mevzuata ve aktarılan Yargıtay kararlarına dayanmaktadır. Yargıtay içtihadı zaman içinde değişebilir; aynı konuda farklı daire kararları veya karşı oylar bulunabilir. Somut bir uyuşmazlıkta mahkeme veya hakem heyeti, dosyadaki delillere ve olayın özelliklerine göre bu yazıda aktarılan yaklaşımdan farklı bir sonuca ulaşabilir.