Dieser Artikel erscheint auf Türkisch.
Sigortada Prim Ödeme Borcu ve Temerrüdün Sonuçları
Aksine bir anlaşma yoksa sigortacının sorumluluğu, primin veya ilk taksidin ödenmesiyle başlar. İlk primin ödenmemesinde sigortacının cayma hakkı, sonraki taksitlerde ihtar ve on günlük süre gündeme gelir; acenteye yapılan ödeme ve riziko sonrasında primi tahsil eden sigortacının durumu Yargıtay kararlarıyla birlikte inceleniyor.
1. Giriş
Prim, sigorta ettirenin sigortacıya karşı üstlendiği asli edimdir. Sigortacı rizikoyu taşımayı, sigorta ettiren de bunun karşılığında prim ödemeyi üstlenir. Bu nedenle primin ödenip ödenmediği, ne zaman ödendiği ve ödenmemesi halinde sigortacının hangi hakları kullandığı, sigorta uyuşmazlıklarında ilk incelenen konular arasında yer alabilir.
Uygulamada karşılaşılabilecek durumlara şu örnekler verilebilir: Poliçe düzenlenmiş ancak peşinat ödenmeden kaza olmuştur; prim acenteye ödenmiş ancak sigorta şirketine aktarılmamıştır; ilk taksit gecikmeyle ödenmiş ve sigortacı bunu kabul etmiştir; izleyen bir taksit ödenmemiş ve sigortacı poliçeyi iptal ettiğini bildirmiştir. Bu durumların her biri, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) farklı hükümleri uyarınca değerlendirilir.
Aşağıda prim ödeme borcunun kapsamı, ödeme zamanı ve yeri, sigortacının sorumluluğunun başladığı an, ilk prim ile izleyen primlerde temerrüdün sonuçları ve Yargıtay kararlarında görülen "sözleşmeyi ayakta tutma" yaklaşımı anlatılmaktadır.
2. Prim Ödeme Borcunun Kapsamı
2.1. Genel kural
(1) Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir. Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.
(2) Sigorta primi nakden ödenir. İlk taksidin nakden ödenmesi şartıyla, sonraki primler için kambiyo senedi verilebilir; bu hâlde, ödeme kambiyo senedinin tahsili ile gerçekleşir.
(3) Sigorta ettiren, sigortacının sorumluluğu başlamadan önce, kararlaştırılmış primin yarısını ödeyerek sözleşmeden cayabilir. Sözleşmeden kısmi cayma hâlinde, sigorta ettirenin ödemekle yükümlü olduğu prim, cayılan kısma ilişkin primin yarısıdır.
Kanun, aksine sözleşme yoksa primin peşin ödenmesini esas almıştır. Uygulamada primlerin taksitlendirildiği görülmektedir; bu, kanunun izin verdiği bir "aksine sözleşme" olarak değerlendirilebilir. Sonraki taksitler için kambiyo senedi verilebilmesi, ilk taksidin nakden ödenmesi şartına bağlıdır; senet verilmişse ödeme ancak senedin tahsiliyle gerçekleşmiş sayılır.
Üçüncü fıkra, sigortacının sorumluluğu başlamadan önce sigorta ettirene primin yarısını ödeyerek cayma imkanı tanır. TTK m. 1452/2 uyarınca 1430 uncu maddenin ikinci fıkrasına aykırı sözleşme şartları geçersizdir; birinci ve üçüncü fıkralar ise m. 1452/3 uyarınca sigorta ettiren aleyhine değiştirilemez.
2.2. Ödeme zamanı
(1) Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksidin, sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir. Karada ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda sigorta primi, poliçe henüz düzenlenmemiş olsa bile, sözleşmenin yapıldığı anda ödenir.
(2) İzleyen taksitlerin ödeme zamanı, miktarı ve priminin vadesinde ödenmemesinin sonuçları, poliçe ile birlikte yazılı olarak sigorta ettirene bildirilir veya bu şartlar poliçe üzerine yazılır.
(3) Sigorta priminin taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığı hâllerde, riziko gerçekleşince, ödenecek tazminata veya bedele ilişkin primlerin tümü muaccel olur.
Bu hükme göre ilk prim veya ilk taksit, kural olarak poliçenin teslimi karşılığında ödenir. Kanuna göre izleyen taksitlerin vadesi, miktarı ve ödenmemesinin sonuçları sigorta ettirene yazılı olarak bildirilir veya poliçe üzerine yazılır. Riziko gerçekleştiğinde ise kalan tüm primler muaccel olur ve TTK m. 1431/5 uyarınca sigortacı prim alacağını ödeyeceği tazminattan düşebilir. Bu imkan, m. 1480'in saklı tuttuğu hal bakımından sınırlıdır: Sorumluluk sigortasında sigortacı, zarar görene ödeyeceği tazminatı sigorta sözleşmesinden doğan alacaklarıyla takas edemez.
Prim, kural olarak sigorta ettirenin sözleşmede gösterilen adresinde ödenir; sözleşmede başka bir ödeme yeri gösterilmiş olsa bile prim fiilen sigorta ettirenin gösterdiği adreste ödenegelmekteyse, ödeme yerine ilişkin şart yok sayılır (TTK m. 1432). Rizikonun hafiflemesini gerektiren değişiklikler meydana gelirse prim indirilir ve gerektiğinde geri verilir (TTK m. 1433).
3. Sigortacının Sorumluluğunun Başlaması
3.1. Kanuni kural
(1) Aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar; kara ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda, sigortacı, sözleşmenin yapılmasıyla sorumlu olur.
(2) 1430 uncu madde hükmü saklıdır.
Bu hüküm, sözleşmenin kurulması ile sigortacının sorumluluğunun başlamasını birbirinden ayırır. Sözleşme kurulmuş ve poliçe düzenlenmiş olsa bile, aksine bir sözleşme yoksa sigortacı kural olarak ancak prim veya ilk taksit ödendikten sonra gerçekleşen rizikolardan sorumlu olur. Hukuk Genel Kurulu bu ayrımı, sigorta poliçesinin verilmesinin sözleşmenin kurulması üzerinde bir etkisi olmadığını, yalnızca prim borcunun muaccel olmasını sağladığını ve sigortacının rizikoyu taşıma yükümlülüğünün primin veya ilk taksidin ödenmesiyle başladığını belirterek açıklamıştır (Yargıtay HGK, E. 2022/446, K. 2023/802, T. 13.09.2023). Sözleşmenin kuruluşu ve poliçenin niteliği serinin ilk makalesinde anlatılmıştır.
"Aksine sözleşme" ifadesi önemlidir. Taraflar, sigortacının sorumluluğunun prim ödenmeden de başlayacağını kararlaştırabilir; kurumsal müşterilerle yapılan sözleşmelerde bu tür kayıtlara rastlanabilir. Böyle bir kayıt varsa, ilk primin ödenmemesi kural olarak sorumluluğun başlamasını engellemez; sigortacının hakları temerrüt hükümlerine göre belirlenir.
Hayat sigortaları bakımından ayrıca TTK m. 1487/2 hükmü bulunmaktadır: Hayatı sigorta edilen kimse ilk primin ödenmesinden önce ölmüşse sigorta sözleşmesi geçersizdir.
3.2. Primin acenteye ödenmesi
Prim tahsil yetkisi olan bir acenteye yapılan ödeme, sigortacıya yapılmış sayılabilir. Acentenin primi tahsil etmemesi veya tahsil ettiği primi sigortacıya aktarmaması gibi durumlarda Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, bir kararında sigortacının sorumluluğunun ayrıntılı bir inceleme ile belirlenmesini aramıştır:
Sigorta sözleşmesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için, 6102 Sayılı TTK'nun 1410, 1421, 1430 ve 1431. maddeleri (6762 sayılı TTK'nın 1282 ve 1295 nci maddeleri) hükümleri uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması gerekmektedir. … Acentenin prim peşinatı ve taksitlerini tahsil etmemesinde kusur ya da ihmalinin bulunduğunun tespiti halinde davalı sigortacının hukuki sorumluluğuna gidilmesi gerekir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Bu karara konu olayda sigorta ettiren, kasko priminin peşinatını acenteye ödediğini ve elinde makbuz bulunduğunu ileri sürmüştü. Acente, inandırılarak makbuz düzenlendiğini ve ödeme yapılmadığını; sigortacı ise acentenin eski tarihli makbuz düzenlediğini ve kaza tarihinde geçerli bir kasko poliçesi bulunmadığını savunmuştu. Daire, sigorta ettirenin, sigortacının ve acentenin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Aynı Dairenin, peşinatın acenteye verilen kredi kartından tahsil edilmediği ileri sürülen başka bir olayda da tahsilata engel bir durum bulunup bulunmadığının araştırılmasını istediği görülmektedir.
4. Temerrüt ve Sonuçları
4.1. Kanuni düzenleme
(1) 1431 inci maddeye uygun olarak istenilen sigorta primini ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit olur.
(2) İlk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur.
(3) İzleyen primlerden herhangi biri zamanında ödenmez ise, sigortacı sigorta ettirene, noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla on günlük süre vererek borcunu yerine getirmesini, aksi hâlde, süre sonunda, sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ihtar eder. Bu sürenin bitiminde borç ödenmemiş ise sigorta sözleşmesi feshedilmiş olur. Sigortacının, sigorta ettirenin temerrüdü nedeniyle Türk Borçlar Kanunundan doğan diğer hakları saklıdır.
(4) Bir sigorta dönemi içinde sigorta ettirene iki defa ihtar gönderilmişse sigortacı, sigorta döneminin sonunda hüküm doğurmak üzere sözleşmeyi feshedebilir. Can sigortalarında indirime ilişkin hükümler saklıdır.
Kanun, ilk prim ile izleyen primler arasında açık bir ayrım yapar. Bu ayrım aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| İlk prim / tek seferde ödenecek prim | İzleyen taksitler | |
|---|---|---|
| Sigortacının sorumluluğu | Aksine sözleşme yoksa ödeme yapılana kadar başlamaz (m. 1421) | Başlamıştır, sözleşme devam eder |
| Sigortacının hakkı | Vadeden itibaren üç ay içinde cayma (m. 1434/2) | Noter veya iadeli taahhütlü mektupla on gün süre vererek ihtar (m. 1434/3) |
| Hareketsiz kalma | Üç ay içinde dava veya takip yapılmazsa sözleşmeden cayılmış sayılır | İhtar yapılmadıkça sözleşme kural olarak devam eder |
| Sonuç | Cayma | Süre sonunda ödeme yapılmazsa sözleşme feshedilmiş olur |
4.2. İlk primde temerrüt
İlk prim ödenmezse, aksine sözleşme bulunmadıkça sigortacının sorumluluğu zaten başlamamıştır. Sigortacı, vadeden itibaren üç ay içinde sözleşmeden cayabilir. Bu süre içinde prim alacağını dava veya icra takibi yoluyla istemezse kanun, sözleşmeden cayılmış olunduğunu kabul eder. Bu düzenlemenin, ilk primin ödenmemesi halinde sözleşmenin belirsiz bir süre askıda kalmasını önlemeye yönelik olduğu söylenebilir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, ilk taksidin rizikodan sonra ödendiği bir olayı bu cayma hükmü üzerinden değerlendirmiştir. Olayda ilk taksidin vadesi 09.05.2013, riziko tarihi 18.05.2013, ilk taksidin ödendiği tarih ise 20.05.2013'tür; yani ilk taksit rizikodan sonra ödenmiştir. Sigortacı üç aylık süre içinde cayma iradesi açıklamamış, ikinci taksiti tahsil etmiş, eksper görevlendirmiş ve hasar talebini prim gerekçesiyle değil, hasar miktarını şüpheli bularak reddetmiştir. Daire, bu durumda sigortacının sözleşmeden caydığının kabul edilemeyeceğini belirtmiştir:
Prim ilk taksitinin vadesi olan 09.05.2013 tarihinden sonraki 3 aylık süre sonu olan 09.08.2013 tarihine kadar sözleşmeden cayma iradesini ortaya koymadığı gibi, sonraki prim taksitini tahsil eden ve eksper görevlendirip zarar konusunda inceleme yaptıran (hasar talebini de prim ödenmeyişi nedenli cayma sebebiyle değil, hasar miktarının şüpheli görülmesi sebebiyle reddeden), dava açıldıktan sonra prim peşinatının ödenmeyişi savunmasını yapan davalı sigortacının sözleşmeden caydığının kabulü mümkün değildir. Zira; güven ve iyiniyet temelinde akdolunan sigorta sözleşmelerinde, tarafların tüm haklarının kullanımında (sözleşmenin kurulmasında olduğu kadar, sona erdirilmesinde de) bu ilkelere bağlı biçimde hareket etmesi gereklidir.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Daire bu gerekçeyle bölge adliye mahkemesi kararını bozmuş ve işin esasının incelenmesini istemiştir. Dairenin, önceki dönem primlerinin sigortalının hesabından tahsil edilmesiyle poliçenin yenileneceğine dair güven oluşturulduğu ve rizikonun üç aylık cayma süresi içinde gerçekleştiği başka bir olayda da TTK m. 1434/2 uyarınca değerlendirme yapılmasını istediği bir kararı bulunmaktadır. Kararda, m. 1421 uyarınca sigortacının sorumluluğunun riziko anında başlamış olup olmadığı ayrıca tartışılmamıştır. Oysa olay, aşağıda 4.3'te anlatılan durumla, yani ilk primin riziko gerçekleştikten sonra ödenmesiyle aynı niteliktedir. Cayma hakkının kullanılmamış olması sözleşmenin ayakta kaldığını gösterse de, sorumluluğun primin veya ilk taksidin ödenmesiyle başladığını öngören m. 1421 karşısında bu yaklaşımın riziko öncesi döneme nasıl yansıyacağı tartışmaya açık görünmektedir. Aşağıda anılan Hukuk Genel Kurulu kararındaki karşı oylar da aynı tartışmayı yansıtmaktadır.
4.3. Riziko gerçekleştikten sonra prim tahsili
Daha tartışmalı bir durum, ilk prim ödenmeden riziko gerçekleşmesi ve primin riziko sonrasında ödenmesidir. Kural olarak bu durumda sigortacının sorumluluğu başlamamıştır. Ancak Hukuk Genel Kurulu, sigortacının rizikoyu öğrendikten sonra primi tahsil etmesi, iade etmemesi ve sözleşmeyi feshetmemesi halinde farklı bir sonuca ulaşılabileceğini kabul etmiştir:
Yukarıda bahsedildiği üzere, sigortacının rizikoyu taşıma yükümlülüğü, bir diğer ifade ile rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sorumlu olabilmesi, sigorta ettirenin sözleşmenin akdinden sonra ödediği ilk prim ile başlamaktadır. Yani sigorta ettiren hiç ödeme yapmamış ise bunun en önemli sonucu sigorta himayesinin başlamaması olacaktır. … Özel Daire kararında da belirtildiği üzere, Yargıtayın yerleşik uygulamasında sigortacının sözleşmeyi ayakta tutma iradesine önem verilmektedir. Bu durumda, prim peşinatının rizikodan önce yatırılmaması nedeniyle sigortacının sorumluluğunun başlamadığı hâllerde, sigortacının; olaydan ve ihbardan, diğer anlatımla rizikoyu öğrendikten sonra primleri tahsil etmesi, sonrasında geri vermemesi ve bir ihtarla da sözleşmeyi feshetmemesi hâlinde sözleşmeyi ayakta tuttuğu değerlendirilmektedir. Bu şekilde sözleşmeyi ayakta tutup rizikoyu bilmesine rağmen prim tahsilatını gerçekleştiren sigortacının daha sonra sözleşmeyle bağlı olmadığını iddia etmesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde düzenlenen "dürüstlük ilkesi" ile bağdaşmaz.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Bu karara konu olayda bir işveren, çalışanları için ferdi kaza sigortası yaptırmış; ilk prim ödenmeden çalışanlardan biri kazada hayatını kaybetmiş, işveren de kazadan sonra bu çalışanı da kapsayan toplu prim ödemesi yapmıştı. Kurul, sigortacının rizikoyu primi tahsil etmeden önce öğrenip öğrenmediğinin araştırılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Kararda, sigortacının rizikoyu bilmeden tahsilat yapmış olması ile rizikoyu bildiği halde primi tahsil edip elinde tutması arasında ayrım yapıldığı görülmektedir.
Kurul, direnme kararını değişik gerekçeyle ve oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oylarda, TTK m. 1421'in emredici nitelikte olduğu, riziko sonrasında ödenen primin sigortacının sorumluluğunu geriye etkili olarak doğurmayacağı ve ferdi kaza sigortasına m. 1510/2 yoluyla kıyasen uygulanan m. 1487/2 gereğince, ilk primin ödenmesinden önce ölüm halinde sözleşmenin geçersiz olduğu savunulmuştur. Bu nedenle kararın, sözleşmeyi ayakta tutma yaklaşımının sınırlarına ilişkin tartışmayla birlikte okunması uygun görünmektedir.
4.4. İzleyen taksitlerde temerrüt
İzleyen bir taksit ödenmediğinde sözleşme kendiliğinden sona ermez. TTK m. 1434/3'e göre sigortacı, noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü mektupla on günlük süre vererek ve süre sonunda ödeme yapılmazsa sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını belirterek ihtarda bulunur. Bu şekil şartına uyulmadan yapılan bir bildirim (örneğin yalnızca kısa mesaj veya e-posta ile "poliçeniz iptal edilmiştir" denmesi), uygulamada fesih sonucunu doğurmayabilir.
İhtarın gönderildiği adres de önemli olabilir. TTK m. 1416'ya göre sigortacının bildirimleri, sigorta ettirenin sigortacıya bildirilmiş son adresine yapılır. Bir sigorta döneminde iki kez ihtar gönderilmişse sigortacı, dönem sonunda hüküm doğurmak üzere sözleşmeyi feshedebilir (m. 1434/4).
Hayat sigortalarına özgü bir hüküm de TTK m. 1502'dir: En az bir yıldan beri yürürlükte olan ve bir yıllık primi ödenmiş sözleşmelerde, sigorta ettiren sonraki primleri ödemezse sigortacı bu sebeple sözleşmeyi feshedemez ve prim isteyemez; sigorta, prim ödenmesinden muaf sigortaya dönüşür.
5. Olağanüstü Durumlar ve Prim İadesi
Prim borcuyla bağlantılı diğer bazı hükümler şunlardır:
- Primlerin tamamını ödememiş sigorta ettiren konkordato ilan ederse sigortacı, öğrendiği tarihten itibaren bir aylık bildirim süresine uyarak sözleşmeyi feshedebilir; bu hüküm zorunlu sigortalara ve prim ödemesinden muaf hale gelmiş can sigortalarına uygulanmaz (TTK m. 1413/2-3).
- Primin ödenmesinden önce acze düşen, iflas eden veya hakkında yapılan takip semeresiz kalan sigorta ettirenden sigortacı teminat isteyebilir; bir hafta içinde teminat verilmezse sözleşmeyi feshedebilir (TTK m. 1417/2).
- Sigortacının sorumluluğu başlamadan, ilgililerin fiilleri ve etkileri olmaksızın rizikonun gerçekleşmesi imkansızlaşmışsa sigortacı prime hak kazanamaz (TTK m. 1422).
- Sözleşme sona erdiğinde, kanunda aksi öngörülmemişse işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir (TTK m. 1419).
6. Sonuç
Prim ödeme borcu, sigorta ettirenin asli edimidir ve sigortacının sorumluluğunun başlamasıyla doğrudan bağlantılıdır. TTK m. 1421'e göre aksine sözleşme yoksa sigortacı, primin veya ilk taksidin ödenmesinden önce gerçekleşen rizikolardan kural olarak sorumlu değildir. İlk prim ödenmezse sigortacı üç ay içinde cayabilir; bu süre içinde alacağını dava veya takip yoluyla istemezse sözleşmeden cayılmış sayılır. İzleyen taksitlerde ise sözleşmenin sona ermesi, kanunda öngörülen şekilde yapılmış bir ihtara ve on günlük sürenin sonuçsuz geçmesine bağlıdır.
Yazıda anılan Yargıtay kararlarında sigortacının davranışları da dikkate alınmıştır. 17. Hukuk Dairesi, üç ay içinde caymayan ve sonraki taksiti tahsil eden sigortacının sözleşmeden caydığını kabul etmemiş; Hukuk Genel Kurulu ise oy çokluğuyla, rizikoyu öğrendikten sonra primi tahsil edip iade etmeyen sigortacının sonradan sözleşmeyle bağlı olmadığını ileri sürmesini dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirmiştir. Bu yaklaşımın m. 1421 ile ilişkisi karşı oylarda tartışılmıştır. Primin acenteye ödendiği bir olayda ise 17. Hukuk Dairesi, acentenin ve sigortacının kayıtlarının birlikte incelenmesini aramıştır.
Uyuşmazlıklarda ödeme tarihleri, ödeme belgeleri, ihtarın şekli ve tebliğ adresi ile sigortacının riziko sonrasındaki tahsilat davranışları birlikte incelenmesi gereken başlıca unsurlar olarak görünmektedir.
Bu yazıdaki açıklamalar, yayın tarihinde yürürlükte olan mevzuata ve aktarılan Yargıtay kararlarına dayanmaktadır. Yargıtay içtihadı zaman içinde değişebilir; aynı konuda farklı daire kararları veya karşı oylar bulunabilir. Somut bir uyuşmazlıkta mahkeme veya hakem heyeti, dosyadaki delillere ve olayın özelliklerine göre bu yazıda aktarılan yaklaşımdan farklı bir sonuca ulaşabilir.