Sigorta Sözleşmesinin Kuruluşu ve Poliçe
Sigorta sözleşmesi kanunda bir şekle bağlanmamıştır; teklifname otuz gün içinde reddedilmezse sözleşme kurulmuş sayılır ve poliçe, Yargıtay kararlarında sigortacının düzenleyip teslim etmekle yükümlü olduğu bir ispat belgesi olarak nitelendirilir. Poliçenin teslimi, aydınlatma yükümlülüğü, on dört günlük itiraz süresi ve teklifnameye aykırı poliçe hükümleri de kararlarla birlikte inceleniyor.
1. Giriş
Sigorta, günlük hayatta çoğu zaman bir "poliçe" ile özdeşleştirilir. Araç sahibi kasko poliçesini, konut sahibi DASK veya konut poliçesini, işletme ise yangın ya da sorumluluk poliçesini sigortanın kendisi olarak görür. Hukuki bakımdan ise sigorta ilişkisinin temeli poliçe değil, taraflar arasında kurulan sigorta sözleşmesidir. Poliçe bu sözleşmenin yazılı belgesidir.
Bu ayrım uygulamada önemli sonuçlar doğurabilir. Poliçe henüz düzenlenmemişken sözleşmenin kurulmuş olup olmadığı, poliçede yer alan ancak sigorta ettirenin hiç görmediği bir özel şartın ona karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği, teklifnamede kararlaştırılandan farklı yazılmış bir poliçenin hangi şartlarla geçerli sayılacağı gibi sorular bu ayrım üzerinden cevaplanır.
Aşağıda sigorta sözleşmesinin tanımı ve unsurları, sözleşmenin kuruluşu, teklifnameye karşı susmanın etkisi, sigortacının aydınlatma ve poliçe verme yükümlülükleri, poliçenin içeriği, sözleşmenin süresi ve olağanüstü fesih halleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri ve Yargıtay kararları üzerinden anlatılmaktadır.
2. Sigorta Sözleşmesinin Tanımı ve Unsurları
2.1. Kanuni tanım
TTK, sigorta sözleşmesini sigortacının üstlendiği edim üzerinden tanımlar:
(1) Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.
Bu tanımdan sigorta sözleşmesinin dört temel unsuru çıkarılır: sigortacı ve sigorta ettiren olmak üzere iki taraf, sigorta ettirenin ödediği prim, para ile ölçülebilir bir menfaat (sigortalı menfaat) ve gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ya da ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan bir tehlike (riziko).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.09.2023 tarihli kararında bu tanımdan hareketle sigorta sözleşmesini tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olarak nitelendirmiş; sigortacının asli edimini rizikoyu taşıma (himaye sağlama) borcu, sigorta ettirenin asli edimini ise prim ödeme borcu olarak kabul etmiştir (Yargıtay HGK, E. 2022/446, K. 2023/802, T. 13.09.2023).
2.2. Menfaat şartı ve geçersizlik halleri
Menfaat, sigorta sözleşmesinin vazgeçilmez unsurudur. TTK m. 1408'e göre sözleşmenin yapıldığı anda sigortalanan menfaat mevcut değilse sözleşme geçersizdir; sözleşme sırasında var olan menfaat sonradan ortadan kalkarsa sözleşme o anda geçersiz hale gelir. Ayrıca TTK m. 1404 uyarınca, sigorta ettirenin veya sigortalının kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı bir fiilinden doğabilecek zararını teminat altına almak amacıyla sigorta yapılamaz. TTK m. 1452/1, bu iki hükme aykırı sözleşmelerin geçersiz olduğunu ayrıca belirtir.
Sigorta faaliyeti ruhsata bağlı bir faaliyettir. TTK m. 1401/2'ye göre ruhsatsız bir şirketle, bu durumu bilinerek yapılan sigorta sözleşmeleri hakkında Türk Borçlar Kanunu'nun 604 ve 605 inci maddeleri (kumar ve bahse ilişkin hükümler) uygulanır. Aynı fıkranın ikinci cümlesine göre bu hüküm, Türkiye'de yerleşik olmayan sigorta şirketleriyle kurulan sigorta sözleşmelerinde uygulanmaz.
3. Sözleşmenin Kuruluşu
3.1. Şekil serbestisi
TTK, sigorta sözleşmesinin kurulmasını belirli bir şekle bağlamamıştır. Bu nedenle sigorta sözleşmesi, diğer borçlar hukuku sözleşmeleri gibi tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur. Yazılı belge, kural olarak ispat bakımından önem taşır. Hukuk Genel Kurulu bu konuda şu tespitlerde bulunmuştur:
Sigorta sözleşmesinin kurulmasına ilişkin Kanunda herhangi bir şekil şartının öngörülmemesi, öneri ve kabulün de herhangi bir şekle tâbi olmayacağı anlamına gelmektedir. Sigorta sözleşmesi sigorta ettirenin yaptığı önerinin sigortacı tarafından (örneğin sigorta poliçesinin sigorta ettirene ulaştırılması yoluyla örtülü olarak) kabul edilmesiyle veya sigortacının (örneğin sigorta poliçesinin taslağının sigorta ettirene ulaştırılmasıyla) yaptığı önerinin sigorta ettiren tarafından (mesela ilk primin ödenmesiyle örtülü olarak) kabul edilmesiyle kurulmuş olabilir … Sigorta poliçesi, sigortacının, sigorta sözleşmesinin kurulmasından sonra Kanunda öngörülen süre içerisinde düzenlemekle yükümlü olduğu; sözleşmenin yapıldığını ispat eden bir belgedir. Sigorta sözleşmelerinde sigortacının sigorta poliçesi düzenleme ve teslim etme yükümlülüğü asli yükümlülük olmayıp yan yükümlülüktür.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Aynı yaklaşım, Hukuk Genel Kurulunun 13.09.2023 tarihli ve E. 2022/446, K. 2023/802 sayılı kararında da tekrarlanmıştır. Bu kararlara göre poliçenin verilmesi sözleşmenin kurulmasını değil, prim borcunun muacceliyetini etkiler; sigortacının rizikoyu taşıma yükümlülüğü ise aksine sözleşme yoksa primin veya ilk taksidin ödenmesiyle başlar (TTK m. 1421/1). Bu konuya serinin prim ödeme borcuna ilişkin makalesinde ayrıntılı olarak değinilmiştir. Kararın ilgili gerekçesi şöyledir:
Bu tanım çerçevesinde, sigorta sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, sigortacının asli ediminin rizikoyu taşıma (himaye sağlama) borcu iken sigorta ettirenin asli edimini ise prim ödeme borcu oluşturduğu sonucuna ulaşılmaktadır. … Sigorta sözleşmesi iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulacak ise de; 6102 sayılı TTK’nın 1421 inci maddesi gereğince sigortacının rizikoyu taşıma yükümlülüğü primin veya ilk taksitinin ödenmesi ile başlayacaktır. Bununla birlikte 6102 sayılı TTK’nın 1431 inci maddesi gereğince sigorta ettirenin prim ödeme borcu ise poliçenin teslim edilmesi anında muaccel hâle gelecektir. Görüldüğü üzere sigorta poliçesinin verilmesinin sigorta sözleşmesinin kurulması üzerinde bir etkisi bulunmamakta, sadece sigorta ettirenin prim ödeme borcunun muaccel olmasını sağlamaktadır.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
3.2. Teklifnameye karşı susma
Sigorta sözleşmesinin kurulmasında uygulamada yaygın yol, sigorta yaptırmak isteyen kişinin sigortacıya bir teklifname (öneri formu) sunmasıdır. TTK bu aşamada sigortacının susmasına özel bir sonuç bağlar:
(1) Sigortacı ile sigorta sözleşmesi yapmak isteyen kişinin, sözleşmenin yapılması için verdiği teklifname, teklifname tarihinden itibaren otuz gün içinde reddedilmemişse sigorta sözleşmesi kurulmuş sayılır.
(2) Teklifnamenin verilmesi sırasında yapılmış ödemeler, sözleşmenin yapılmasından sonra prim olarak kabul edilir veya ilk prime sayılır. Bu ödemeler, sözleşme yapılmadığı takdirde, kesinti yapılmadan, faiziyle birlikte geri verilir.
Bu hükme göre teklifnameyi alan sigortacı otuz gün içinde reddetmezse sözleşme kurulmuş sayılır. Süre, teklifnamenin tarihinden başlar. TTK m. 1452/3 uyarınca bu hüküm sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez. Hayat sigortaları bakımından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası da otuz günlük bir süre öngörmekle birlikte, bu sürenin başlangıcını teklifnamenin sigorta şirketine ulaştığı tarih olarak belirler.
3.3. Temsilci aracılığıyla sigorta
Sigorta sözleşmesi bir başkası adına ve onu temsilen de yapılabilir. TTK m. 1406'ya göre yetkisiz temsilci ilk sigorta döneminin primlerinden sorumlu olur; adına sözleşme yapılan kişi, rizikonun gerçekleşmesinden önce veya TTK m. 1458 saklı kalmak üzere riziko gerçekleştikten sonra da sözleşmeye icazet verebilir. Talimat verilmemişse temsilci sözleşmeyi, yapıldığı yerdeki mutat şartlara göre yapar (TTK m. 1407). Kanunda sigorta ettirenin bilgisine ve davranışına sonuç bağlanan durumlarda, sigortadan haberi olması şartıyla sigortalının, temsilci varsa temsilcinin, can sigortalarında lehtarın bilgisi ve davranışı da dikkate alınır (TTK m. 1412).
4. Sigortacının Aydınlatma Yükümlülüğü
Sigortacı ve acentesi, sözleşme kurulmadan önce sigorta ettireni yazılı olarak bilgilendirmekle yükümlüdür. TTK m. 1423/1'e göre bu bilgilendirme; kurulacak sözleşmeye ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri ve gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini kapsar ve gerekli inceleme süresi tanınarak yapılır. Maddenin ikinci fıkrası, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin sonucunu düzenler:
(2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir.
Hüküm iki yönlüdür. Bir yandan aydınlatma açıklamasının verildiğini ispat yükü sigortacıya yüklenmiştir. Öte yandan aydınlatma yapılmamış olsa bile sigorta ettiren on dört gün içinde itiraz etmezse sözleşme poliçede yazılı şartlarla kurulmuş sayılır. Bu on dört günlük sürenin poliçenin sigorta ettirene teslimiyle bağlantısı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin bir kararında şöyle kurulmuştur:
Bu iddiasının doğruluğu halinde poliçenin yazılı şartlar ile yapılmış sayılmasına olanak yoktur. TTK 1424. maddeye göre poliçenin sigorta ettirene teslim edildiğini ispat yükü sigortacıdadır. Sigortacının poliçenin teslim edildiğini ispatlaması halinde poliçe içeriğine ondört gün içinde itiraz edilmemiş ise poliçe yazılı şartlar ile geçerli olacaktır.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Bu karara konu olayda poliçede, iş yerindeki cep telefonlarının gece kilitli çelik kasada tutulması şartıyla teminat verildiğine ilişkin bir özel şart bulunmakta; sigortalı ise poliçenin kendisine hiç teslim edilmediğini ileri sürmekteydi. Daire, poliçenin teslim edildiğinin sigortacıya ispat ettirilmesi, teslim ispatlanırsa on dört gün içinde itiraz edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Hukuk Genel Kurulu da bir kararında aydınlatma yükümlülüğünü sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünün karşılığı olarak görmüş ve sigorta sözleşmelerinin iyiniyet ve güven esasına dayandığını vurgulamıştır:
Yukarıda yer alan açıklamalardan açıkça görüleceği üzere sigorta sözleşmeleri her iki tarafa hak ve yükümlülükler yükleyen iyiniyet ve güven esasına dayalı olarak kurulan sözleşmelerdir. Bir sigorta sözleşmesinin kurulmasında taraflar dürüstlük kuralına uygun olarak hareket etmekle yükümlüdür. … Bu kapsamda sigorta sözleşmelerinde sigortacının aydınlatma yükümlülüğü söz konusu iken bunun karşılığında sigorta ettirenin de beyan yükümlülüğü bulunmaktadır ve önemi nedeniyle bu hâller Kanun'da özel olarak düzenlenmiştir.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü serinin ikinci makalesinde incelenmektedir.
5. Poliçe Verme Yükümlülüğü
5.1. Teslim süresi ve sonuçları
(1) Sigortacı; sigorta sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından itibaren yirmidört saat, diğer hâllerde onbeş gün içinde, yetkililerce imzalanmış bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlüdür. Sigortacı poliçenin geç verilmesinden doğan zarardan sorumludur.
(2) Sigorta ettiren poliçesini kaybederse, gideri kendisine ait olmak üzere, yeni bir poliçe verilmesini sigortacıdan isteyebilir.
(3) Poliçenin verilmediği hâllerde, sözleşmenin ispatı genel hükümlere tabidir.
Hükümden şu sonuçlar çıkarılabilir:
| Konu | Düzenleme |
|---|---|
| Teslim süresi | Sözleşme sigortacı veya acentesi tarafından yapılmışsa 24 saat, diğer hallerde 15 gün |
| Geç teslim | Sigortacı, poliçenin geç verilmesinden doğan zarardan sorumludur |
| Kayıp poliçe | Gideri sigorta ettirene ait olmak üzere yeni poliçe istenebilir |
| Poliçe hiç verilmemişse | Sözleşmenin varlığı ve içeriği genel ispat kurallarına göre kanıtlanır |
| Teslimin ispatı | Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yukarıdaki kararına göre ispat yükü sigortacıdadır |
Hukuk Genel Kurulu poliçe verme yükümlülüğünü yan yükümlülük olarak nitelendirdiğinden, poliçenin hiç verilmemesi kural olarak sözleşmenin kurulmasını engellemez. Bununla birlikte poliçenin teslim edilmemesi, sigortacının poliçeye koyduğu sınırlayıcı şartlara dayanmasını güçleştirebilir. 17. Hukuk Dairesinin yukarıdaki kararında TTK m. 1423/2'deki on dört günlük itiraz süresi poliçenin teslimine bağlanmış ve teslimin ispatı sigortacıya yüklenmiştir.
5.2. Acenteler
Sigorta sözleşmesi yapma, poliçe düzenleme ve prim tahsil etme yetkisi kural olarak sigorta şirketine aittir; ancak Hukuk Genel Kurulunun belirttiği üzere bu yetki acentelik vekaletnamesinde belirtilmek kaydıyla acentelere devredilebilir (Yargıtay HGK, E. 2017/1301, K. 2020/878, T. 11.11.2020). Sigorta ettirenin bildirimleri, sigortacıya veya sözleşmeyi yapan ya da yapılmasına aracılık eden acenteye yapılabilir (TTK m. 1416).
6. Poliçenin İçeriği
6.1. Kanuni içerik ve okunabilirlik
(1) Sigorta poliçesi, tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümler ile genel ve varsa özel şartları içerir, rahat ve kolay okunacak biçimde düzenlenir.
(2) Poliçenin ve zeyilnâmenin eklerinin içeriği teklifnameden veya kararlaştırılan hükümlerden farklıysa, anılan belgelerde yer alıp teklifnameden değişik olan ve sigorta ettirenin, sigortalının ve lehtarın aleyhine öngörülmüş bulunan hükümler geçersizdir.
(3) Kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, genel şartlarda sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın lehine olan bir değişiklik hemen ve doğrudan uygulanır. Ancak, bu değişiklik ek prim alınmasını gerektiriyorsa, sigortacı değişiklikten itibaren sekiz gün içinde prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının sekiz gün içinde kabul edilmemesi hâlinde sözleşme eski genel şartlarla devam eder.
İkinci fıkra, poliçenin ispat belgesi niteliğiyle bağlantılı görülebilir. Bu hükme göre teklifnamede veya kararlaştırılan hükümlerde bulunmayan ve sigortalı aleyhine olan bir hüküm sonradan poliçeye eklenmişse bu hüküm geçersizdir. Üçüncü fıkra ise genel şartlarda sigortalı lehine yapılan değişikliklerin yürürlükteki sözleşmelere de hemen uygulanmasını öngörür.
6.2. Genel şartlar ve özel şartlar
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11 inci maddesine göre sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, onaylanmış ve bütün şirketlerce aynı şekilde uygulanan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. İşin özelliğine uygun özel şartlar konulabilir; ancak bunların poliçede "özel şartlar" başlığı altında, yanılgıya yol açmayacak şekilde açıkça belirtilmesi gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre kapsam dışı bırakılan riskler açıkça belirtilir; belirtilmeyen riskler teminat kapsamında sayılır.
Hukuk Genel Kurulu, özel şartların geçerliliğini değerlendirirken sözleşme serbestisinin sınırlarını şöyle çizmiştir:
Sigorta sözleşmelerinin yapılması bir şekil şartına bağlı tutulmamıştır. Sözleşme kural olarak tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade açıklamalarıyla oluşur. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması hususu ise sadece ispat hukuku bakımından önem taşımaktadır. … Görüldüğü üzere hukuk sistemimizde emredici hükümlere aykırı olmamak koşuluyla irade hürriyeti ve akit serbestisi ilkesi sınırları içinde tarafların diledikleri gibi sözleşme yapabilmeleri mümkündür. Elbette taraflarca kabul edilen özel şartla, poliçe genel şartlarının ve kanunun emredici hükümlerinin bertaraf edilmesi mümkün değildir.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)
Bu karar, kasko poliçesinde yer alan ve yetkili servis dışında yapılan onarımlarda yüzde otuz muafiyet öngören özel şarta ilişkindir. Kurul, direnme kararını oy çokluğuyla bozmuş; bozmayı esas olarak taleple bağlılık ilkesine dayandırmıştır: davacı dava dilekçesinde muafiyet şartının geçersiz olduğunu ileri sürmemiş, mahkeme ise ileri sürülmeyen bu hususa dayanarak karar vermiştir. Kurul ayrıca şartın TTK m. 1452'de sayılan emredici hükümlere ve m. 1486'daki koruyucu hükümlere aykırı olmadığını ve sigorta ettirenin on dört günlük süre içinde bu şarta itiraz etmediğini belirtmiştir. Karşı oyda ise davanın tüketici mahkemesinde görüldüğü hatırlatılarak, şartın tüketici hukuku bakımından haksız şart niteliğinde olup olmadığının da incelenmesi gerektiği savunulmuştur. Kararda poliçenin sigorta ettirene teslim edilip edilmediği ayrıca incelenmemiştir.
7. Sigortanın Kapsamı, Süresi ve Sigorta Dönemi
7.1. Kapsam ve ispat yükü
TTK m. 1409/1'e göre sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre sözleşmede öngörülen rizikolardan birinin veya bazılarının teminat dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir. Buna göre sigortalı rizikonun gerçekleştiğini ve zararını ispat ettiğinde, teminat dışı bir hal bulunduğunu kanıtlama yükü bunu ileri süren sigortacıdadır.
7.2. Süre ve sigorta dönemi
Sigorta süresi sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa, tarafların iradeleri, yerel teamül ve hal ve şartlar göz önünde tutularak mahkemece belirlenir (TTK m. 1410). Prim daha kısa zaman dilimlerine göre hesaplanmamışsa sigorta dönemi bir yıldır (TTK m. 1411). Sigorta dönemi kavramı, özellikle prim taksitleri ve fesih bildirimleri bakımından önem taşır.
7.3. Olağanüstü durumlarda fesih
Kanun, sözleşmenin dengesini temelden etkileyen bazı durumlarda taraflara fesih hakkı tanır:
| Durum | Fesih hakkı | Süre |
|---|---|---|
| Sigortacının konkordato ilan etmesi, ruhsatının iptali veya sözleşme yapma yetkisinin kaldırılması (TTK m. 1413/1) | Sigorta ettiren | Öğrenmeden itibaren bir ay içinde |
| Primlerin tamamını ödememiş sigorta ettirenin konkordato ilan etmesi (TTK m. 1413/2) | Sigortacı | Öğrenmeden itibaren, bir aylık bildirim süresine uyarak |
| Teminat kapsamı değişmeden ayarlama şartına dayanılarak primin yükseltilmesi (TTK m. 1414) | Sigorta ettiren | Bildirimin alınmasından itibaren bir ay içinde |
TTK m. 1413/3'e göre zorunlu sigortalar ile prim ödemesinden muaf hale gelmiş can sigortalarına ikinci fıkra uygulanmaz. Sigortacının iflası halinde ise sözleşme kendiliğinden sona erer (TTK m. 1418). Sözleşme sona erdiğinde, kanunda aksi öngörülmemişse işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir (TTK m. 1419).
7.4. Koruyucu hükümler
TTK m. 1452/3, sözleşmenin kuruluşu ve poliçeye ilişkin pek çok hükmü sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez hükümler arasında sayar. Bu hükümler arasında teklifnameye karşı susma (m. 1405), kapsam ve ispat yükü (m. 1409), olağanüstü fesih halleri (m. 1413-1417), aydınlatma ve poliçe verme yükümlülükleri ile poliçenin içeriği (m. 1423-1425) bulunmaktadır. Bu hükümlere aykırı ve sigortalı aleyhine konulan sözleşme şartlarına karşı kural olarak kanun hükmü esas alınır.
8. Sonuç
Sigorta sözleşmesi, kanunda bir şekle bağlanmamış, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulan bir sözleşmedir. Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre poliçe bu sözleşmenin kurucu unsuru değil, sigortacının düzenleyip teslim etmekle yükümlü olduğu bir ispat belgesidir. Teklifnamenin otuz gün içinde reddedilmemesi halinde sözleşme kurulmuş sayılır.
Poliçe, sözleşmenin kurulması bakımından değil, içeriğinin sigorta ettirene karşı ileri sürülebilmesi bakımından önem taşır. Aydınlatma açıklamasının verildiğini ispat yükü kanun gereği sigortacıdadır; 17. Hukuk Dairesinin bir kararında poliçenin teslimini ispat yükü de sigortacıya yüklenmiş, teslim ispatlanır ve sigorta ettiren on dört gün içinde itiraz etmezse sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla geçerli olacağı belirtilmiştir. TTK m. 1425/2'ye göre teklifnameden farklı olup sigortalı aleyhine öngörülen poliçe hükümleri ise geçersizdir.
Bir uyuşmazlık çıktığında teklifname, aydınlatma formu, poliçenin teslimine ilişkin kayıtlar ve önceki dönem poliçeleri birlikte değerlendirilebilir. Özel şartlara dayanan ret kararlarında, şartın sigorta ettirene usulüne uygun biçimde bildirilip bildirilmediği ve kanunun emredici hükümlerine uygun olup olmadığı değerlendirilebilir.
Bu yazıdaki açıklamalar, yayın tarihinde yürürlükte olan mevzuata ve aktarılan Yargıtay kararlarına dayanmaktadır. Yargıtay içtihadı zaman içinde değişebilir; aynı konuda farklı daire kararları veya karşı oylar bulunabilir. Somut bir uyuşmazlıkta mahkeme veya hakem heyeti, dosyadaki delillere ve olayın özelliklerine göre bu yazıda aktarılan yaklaşımdan farklı bir sonuca ulaşabilir.