Zum Inhalt

Dieser Artikel erscheint auf Türkisch.

Rizikonun Gerçekleşmesi: İhbar, Zararı Azaltma ve Kurtarma Masrafları

Veröffentlicht 12 Min. Lesezeit
Zusammenfassung

Riziko gerçekleştiğinde sigorta ettiren durumu gecikmeksizin bildirmek, gerekli bilgi ve belgeleri sağlamak ve zararı azaltacak önlemleri almakla yükümlüdür. Kanun bu yükümlülüklere aykırılığı kural olarak tazminatın reddine değil, kusurun ağırlığına göre indirime bağlamıştır; faydasız kalsa bile karşılanan makul kurtarma masrafları ve avans da Yargıtay kararlarıyla birlikte inceleniyor.

1. Giriş

Sigorta sözleşmesinin asıl işlevi, riziko gerçekleştiğinde ortaya çıkar. Bir yangın, bir hırsızlık, bir trafik kazası veya bir doğal afet sonrasında sigortalı, poliçesine dayanarak tazminat talep eder. Ancak bu aşamada sigorta ettirenin de kanundan doğan bazı yükümlülükleri vardır: rizikoyu sigortacıya bildirmek, zararın belirlenmesi için gerekli bilgi ve belgeleri sağlamak, inceleme yapılmasına izin vermek ve zararın büyümesini önleyecek önlemleri almak.

Uygulamada sigortacıların ret kararlarının bir kısmı bu yükümlülüklere aykırılık iddiasına dayanabilmektedir. Hasarın geç bildirildiği, olay yerinin incelenmesine imkan tanınmadığı veya zararı azaltacak önlemlerin alınmadığı ileri sürülebilir. Türk Ticaret Kanunu (TTK) ise bu ihlallerin sonucunu kural olarak tazminatın tamamen reddi olarak değil, kusurun ağırlığına göre indirim olarak düzenlemiştir. Öte yandan kanuna göre sigorta ettirenin zararı önlemek veya azaltmak için yaptığı makul giderler sigortacı tarafından ayrıca karşılanır.

Aşağıda rizikonun gerçekleşmesinden sonraki ihbar, bilgi verme ve zararı önleme yükümlülükleri, bunların ihlalinin sonuçları, kurtarma masraflarının karşılanması ve sigorta tazminatının muacceliyeti, TTK hükümleri ve Yargıtay kararları üzerinden anlatılmaktadır.

2. Rizikonun Gerçekleşmesi ve Sözleşmenin Zamanı

2.1. Riziko kavramı

Riziko, sigorta sözleşmesiyle teminat altına alınan ve gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ya da ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan tehlikedir. TTK m. 1409'a göre sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur; rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükü ise sigortacıya aittir. Rizikonun ihmal sonucu gerçekleşmesi kural olarak sigortacının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; ancak sigorta ettiren veya sigortalının rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep olması halinde sigortacı tazminat borcundan kurtulur (TTK m. 1429).

2.2. Sözleşmeden önce gerçekleşmiş riziko

Sigorta, kural olarak gelecekteki belirsiz bir olaya karşı yapılır. Kanun, sigorta korumasının sözleşmeden önceki bir tarihten başlatılmasına izin vermekle birlikte, rizikonun önceden gerçekleştiğinin bilinmesi halinde özel bir sonuç öngörür:

TTK m. 1458 Geçmişe etkili sigorta

(1) Sigorta, sigorta koruması sözleşmenin yapılmasından önceki bir tarihten itibaren sağlanacak şekilde yapılabilir. Ancak, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalkmış olduğu, sözleşmenin yapılması sırasında, sigortacı ile sigorta ettiren ve sigortadan haberi olmak şartıyla, sigortalı tarafından biliniyorsa sözleşme geçersizdir. Rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığının sigorta ettiren veya sigortalı tarafından bilinip sigortacı tarafından bilinmediği durumlarda, sigortacı sözleşme ile bağlı olmamakla birlikte, ödenmesi gereken primin tamamına hak kazanır.

Bu hüküm, kaza veya hasar meydana geldikten sonra poliçe düzenletilerek tazminat alınmasına karşı bir güvence olarak görülebilir. Rizikonun gerçekleştiği sigorta ettiren tarafından bilinip sigortacı tarafından bilinmiyorsa, sigortacı sözleşmeyle bağlı olmaz ve primin tamamına hak kazanır. TTK m. 1486/1 uyarınca bu maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesine aykırı sözleşmeler geçersizdir.

3. İhbar Yükümlülüğü

3.1. Kanuni düzenleme

TTK m. 1446 Riziko gerçekleştiğinde

(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.

(2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.

(3) Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse, ikinci fıkra hükmünden yararlanamaz.

Hükmün üç unsuru vardır. Birincisi, bildirim yükümlülüğü sigorta ettirenin rizikoyu öğrenmesiyle başlar ve "gecikmeksizin" yerine getirilmelidir. Kanun belirli bir gün sayısı öngörmemiştir; genel şartlarda ise farklı sigorta dalları için ihbar süreleri düzenlenebilmektedir. İkincisi, kanunda geç ihbarın veya ihbar yapılmamasının yaptırımı olarak tazminatın reddi değil, indirim öngörülmüştür. Bu indirim için de geç ihbarın ödenecek tazminatta artışa yol açmış olması ve indirimin kusurun ağırlığına göre belirlenmesi gerekir. Üçüncüsü, sigortacı rizikoyu başka bir yoldan, örneğin karşı tarafın sigortacısı veya kendi acentesi aracılığıyla, fiilen öğrenmişse indirim hakkından yararlanamaz.

Bildirim, sigortacıya veya sözleşmeyi yapan ya da yapılmasına aracılık eden acenteye yapılabilir (TTK m. 1416).

3.2. Geç ihbarın değerlendirilmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bu konudaki kararlarında, geç ihbar nedeniyle talebin tamamen reddedilmesi yerine kusur ve indirim değerlendirmesi yapılması aranmış ya da bu yönde verilen bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır. İhracat kredi sigortasına ilişkin bir uyuşmazlıkta sigortacı, alacağın vadesinden 307 gün sonra yapılan bildirimi geç bulmuş ve talebi reddetmişti. Daire bu konuda şu değerlendirmeyi yapmıştır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4017, K. 2025/2473, T. 15.04.2025

Davacının 307 gün sonra gecikmeli bildirimde bulunması ve bu sürenin uzunluğu nazara alındığında yukarıdaki Kanun maddesi uyarınca davacının kusurunun bulunup bulunmadığı ve buna göre indirim yapılması gerekip gerekmediği hususlarının değerlendirilmesi, gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu fıkra değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Aynı Daire, başka bir kredi sigortası uyuşmazlığında, hasarın geç ihbar edilmesinin ödemenin niteliğinde veya miktarında bir artışa neden olmadığı ve belgelerin makul süre içinde sigortacıya sunulduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunu reddeden bölge adliye mahkemesi kararını ayrı bir gerekçe geliştirmeden onamıştır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2833, K. 2025/979, T. 18.02.2025).

Bu kararlar birlikte okunduğunda, geç ihbar iddiasında iki hususun önem taşıdığı görülmektedir: gecikmenin zararı artırıp artırmadığı ve sigorta ettirenin kusurunun derecesi.

4. Bilgi Verme ve İncelemeye İzin Verme Yükümlülüğü

TTK m. 1447 Bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü

(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır. Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür.

(2) Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar artarsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır.

Kanun metnine göre bu yükümlülüğün iki sınırı vardır: İstenen bilgi ve belge, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesi için "gerekli" ve sigorta ettirenden "beklenebilecek" nitelikte olmalıdır. Sigortacının elde edilmesi sigorta ettirenin imkanları dışında kalan belgeleri istemesi veya talebi sürekli genişletmesi, bu yükümlülüğün ihlali olarak değerlendirilmeyebilir.

Sigortacı, sigorta ettirenin rizikonun, tazminatın veya bedelin kapsamının belirlenmesi amacıyla yaptığı makul giderleri, faydasız kalmış olsalar bile ödemekle yükümlüdür (TTK m. 1426). Örneğin hasarın tespiti için alınan bir uzman raporunun makul gideri bu kapsamda değerlendirilebilir.

5. Zararı Önleme ve Azaltma Yükümlülüğü

5.1. Kanuni düzenleme

TTK m. 1448 Zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü

(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. …

(2) Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır.

(3) Sigortacı sigorta ettirenin birinci fıkra gereğince yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tazmin etmekle yükümlüdür. Eksik sigortanın yapıldığı hâllerde 1462 nci madde hükmü kıyas yoluyla uygulanır.

(4) Sigortacı, sigorta ettirenin istemi üzerine giderlerin karşılanması amacıyla gerekli tutarı avans olarak ödemek zorundadır.

5.2. Yükümlülüğün kapsamı

Yükümlülük yalnızca riziko gerçekleştikten sonra değil, gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda da doğar. Örneğin yangının sıçrama tehlikesi bulunan bir depoda malların tahliye edilmesi, su baskını riski karşısında eşyaların yükseğe kaldırılması veya hasarlı bir aracın daha fazla zarar görmemesi için güvenli bir yere çekilmesi bu kapsamda düşünülebilir. Kanun, önlemlerin "imkanlar ölçüsünde" alınmasını arar; sigorta ettirenden olağanüstü fedakarlık beklenmediği söylenebilir.

Yükümlülük, sigortacının üçüncü kişilere karşı rücu haklarını korumayı da kapsar. Örneğin zarara yol açan kişinin kimliğinin tespit ettirilmesi, delillerin korunması veya sorumlu kişiyle sigortacının aleyhine olacak bir ibra anlaşması yapılmaması bu açıdan önemli olabilir. Sigortacının halefiyet ve rücu hakları serinin ilgili makalesinde incelenmektedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi bir kararında zararı önleme yükümlülüğünü ve ihlalin sonucunu şöyle özetlemiştir:

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/3837, K. 2019/6137, T. 15.05.2019

TTK'nun 1448.maddesi sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi ve azaltılması ve engel olunması için imkanlar dahilinde önlemler almakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmış ise kusurun ağırlığına göre tazminattan bir indirim yapılır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Bu karara konu olayda, konut sigortası kapsamındaki bir bina yer kayması nedeniyle hasar görmüş; malik, binanın taşıyıcı sistemine zarar gelmesini önlemek için temel güçlendirme çalışması yaptırmıştı. Daire, bu masrafların TTK m. 1448 uyarınca değerlendirilmeden talebin reddedilmesini bozma sebebi saymıştır. Kapatılan 17. Hukuk Dairesinin, sigortalı konutun bulunduğu taşınmazın çevresine yer kaymasını durdurmak amacıyla yapılacak iksa sistemi bedelinin TTK m. 1448 kapsamında kaldığına ilişkin istinaf nitelendirmesini isabetli bularak onadığı bir kararı da bulunmaktadır. Heyelan önleme çalışmaları için yapılan ödemelerin tazminine ilişkin bir hakem heyeti kararının ise ayrıca gerekçe gösterilmeden onandığı görülmektedir.

Yükümlülük, bilinen bir arıza veya tehlike karşısında sigortalının davranışı bakımından da gündeme gelebilir. Hidrolik sisteminde arıza bulunduğu bilinen bir traktörün, sürücünün beyanına göre bu arızanın giderilmesi ve bakım için servise götürülürken köprüde direksiyonunun kilitlenmesiyle dereye düştüğü bir kasko uyuşmazlığında 4. Hukuk Dairesi şu değerlendirmeyi yapmıştır:

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/11836, K. 2022/7304, T. 18.04.2022

Sigorta sözleşmesine konu rizikonun gerçekleşme ihtimalini artıran ve sigortacının durumunu ağırlaştıracak mahiyetteki hususları sigortacıya bildirmek, sigortalı bakımından yükümlülük olmakla birlikte; TTK'nun 1448.maddesi gereği, zararın oluşumunun engellenmesi için gerekli önlemlerin alınması da sigortalı için bir yükümlülüktür. Sigortacının sorumluluk derecesi belirlenirken, gerek rizikoyu ağırlaştıracak hususların bildirilmesine ilişkin yükümlülük, gerekse riziko ağırlaşmasını engelleyecek önlemlerin alınması yükümlülüğünün birlikte ele alınması gereklidir. Aksi yöndeki bir kabul, güven ve iyiniyet temelinde kurulan sigorta sözleşmesinde, taraf menfaatleri arasındaki dengenin bozulmasına yol açacaktır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Daire bu kararda, arızanın kazaya etki edip etmediğinin makine mühendisi bilirkişiden ek rapor alınarak araştırılmasını ve sonucuna göre TTK m. 1448 uyarınca sigortalının müterafik kusuru bulunup bulunmadığının ve tazminattan indirim yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesini istemiştir.

5.3. Kurtarma masrafları

TTK m. 1448/3, uygulamada "kurtarma masrafları" olarak anılan giderlerin sigortacı tarafından karşılanmasını düzenler. Hükmün dört özelliği aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

ÖzellikAçıklama
Faydasız kalsa bile ödenirÖnlem sonuç vermese bile makul gider karşılanır
Tazminattan ayrı ödenirGider, sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tazmin edilir
Avans istenebilirSigorta ettiren, giderin karşılanması için avans talep edebilir
Eksik sigortada oranSigorta bedeli sigorta değerinden azsa TTK m. 1462 kıyasen uygulanır

Ölçüt, giderin "makul" olmasıdır. Bir giderin kurtarma masrafı mı, yoksa sigortalı değeri iyileştirmeye yönelik bir yatırım mı olduğu ise uyuşmazlıklarda tartışılabilmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, heyelan nedeniyle zarar gören bir hidroelektrik santralinde yapılan ve sigortacının iyileştirme niteliğinde olduğunu ileri sürdüğü çalışmalar hakkında, sigortalının TTK m. 1448 ve ilgili genel şartlar uyarınca zararın önlenmesi, azaltılması ve artmasına engel olunması amacıyla üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği sonucuna ulaşmış ve İtiraz Hakem Heyetince sigortalıya yüzde elli oranında kusur atfedilmesini yerinde bulmamıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9981, K. 2024/5548, T. 30.05.2024).

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9981, K. 2024/5548, T. 30.05.2024

Sigorta sözleşmesine konu rizikonun gerçekleşme ihtimalini artıran ve sigortacının durumunu ağırlaştıracak mahiyetteki hususları sigortacıya bildirmek, sigortalı bakımından yükümlülük olmakla birlikte; TTK'nın 1448 inci maddesi gereği, zararın oluşumunun engellenmesi için gerekli önlemlerin alınması da sigortalı için bir yükümlülüktür. … davacı şirketin TTK'nın 1448 inci maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları, Yangına Bağlı Kar Kaybı Sigortası Genel Şartları ve İnşaat Sigortası Genel Şartları uyarınca zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması amacıyla üstüne düşen yükümlülüğü yerine getirdiği anlaşılmaktadır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Daire bu kararda, heyelanın ani ve öngörülemez nitelikte olduğuna ilişkin teknik tespitleri ve poliçe düzenlenmeden önce riziko adresinde risk analizi yapılmış olmasını dikkate alarak, sigortalıya yüzde elli oranında kusur yüklenmesini yerinde görmemiş ve hasarı önleme ve kurtarma amacıyla yapılan masraflar yönünden talebin kabulü gerektiğini belirtmiştir. Kararda, giderin niteliğinin teknik bilirkişi incelemesiyle belirlendiği görülmektedir. Sonuç büyük ölçüde somut olaydaki teknik tespitlere dayandığından, bu karardan kurtarma masrafı ile iyileştirme arasındaki ayrım için genel bir ölçüt çıkarmak güç olabilir.

6. Tazminatın Muacceliyeti

İhbar yükümlülüğünün yerine getirilmesi, tazminatın ne zaman ödenmesi gerektiğiyle de bağlantılıdır:

TTK m. 1427 Genel olarak

(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.

(3) Araştırmalar, 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder.

(4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.

Buna göre tazminat, belgelerin verilmesi ve sigortacının araştırmalarının tamamlanmasıyla muaccel olur; ancak bu süre ihbardan itibaren kırk beş günü (can sigortalarında on beş günü) aşamaz. Araştırmanın sigortacıya yüklenemeyen bir kusur nedeniyle gecikmesi halinde süre işlemez. Bu nedenle ihbarın tarihi ve belgelerin sigortacıya teslim edildiği tarih, faizin başlangıcı bakımından da önemli olabilir. Muacceliyetle birlikte sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. TTK m. 1427/5'e göre sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir.

7. Sözleşmede Öngörülen Yükümlülükler ve Koruyucu Hükümler

Genel şartlar ve poliçeler, riziko gerçekleştiğinde sigorta ettirene kanundakilere ek yükümlülükler (örneğin belirli bir süre içinde polise başvurma, hasarlı malı sigortacının izni olmadan elden çıkarmama) yükleyebilir. TTK m. 1449, bu tür sözleşmesel yükümlülüklerin ihlali bakımından sigortalıyı koruyan sınırlar getirir: İhlalde kusur yoksa sigortacının fesih ve ifadan kurtulma hakkına ilişkin hükümler sonuç doğurmaz; ihlal rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının edimin kapsamına etki etmemişse sigortacı sözleşmeyi feshedemez.

TTK m. 1452/3 uyarınca 1433 ila 1449 uncu maddeler ile 1426 ncı madde ve 1427 nci maddenin ikinci ila beşinci fıkraları, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez. Bu nedenle, örneğin "hasar belirli bir gün içinde bildirilmezse tazminat ödenmez" şeklindeki bir sözleşme şartının, kusur ve zarardaki artış koşullarını aramayan haliyle uygulanma imkanı sınırlı görünmektedir.

8. Sonuç

Riziko gerçekleştiğinde sigorta ettiren; durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmek, rizikonun ve tazminatın kapsamının belirlenmesi için gerekli bilgi ve belgeleri makul süre içinde sağlamak, inceleme yapılmasına izin vermek ve zararı önlemek veya azaltmak için imkanları ölçüsünde önlem almakla yükümlüdür.

Bu yükümlülüklerin ihlalinin kanuni yaptırımı kural olarak tazminatın reddi değil, ihlalin tazminatı artırması veya sigortacı aleyhine bir durum yaratması halinde kusurun ağırlığına göre indirimdir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yazıda anılan kararlarında da geç ihbar iddiasında kusur ve indirim değerlendirmesi yapılması aranmıştır. TTK m. 1446/3'e göre sigortacı rizikoyu daha önce fiilen öğrenmişse geç ihbar nedeniyle indirim yoluna gidemez.

Kanuna göre zararı önlemek veya azaltmak için yapılan makul giderler, faydasız kalsa bile tazminattan ayrı olarak sigortacı tarafından karşılanır ve bunlar için avans istenebilir. Bir giderin kurtarma masrafı mı yoksa iyileştirme mi olduğu ise teknik inceleme gerektirebilir. Uyuşmazlıklarda ihbar tarihi, sigortacının olayı öğrendiği tarih, sunulan belgeler, alınan önlemler ve bunların giderlerine ilişkin kayıtlar birlikte değerlendirilebilir.

Bu yazıdaki açıklamalar, yayın tarihinde yürürlükte olan mevzuata ve aktarılan Yargıtay kararlarına dayanmaktadır. Yargıtay içtihadı zaman içinde değişebilir; aynı konuda farklı daire kararları veya karşı oylar bulunabilir. Somut bir uyuşmazlıkta mahkeme veya hakem heyeti, dosyadaki delillere ve olayın özelliklerine göre bu yazıda aktarılan yaklaşımdan farklı bir sonuca ulaşabilir.