İçeriğe geç

Tıbbi Kötü Uygulama Sigortası ve Zamanaşımı

Yayın 13 dk okuma
Özet

Hekimler 1219 sayılı Kanunun Ek 12. maddesi uyarınca tıbbi kötü uygulama sigortası yaptırmakla yükümlüdür; Genel Şartlara göre sigorta, sözleşme süresi içinde yapılan tazminat taleplerini karşılar. Hekime karşı istemde vekalet ilişkisine dayanılırsa beş yıllık, haksız fiile dayanılırsa TBK m. 72'deki süreler, fiil suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı gündeme gelir. Yazıda teminatın kapsamı, sigortacıya doğrudan dava ve Yargıtay kararları anlatılmaktadır.

1. Giriş

Tıbbi bir müdahale sonrasında zarara uğradığını düşünen hasta veya yakınları için iki soru öne çıkar: Tazminat kimden ve hangi güvenceyle istenebilir, bu istem için ne kadar süre vardır? İlk sorunun cevabının bir bölümü hekimlerin yaptırmakla yükümlü olduğu tıbbi kötü uygulama sigortasında yer alır. İkinci sorunun cevabı ise hekim ile hasta arasındaki ilişkinin nasıl nitelendirildiğine ve zararın aynı zamanda suç oluşturup oluşturmadığına göre değişir.

Sigortanın kanuni dayanağı 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun Ek 12. maddesidir. Kapsam, sigortalının yükümlülükleri ve sigortacının rücu hakkı Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında (Resmi Gazete 21.07.2010, sayı 27648; sonraki değişiklikleriyle) düzenlenmiştir. Zamanaşımında ise Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 72, 146 ve 147 ile Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1478 ve 1482 birlikte değerlendirilir.

2. Zorunlu Sigortanın Kanuni Dayanağı

2.1. 1219 sayılı Kanun Ek m. 12

Ek 12. madde 5947 sayılı Kanunla 2010 yılında eklenmiştir:

1219 s. Kanun Ek m. 12

Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır. … Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama sebebi ile kişilere verebilecekleri zararlar ile bu sebeple kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere mesleki malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır. … Zorunlu sigortalara ilişkin teminat tutarları ile uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.

Madde iki grup arasında ayrım yapar. Kamu sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerde sigorta, kendilerinden istenebilecek zararlar ile kurumlarının yapacağı rücuları karşılar; primin yarısını hekim, yarısını döner sermaye veya kurum bütçesi öder. Özel kuruluşlarda çalışan hekimlerin sigortasını kuruluş yaptırır ve primin yarısını öder; serbest çalışan hekim sigortayı kendisi yaptırır. Sigortayı yaptırmayanlar için idari para cezası öngörülmüştür.

Teminat tutarları kanunda yer almaz; belirlenmeleri idareye bırakılmıştır. Tutarlar zaman içinde değişebildiğinden, somut uyuşmazlıkta ilgili poliçede yazılı limitler esas alınır.

2.2. Kamu hekiminde rücu ve sigortacının sorumluluğu

Anayasa m. 129/5 uyarınca kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla, ancak idare aleyhine açılabilir. Kamu hastanesindeki müdahale nedeniyle zarar gören, davayı kural olarak idareye karşı açar; idare ödedikten sonra hekime rücu edebilir. 2022 yılından bu yana 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa eklenen hükümlerle rücu davalarında Mesleki Sorumluluk Kurulu aşaması öngörülmüştür; bu süreç seride Özel Hastane ve Kamu Hastanesinin Sorumluluğu başlıklı yazıda aktarılmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2019 tarihli kararında, kamu hastanesinde görevli hekimin 2010 yılındaki tıbbi uygulaması sonrası hasta ölmüş, idare aleyhine açılan tam yargı davasında hükmedilen tazminatı ödeyen idare tutarın yarısını hekimden almıştır. Hekim bu tutarı, idarenin davayı 2016 yılında kendisine ihbar ettiği dönemde geçerli poliçesine dayanarak sigortacıdan istemiştir. İtiraz Hakem Heyeti talebin tamamını kabul etmiş, Daire kararı oy birliğiyle bozmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/2062, K. 2019/5048, T. 08.07.2019

Ancak, yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, İdare, sadece kusuru oranında kamu görevlisi doktora rücu edebilecek olup, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile 3. kişilerden gelecek tazminat taleplerine karşı doktoru sigorta örtüsü altına alan sigortacı da, ancak sigortalı doktorun kusuru oranında teminat sağlayacaktır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Karara göre sigortacının sorumluluğu, idarenin hekimden tahsil ettiği tutara değil, hekimin kusur oranına bağlıdır; Daire bu oranın denetime elverişli bir bilirkişi raporuyla belirlenmesini istemiştir. Daire, poliçenin uygulanmasına yönelik diğer itirazları reddetmiş; uyuşmazlık kusur oranında toplanmıştır. Kararda aktarılan rücu, Mesleki Sorumluluk Kurulu aşamasını getiren 2022 değişikliğinden önce gerçekleşmiştir. İdarenin rücu talebine ilişkin bu yaklaşımın Dairenin yerleşik görüşünü yansıtıp yansıtmadığı somut olayda ayrıca değerlendirilebilir; hekimin kusur oranının ayrıca belirlenmesini arayan, farklı bir olaya ilişkin karar seride Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortası: Kapsam, Teminat Dışı Haller ve Rücu başlıklı yazıda aktarılmıştır.

3. Genel Şartlara Göre Teminat

3.1. Talep esaslı yapı ve on yıllık geçmiş dönem

Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, A.1

Bu sigorta sözleşmesi, 1219 sayılı Kanunun Ek 12 nci maddesi çerçevesinde, serbest ya da kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların … poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine, bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlar. Ancak on yıllık dönemin başlangıcı 30 Temmuz 2009’u geçemez ve bir aydan fazla sigortasız kalınan dönemlerde meydana gelen olaylara bağlı olarak sigortalı dönemlerde yapılan ihbarlar için sigorta koruması yoktur.

Düzenleme, hangi poliçenin uygulanacağını müdahalenin tarihine değil, tazminat talebinin yapıldığı tarihe bağlar. Müdahale sözleşmeden önceki on yıl içinde yapılmış olsa bile, talep poliçe süresinde yapılmışsa teminat gündeme gelebilir. Ancak bu dönem 30.07.2009 öncesine uzanmaz ve bir aydan uzun sigortasız dönemlerdeki olaylar kapsam dışında kalır. Mesleki faaliyetine son veren hekim için, son poliçe dönemindeki faaliyetlerden doğan ve sözleşmenin bitiminden sonraki iki yıl içinde ileri sürülen talepler de teminat içindedir.

3.2. Rizikonun gerçekleşmesi ve bildirimler

Genel Şartların B.1 maddesine göre riziko, sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan sigortacıya başvurduğu anda gerçekleşmiş sayılır. B.2 maddesi sigorta ettirene rizikoyu derhal, sorumluluğunu gerektirecek olayları on gün içinde bildirme ve aleyhine dava açıldığında veya cezai kovuşturmaya geçildiğinde sigortacıyı derhal haberdar etme yükümlülüğü getirir. B.3.4 maddesine göre sigortalının sigortacının onayını almadan yaptığı sulh, bildirimden itibaren on beş gün içinde onay verilmemişse sigortacıya karşı geçersizdir.

3.3. Teminat dışı haller ve sigortacının rücu hakkı

Teminat dışı hallerde sigortacının ödeme borcu kural olarak doğmaz; rücu hallerinde ise sigortacı zarar görene öder, sonra sigortalıya başvurur.

Düzenlemeİçerik
A.3 Teminat dışı hallerHukuk veya etik kurallarla sınırlanan mesleki faaliyet dışındaki faaliyetlerden doğan talepler; insani görev hariç, poliçedeki kuruluşların sorumluluk alanı dışındaki faaliyetler; idari ve adli para cezaları dahil her tür ceza ve cezai şartlar; tıbbi faaliyet gereği yapılanlar dışındaki deneyler
B.6 Sigortalıya rücuMesleki faaliyet sırasında kasten sebep olunan olaylar; alkol, uyuşturucu veya narkotik madde etkisi altında meydana gelen olaylar; gereken zeyilnamenin istenmemesi halinde eksik prim oranına denk gelen kısım

B.3.6 maddesi ve TTK m. 1484 uyarınca sigortacı sigortalıya karşı ifa borcundan kurtulmuş olsa da zarar gören bakımından ifa borcu zorunlu sigorta miktarına kadar devam eder.

4. Zarar Görenin Sigortacıya Doğrudan Başvurusu

4.1. Doğrudan dava hakkı

Zarar gören, hekimin sorumluluk sigortacısına doğrudan başvurabilir. Genel Şartların B.5 maddesi TTK m. 1478 ile aynı ifadeleri kullanır:

Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, B.5

Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir.

Sigortacının sorumluluğu sigorta bedeliyle sınırlıdır; aşan kısım için hekim veya hastane gibi diğer sorumlulara başvurulması gündeme gelebilir.

4.2. Başvurunun zamanı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.09.2024 tarihli kararında, gebelik takibini yapan hekimin poliçesi 06.04.2016 ile 06.04.2017 arasında geçerlidir. Zarar görenler sigortacıya karşı davayı 27.02.2017 tarihinde açmış, dilekçe sigortacıya 18.04.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. İlk derece mahkemesi rizikonun tebliğ tarihinde, yani poliçe süresinden sonra gerçekleştiğini kabul ederek davayı reddetmiş, Daire bu kısmı oy birliğiyle bozmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3651, K. 2024/6737, T. 24.09.2024

Bu itibarla davacılar tarafından açılan birleşen dava tarihi (27.02.2017) itibariyle rizikonun gerçekleştiği ve bu tarihin poliçe vade bitim tarihinden ( 06.04.2017) önce olduğu gözetilerek davanın esasına girilmesi gerekirken sigortacıya başvuru anının dava dilekçesinin tebliği ile olduğu şeklindeki isabetsiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Aynı dosyada ilk açılan dava, dava tarihinde hekimin poliçesini düzenlememiş bir sigortacıya yöneltildiği için reddedilmiş ve bu kısım onanmıştır. Karar, poliçe süresinin ve sigortacının kimliğinin sonuca doğrudan etki edebildiğini göstermektedir. Bununla birlikte Dairenin, riziko tarihinde davalının poliçesi bulunmadığı gerekçesiyle sonraki dönemin sigortacısı yönünden verilen husumet yokluğu kararını kısa bir gerekçeyle onadığı bir kararı da bulunmaktadır; hangi tarihin esas alınacağı, uygulanacak poliçe metnine göre farklılık gösterebilir.

5. Zamanaşımı

5.1. Sözleşmeye dayanan istemler: TBK m. 146 ve 147

TBK m. 146 uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. TBK m. 147 ise bazı alacakları beş yıllık süreye bağlar:

TBK m. 147 Beş yıllık zamanaşımı

Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: … 5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.

Hekim ile hasta arasındaki ilişkinin vekalet hükümlerine tabi tutulması, bu ilişkiden doğan tazminat istemlerinde beş yıllık süreyi gündeme getirir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2019 tarihli kararı sürelerin farkını ve zarar görenin seçimini şöyle açıklamıştır:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/778, K. 2019/329, T. 21.03.2019

Hakların yarışmasında, zarar görenin tazminat istemini isterse sözleşmenin ihlâli isterse haksız fiil hükümlerine dayandırma yönünde bir tercih hakkının bulunduğu; dayanılan hukuki sebep açıkça belirtilmediyse, hâkimin önüne gelen olay bakımından hangi sorumluluk hâli zarar gören lehine ise o hükümleri bir bütün olarak uygulaması gerektiği kabul edilir. … Sözleşmeden doğan sorumlulukta ise zamanaşımı kural olarak alacağın muaccel olmasından itibaren on yıldır (BK 125, TBK 146), vekâlet sözleşmesinin de dâhil olduğu kimi hâllerde ise bu süre beş yıldır (BK 126/4, TBK 147/5).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Sürenin başlangıcı ayrı bir tartışma konusudur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 22.02.2023 tarihli kararında, 2009 yılındaki bir göz ameliyatı nedeniyle 2010 yılında kısmi dava açılmış, kalıcı zarara ilişkin Adli Tıp raporu 2016 yılında öğrenilmiş, talep 2018 yılında ıslahla artırılmıştır. Daire, ıslah edilen kısım bakımından sürenin dolmadığını kabul etmiştir:

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/396, K. 2023/194, T. 22.02.2023

Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararlarda zamanaşımı süresinin başlangıcı, olay tarihi ya da tazminat sorumlusu ile zararın öğrenilme günü değil, sürekli sakatlığa ilişkin, kesin raporun ortaya çıktığı ve öğrenildiği tarihtir. … Dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK.nın 126. maddesi (6098 sayılı T.B.K.nın 147. maddesi) gereğince vekalet sözleşmesinde zamanaşımı süresi 5 yıldır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Karar oy çokluğuyla verilmiş, mahkeme kararı faiz yönünden düzeltilerek onanmıştır. Karşı oyda, zararın kapsamının değil varlığının öğrenilmesinin yeterli olduğu, sürenin en geç kısmi davanın açıldığı tarihte başladığı ve ıslahla istenen kısmın zamanaşımına uğradığı görüşü savunulmuştur. Olay 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde gerçekleşmiştir.

5.2. Haksız fiile dayanan istemler ve uzamış ceza zamanaşımı

Tıbbi müdahale sözleşmeye aykırılığın yanında haksız fiil de oluşturabilir:

TBK m. 72 Zamanaşımı

Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.

Hukuk Genel Kurulunun yukarıda anılan kararı bu ikinci cümle bakımından da önemlidir. Olay 2006 yılında, 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde bir doğum sırasında yaşanmış ve kararda 818 sayılı Kanun hükümleri uygulanmıştır. Hekim hakkındaki ceza yargılamasında 2012 yılında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, tazminat davası aynı yıl hekim ve özel hastane aleyhine açılmıştır. Yerel mahkeme beş yıllık sürenin dolduğunu kabul ederek davayı reddetmiş, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını değişik gerekçeyle ve oy birliğiyle bozmuştur:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/778, K. 2019/329, T. 21.03.2019

Ancak aynı fiilin hem sorumluluğu kuran, hem de ceza kanunlarına göre suç teşkil eden mahiyette olduğu hâllerde, bu fiile ceza kanunlarınca daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş ise, tazminatın daha ağır bir müeyyide olan cezalandırmadan daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm olmayacaktır. … Zira tazminat davalarında BK 60/2 hükmünün işlerlik kazanabilmesi için haksız fiilin suç teşkil eder mahiyette olması yeterli olduğundan, ayrıca ceza davası açılması veya fiilin mahkûmiyet ile cezalandırılması aranmaz.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Kurul, eylemin taksirle yaralama suçunu oluşturduğunu ve bu suç için öngörülen sekiz yıllık dava zamanaşımı içinde dava açıldığını kabul etmiştir. Kararda uygulanan BK m. 60/2'deki kural bugün TBK m. 72/1'in ikinci cümlesinde yer almaktadır. Buna göre beş yıllık sözleşme süresinin geçtiği bir dosyada, fiilin suç niteliği ve ceza kanunundaki süre ayrıca değerlendirilebilir.

5.3. Sigortacıya karşı istemlerde zamanaşımı

TTK m. 1478 ve Genel Şartların B.5 maddesi "sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi"ne atıf yapar. Genel Şartların C.9 maddesi sözleşmeden doğan istemler için muacceliyetten itibaren iki yıllık süre, sigorta tazminatına ilişkin istemler için ise her halde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren on yıllık süre öngörür; B.1 maddesine göre riziko, sigortalıya tazminat talebinde bulunulduğu veya zarar görenin doğrudan sigortacıya başvurduğu anda gerçekleşmiş sayılır. TTK m. 1482 ise sorumluluk sigortalarında sigortacıya yöneltilecek tazminat istemlerini sigorta konusu olaydan itibaren on yıllık süreye bağlar.

Zarar görenin davasında hangi sürenin uygulanacağı tartışma konusudur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04.10.2023 tarihli kararı tıbbi kötü uygulama sigortasına değil, tüpgaz zorunlu sorumluluk sigortasına ilişkindir. 2009 yılındaki bir gaz sızıntısında çocuğunu kaybeden ailenin başvurusu on yılı aşkın süre geçtiği gerekçesiyle reddedilmiş, Daire kararı bozmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3172, K. 2023/5584, T. 04.10.2023

6102 sayılı Kanun'un 1420 nci maddesinde (mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 1268 inci maddesi) düzenlenen zamanaşımı süresi sigorta akdine taraf olanlar için geçerlidir. Sigorta akdine taraf olmayıp, zarar gören sıfatıyla destekten yoksun kalan davacılar tarafından, sorumluluk sigortasına dayalı olarak, sigorta şirketine karşı açılan davada da ilgili madde hükmü değil temel ilişkideki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekecektir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Daire, sigortalının sorumluluğunun temelinin haksız fiil olduğunu belirterek ceza kanunundaki daha uzun sürenin sigortacı yönünden de uygulanacağını kabul etmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş; karşı oyda sigortacıya karşı istemlerin TTK m. 1420 ve 1482'deki sürelere tabi olduğu ve ceza zamanaşımının uygulanamayacağı görüşü savunulmuştur. Aynı yaklaşımın tıbbi kötü uygulama sigortacısına karşı davalarda ileri sürülmesi gündeme gelebilir. Hekim yönünden temel ilişki vekalet ise bu yaklaşım TBK m. 147/5'teki beş yıllık süreyi de gündeme getirebilir; ceza zamanaşımı ise TBK m. 72/1'e dayandığından ancak haksız fiil yolunda söz konusu olur. TTK m. 1482'nin genel çerçevesi Sigorta Hukuku serisinde Sigorta Hukukunda Zamanaşımı başlığı altında anlatılmıştır.

İstemDayanakSüre
Hekime karşı, vekalet ilişkisine dayalıTBK m. 147/5Beş yıl
Haksız fiile dayalıTBK m. 72Öğrenmeden iki yıl, her halde fiilden on yıl
Fiil suç oluşturuyorsaTBK m. 72/1, ikinci cümleCeza kanunundaki daha uzun süre
Sigortacıya doğrudanTTK m. 1478, 1482; Genel Şartlar B.5, C.9Tartışmalı; 11. Hukuk Dairesinin oy çokluğuyla verdiği kararda (tüpgaz sigortası) temel ilişkideki süre

6. Sonuç

1219 sayılı Kanunun Ek 12. maddesi hekimlere tıbbi kötü uygulama sigortası yaptırma yükümlülüğü getirir. Genel Şartlara göre sigorta, sözleşme süresinde yapılan talepleri, sözleşmeden önceki on yıllık dönemdeki müdahaleleri de kapsayacak biçimde karşılar; bu dönem 30.07.2009 öncesine uzanmaz. Kast ile alkol veya uyuşturucu etkisi gibi hallerde sigortacı sigortalıya rücu edebilir. Zarar gören zararın sigorta bedeline kadar olan kısmını sigortacıdan doğrudan isteyebilir; 11. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararında bu başvuruda dava tarihi esas alınmış, 2019 tarihli kararında ise kamu hekiminin sigortacısının idarenin rücu talebinden hekimin kusur oranında sorumlu olduğu kabul edilmiştir.

Hekim ile hasta arasındaki ilişkinin vekalet hükümlerine tabi tutulması TBK m. 147/5'teki beş yıllık süreyi gündeme getirir; haksız fiilde TBK m. 72'deki süreler, fiil suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun süre uygulanır. Hukuk Genel Kurulunun direnme üzerine oy birliğiyle verdiği 2019 tarihli kararında, uzamış süre için ceza davası açılması veya mahkumiyet aranmamıştır. Sürenin başlangıcı ve sigortacıya karşı istemlerdeki süre ise oy çokluğuyla verilen kararlarda tartışılmıştır.

Bu yazıdaki açıklamalar, yayın tarihinde yürürlükte olan mevzuata ve aktarılan Yargıtay kararlarına dayanmaktadır. Yargıtay içtihadı zaman içinde değişebilir; aynı konuda farklı daire kararları veya karşı oylar bulunabilir. Somut bir uyuşmazlıkta mahkeme veya hakem heyeti, dosyadaki delillere ve olayın özelliklerine göre bu yazıda aktarılan yaklaşımdan farklı bir sonuca ulaşabilir.