Zum Inhalt

Dieser Artikel erscheint auf Türkisch.

Emtia (Nakliyat) Sigortacısının Taşıyıcıya Karşı Rücu Hakkı

Veröffentlicht 15 Min. Lesezeit
Zusammenfassung

Tazminatı ödeyen emtia sigortacısı, TTK m. 1472 uyarınca sigortalının taşıyıcıya karşı haklarına halef olur ve bu hakları taşıyıcının sigortalıya karşı sahip olduğu savunmalarla birlikte devralır. Rücu davasında taşıyıcının kurtuluş halleri, kilogram başına sınırlar ve sınırın kalkmasına ilişkin kast veya pervasız davranış iddiası, Yargıtay kararlarında taşıma hükümlerine göre incelenmiştir. Yazıda bu hususlar ile hasar ihbarı ve zamanaşımı anlatılmaktadır.

1. Giriş

Taşınan eşya yolda zarar gördüğünde, eşyanın sahibi zararını önce kendi emtia (nakliyat) sigortacısından alabilir. Sigortacı tazminatı ödedikten sonra, ödediği tutarı zararın sorumlusu olan taşıyıcıdan geri isteyebilir. Bu talep, sigorta hukukunda halefiyet, uygulamada ise "rücu davası" olarak adlandırılır.

Halefiyetin genel şartları, hatır ödemesi, alacağın temliki ve davanın niteliği sigorta serisinde Sigortacının Halefiyeti ve Rücu Hakkı başlığı altında anlatılmıştır. Burada ise bu kuralların taşıma hukukundaki uygulaması anlatılıyor: Sigortacı taşıyıcıya karşı hangi kurallara tabidir, taşıyıcının sorumluluk sınırları rücu tutarını nasıl etkiler, sınırın kalktığı haller nelerdir ve ihbar ile zamanaşımı sürelerinin sigortacı bakımından sonuçları nelerdir?

2. Halefiyet ve Taşıma Hukukunun Birlikte Uygulanması

2.1. Sigortacı, sigortalının hakkını devralır

TTK m. 1472 Halefiyet

(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. … (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur.

Halefiyetle geçen hak, sigortalının taşıyıcıya karşı sahip olduğu haktır. Sigortacı bu hakkı kural olarak sigortalının sahip olduğu kapsam ve içerikte kullanabilir. Bunun taşıma hukukundaki sonucu şudur: Taşıyıcı, gönderen veya gönderilene karşı ileri sürebileceği kurtuluş hallerini, sorumluluk sınırlarını, ihbar savunmalarını sigortacıya karşı da ileri sürebilir; zamanaşımı bakımından ise 5.2'de aktarılan görüş ayrılığı bulunmaktadır. Sigortacının ödediği tutar ile taşıyıcının taşıma hukukuna göre ödemekle yükümlü olduğu tutar bu nedenle farklı olabilir.

İkinci fıkra ise sigortalının davranışını ilgilendirir. Örneğin sigortalı, taşıyıcıyı tazminattan ibra ederse ya da hasar ihbarını zamanında yapmayarak taşıyıcı lehine bir karinenin doğmasına yol açarsa, sigortacıya geçen hakkın zayıflaması söz konusu olabilir; bu durumda sigortalının sigortacıya karşı sorumluluğu gündeme gelebilir.

2.2. Rücu davasında taşıma hükümleri

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarihli kararı, bir nakliyat poliçesine değil, makine kırılması ve finansal kiralama (leasing) paket sigorta poliçesine dayanan bir rücu davasına ilişkindir. Olayda 2012 yılında, sigortalı makine fabrika sahası içinde vinçlerle montaj yerine taşınırken halatın kopması sonucu düşerek hasar görmüş; davacı sigortacı ödediği tazminatı, makinenin indirilmesi ve fabrika sahasından montaj yerine taşınması için sözleşme yapılan davalıdan istemiştir. 11. Hukuk Dairesi, taşıyanın da sorumluluğunun araştırılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararı bozmuş; ilk derece mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, direnme kararını değişik gerekçeyle ve oy birliğiyle bozmuştur:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/146, K. 2021/835, T. 24.06.2021

Dava konusu hasarın taşıma sözleşmesinin ifası sırasında meydana geldiği gözetildiğinde somut olaya 6102 sayılı TTK’nin taşıma sözleşmesine ilişkin hükümleri ile müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla öncelikle tüm dosya kapsamı ve hasarın meydana geliş şekli gözetilerek davalının kusursuz olup olmadığı, kusurlu ise sorumluluktan kurtulma sebeplerinin bulunup bulunmadığı veya hangi miktarla sınırlı sorumlu olduğu hususlarının tespit edilmesi gerekmektedir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Kararda şu sıra izlenmiştir: Önce taşıyıcının sorumlu olup olmadığı, ardından sorumluluktan kurtulma sebeplerinin bulunup bulunmadığı, son olarak da hangi tutarla sınırlı sorumlu olduğu belirlenir. Kurul ayrıca bu hususların teknik bilgi gerektirdiğini belirterek taşıma konusunda uzman bir bilirkişinin de yer aldığı bir heyetten rapor alınmasını istemiştir.

3. Taşıyıcının Sorumluluğu ve Sınırları

3.1. Yurt içi taşımalar

Yurt içi karayolu taşımalarında taşıyıcı, eşyayı teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar zıya, hasar ve gecikmeden TTK m. 875 uyarınca sorumludur. Tazminat eşyanın teslim alındığı yer ve zamandaki değeri üzerinden hesaplanır ve gönderinin net olmayan ağırlığının her kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkı ile sınırlanır (TTK m. 880, 882/1); Özel Çekme Hakkı, aksi kararlaştırılmadıkça eşyanın taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki Merkez Bankası değerine göre Türk Lirasına çevrilir (TTK m. 882/4). Bu kuralların ayrıntısı seride Taşıyıcının Zıya, Hasar ve Gecikmeden Sorumluluğu başlığı altında anlatılmıştır.

Sigortacı ise sigortalısına poliçe şartlarına ve eksper raporuna göre ödeme yapar. Bu nedenle rücu davasında sigortacının ödediği tutar ile taşıyıcının kanuni sınır içinde kalan sorumluluğu arasındaki fark, sigortacının üzerinde kalabilir. Sınırın kalkıp kalkmayacağı tartışması bu yüzden rücu davalarında ayrıca önem kazanabilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2023 tarihli kararına konu olayda, bir iş makinesini taşıyan araç virajda devrilmiş ve sigortacı ödediği tazminatı taşıyıcıdan istemişti. İlk derece mahkemesi sürücünün davranışını pervasız kabul ederek taşıyıcıyı tam zarardan sorumlu tutmuştu. Daire, yükün istifine ilişkin çelişkilerin giderilmediğini ve pervasız davranışın bulunmadığını belirterek kararı bozmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/2625, K. 2023/5123, T. 19.09.2023

yükün istifine ilişkin çelişkiler ve itirazlar tam olarak giderilmeden eksik inceleme ile zararın tamamından davalıların sorumlu tutulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. … Oysa yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere somut olayda taşıyıcının pervasızca bir fiilinden bahsetmek mümkün olmayıp bu durumda … taşıyanın tazminat sorumluluğu aynı Kanunun 882 nci maddesi uyarınca gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlı tutularak hesaplanması gerekirken

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Kararda, Daire'nin aynı dosyadaki önceki bozma kararında yüklemenin ve istifin kim tarafından yapıldığının araştırılmasının istendiği ve bu bozmada anılan TTK m. 864/3'e göre tarafların davranışlarının zarara etkisinin değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği de hatırlatılmıştır. Taşıyıcının sorumluluğunu daraltabilecek hükümler bakımından, eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından yüklenmesi TTK m. 878/1-c'de bir kurtuluş hali olarak sayılmış; zararın oluşmasına gönderenin veya gönderilenin davranışının etkisi ise TTK m. 875/2 uyarınca tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde dikkate alınır. Halef olan sigortacı da bu savunmalarla karşılaşabilir.

3.2. Uluslararası taşımalar

Uluslararası karayolu taşımalarında uyuşmazlık, şartları varsa CMR Konvansiyonuna göre çözülür. Taşımacının sorumluluğunun temel kuralı CMR m. 17'dedir:

CMR m. 17
  1. Taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur.

Tazminat, CMR m. 23 uyarınca yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır ve kilogram başına sınırlanır; CMR'nin uygulama alanı ve sorumluluk sistemi seride CMR'nin Uygulama Alanı ve Taşımacının Sorumluluğu başlığı altında ayrıca incelenmektedir.

Rücu davalarında sınırın hangi tarihteki kurla Türk Lirasına çevrileceği de tartışılmıştır. Daire'nin 06.10.2022 tarihli kararına konu olay, İtalya'dan Türkiye'ye yapılan bir CMR taşımasına ilişkindir; sigortacı 2003 yılında sigortalısına ödeme yapmış ve aynı yıl, mülga 6762 sayılı Kanun m. 1301'deki halefiyet hükmüne dayanarak rücu davası açmıştı. Daire, CMR m. 23/7'ye dayanarak, ilk derece mahkemesinin karar tarihindeki kuru esas almasını isabetli bulmuş, ancak bulunan tutarın yine karar tarihindeki kurla dava konusu yabancı paraya çevrilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5085, K. 2022/6726, T. 06.10.2022

karar tarihi güncel SDR kuru esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması isabetli ise de, bulunan sınırlı sorumluluk miktarının (22.212,95 TL) yine karar tarihi kur esas alınmak suretiyle Euro’ya çevrilmesi ve bulunacak bu tutara hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile hesaplamada dava tarihindeki kurun dikkate alınması doğru olmamış

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oyda, sigortacının sigortalısına ödediğinden fazlasını isteyemeyeceği, bu nedenle Özel Çekme Hakkı kurunun sigortacının ödeme yaptığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği, aksi halde sigortacının aradaki kur artışı kadar sebepsiz zenginleşeceği savunulmuştur. Dairenin, emtia sigortacısının açtığı bir başka rücu davasında CMR m. 23/7 uyarınca karar tarihine en yakın kurun esas alınmasını isabetli bulan bir kararı da bulunmaktadır. Yurt içi taşımalarda ise TTK m. 882/4, çevirme için eşyanın taşıyıcıya teslim edildiği tarihi veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihi esas almaktadır.

4. Sınırsız Sorumluluk İddiası

4.1. Kanuni dayanak

Sigortacının ödediği tutarın kanuni sınırı aşan kısmını taşıyıcıdan alabilmesi, sınırın kalkmasına bağlıdır. Yurt içi taşımalarda dayanak TTK m. 886'dır:

TTK m. 886 Sorumluluk sınırlamalarının ortadan kalkması

(1) Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.

CMR'de ise aynı sonuç farklı kavramlarla düzenlenmiştir:

CMR m. 29
  1. Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz.
  2. Bilerek kötü hareket veya kusur taşımacının vekil veya çalışanları tarafından görevleri sırasında işlenmiş ise, aynı hüküm uygulanır. …

TTK m. 886, kast veya pervasız davranışın ispat edilmesini aradığından ispat yükünü açıkça sınırın kalktığını ileri süren tarafa yüklemektedir. CMR m. 29'da bu konuda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, genel ispat kuralına göre ispat yükü kural olarak yine bu taraftadır. Halef olan sigortacı bakımından bu, kast veya pervasız davranışı gösteren olguların (sürücünün davranışı, aracın park edildiği yer, güvenlik önlemleri) dosyaya getirilmesi anlamına gelebilir. Kavramların ayrıntısı seride Kast ve Pervasız Davranış: Taşıyıcının Sınırsız Sorumluluğu başlığı altında incelenmiştir.

4.2. Aktarılan kararlardaki değerlendirme

Daire'nin 31.10.2022 tarihli kararı, mülga 6762 sayılı Kanun döneminde, 2005 yılında İstanbul'dan İtalya'ya yapılan ve CMR'ye tabi bir taşımada, sürücünün aracı park edip uyuması sırasında emtianın bir kısmının çalınmasına ilişkindir. İlk derece mahkemesi sınırlı sorumluluğu uygulamış, Daire ise taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağını belirterek kararı sigortacı yararına bozmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/6457, K. 2022/7575, T. 31.10.2022

Taşıyıcının, tedbirli bir taşımacının dikkat ve özenini göstermemesi ve zararın ortaya çıkabilme ihtimalini öngörmesine rağmen, bunu göze alarak pervasızca bu özeni göstermekten kaçınması dolayısıyla kasıttır. Bu durumda taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanması olanağı ortadan kalkar. Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, taşımacının adamı tarafından brandalı taşıma aracının, gece bekçisi olmayan yerde park edilmesi, olay mahallinin İtalya olması bir bütün olarak göz önüne alındığında, taşıyıcının adamının gerekli dikkat ve özeni göstermediği zararın ortaya çıkma ihtimalini öngörmesine rağmen aracı park ettiği anlaşılmakla

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Farklı düzenlemelere tabi iki olaya ilişkin olmakla birlikte (biri 2012 yılında gerçekleşen ve TTK m. 882 ile 886'ya göre değerlendirilen bir yurt içi taşıma, diğeri 2005 yılında gerçekleşen ve CMR m. 29'a göre değerlendirilen bir uluslararası taşıma), aktarılan iki karar birlikte okunduğunda, aynı Daire'nin bir dosyada sürücünün virajdaki davranışını pervasızlık için yeterli görmediği, diğerinde ise brandalı aracın gözetimsiz bir yerde park edilmesini, olayın gerçekleştiği yerle birlikte değerlendirerek pervasız davranış kabul ettiği görülmektedir. Sonucu, somut olayın özellikleri ve zararın ihtimal dahilinde olup olmadığına ilişkin olgular belirlemiştir.

5. Hasar İhbarı ve Zamanaşımı

5.1. İhbar

Gönderen veya gönderilen, açıkça görülen zıya veya hasarı en geç teslim anında, açıkça görülmeyenleri teslimden sonra yedi gün içinde bildirmezse, eşyanın sözleşmeye uygun teslim edildiği varsayılır (TTK m. 889/1-2). CMR m. 30 de benzer bir karine öngörür; açıkça görülmeyen zararlarda süre, pazar günleri ve resmi tatiller hariç yedi gündür ve bildirim yazılıdır. İhbar süreleri teslimden itibaren kısa olduğundan, ihbar aşamasında sürece dahil olmayan sigortacının bu eksikliği sonradan gidermesi kural olarak güçtür; TTK m. 1472/2 karşısında ihbarı yapmayan sigortalının davranışının sonuçları ayrıca tartışılabilir.

İhbarın yapılmamasının etkisi, Daire'nin 09.10.2023 tarihli kararında açıklanmıştır. Karar, Türkiye'den Afganistan'a yapılan ve CMR'ye tabi bir taşımaya ilişkindir. Olayda ilk derece mahkemesi, hasarın duyu organlarıyla anlaşılabilecek nitelikte olduğunu ve ihbarın süresinde yapılmadığını belirterek sigortacının rücu davasını reddetmişti. Daire kararı bozmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5208, K. 2023/5676, T. 09.10.2023

Bu hükme göre, kayıp veya hasar nedeniyle ihbarın hiç veya zamanında ileri sürülmemiş olması, taşıyıcıya karşı dava açılmasını engellemez. Taşıyıcıya çekince bildirilmemesinin somut etkisi, gönderilen eşyayı taşıma senedinde yazılı olduğu biçimde teslim aldığı yolunda taşıyıcı lehine karinenin doğmasına neden olup, bu karinenin ortadan kaldırılması dolayısıyla ve taşıyıcının sorumlu olduğunun ileri sürülerek taşıyıcıya karşı dava açılması mümkündür. … dava konusu emtiaların alıcıya teslimi sırasında hasarlı ya da eksik olduğuna ilişkin tutanağın davalı aracının sürücüsü tarafından da imzalanmış olması durumunda CMR'nin 30 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre davacının süresinde hasar ihbarında bulunma zorunluluğunu yerine getirdiğinin kabulü gerekir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (Erişim Tarihi: 17.10.2026)

Karara göre ihbarın yapılmaması davayı engellemez; bildirim yapılmamışsa, eşyanın taşıma senedinde yazılı olduğu biçimde teslim alındığı yolunda taşıyıcı lehine bir karine doğar. Daire ayrıca, çekince gösterilmiş olsun veya olmasın, zıya veya hasarın taşıyıcının eşyayı teslim aldığı an ile teslim ettiği an arasında meydana geldiğini ispat yükünün davacıda olduğunu belirtmiştir; Daire başka bir CMR taşımasına ilişkin kararında da aynı ifadeye yer vermiştir. Sürücünün de imzaladığı hasar tutanağının süresinde ihbar sayılacağını ise önceki kararlarına atıfla bir ilke olarak ortaya koymuştur. Somut olayda teslim tarihine ilişkin iki ayrı tutanak bulunduğundan Daire, davacının dayandığı ve emtianın hasarlı veya eksik olduğunun belirtildiği tutanağa karşı her iki tarafın beyanının alınmasını ve bu beyanların dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesini istemiştir.

5.2. Zamanaşımı

Yurt içi taşımalarda taşıyıcıya karşı istemler bir yılda zamanaşımına uğrar; süre eşyanın gönderilene teslimiyle, tam zıyada teslim edilmesi gereken tarihte başlar (TTK m. 855/1-2). Kast veya pervasız davranış halinde süre üç yıldır (TTK m. 855/5). CMR'de de benzer bir sistem öngörülmüştür:

CMR m. 32
  1. Bu Sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır ve şu tarihlerde başlar: a) Teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, b) Tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60'ncı günde, c) Bütün diğer durumlarda, taşıma mukavelesinin aktedildiği tarihden sonraki üç aylık dönemin sonunda.

CMR m. 32/2'ye göre yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı olarak reddedip ekli belgeleri iade edinceye kadar süreyi erteler. Sigortalının veya sigortacının taşımacıya yazılı talepte bulunması bu nedenle sürenin hesabında önemli olabilir.

Yurt içi taşımalarda TTK m. 855/6, Karayolları Trafik Kanunundaki zamanaşımı hükümlerini saklı tutmuştur. Halef sigortacının rücu davasında hangi sürenin uygulanacağı konusunda iki ayrı görüş bulunmaktadır.

Bir görüşe göre halefiyet sigortacıya yeni bir hak değil sigortalının hakkını kazandırdığından, sigortacının rücu davası sigortalının taşıyıcıya karşı tabi olduğu süreye tabidir. Bu görüşte sigortacının ödeme tarihi süreyi kendiliğinden yeniden başlatmaz; sigortacı sigortalısına geç ödeme yaptığında, taşıyıcıya karşı sürenin dolmak üzere olması ya da dolmuş olması gündeme gelebilir. TTK m. 855/3'teki rücu zamanaşımının halef sigortacı bakımından uygulanıp uygulanamayacağı da ayrıca tartışılabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2019/855, K. 2020/1001) ve 4. Hukuk Dairesi (E. 2022/2541, K. 2023/13306) ise oy çokluğuyla verdikleri kararlarda, halef sigortacının motorlu araç kazasından doğan rücu talebine KTK m. 109'un rücu haklarına ilişkin hükmündeki (bugün m. 109/4), yükümlülüğün tam olarak yerine getirildiği, yani ödemenin yapıldığı ve rücu edilecek kişinin öğrenildiği günden başlayan iki yıllık süreyi uygulamıştır. Bu kararlarda sigortalının tabi olduğu sürenin esas alınması gerektiği görüşü karşı oylarda kalmıştır. Kararlar ve karşı oy görüşleri sigorta serisinde Sigorta Hukukunda Zamanaşımı başlığı altında aktarılmıştır. Bu kararlar trafik kazalarından doğan rücu taleplerine ilişkin olduğundan, yaklaşımın taşıma sözleşmesine dayanan emtia rücu davalarına, özellikle taşıma aracının karıştığı bir kazada uygulanıp uygulanmayacağı tartışılabilir.

KonuYurt içi (TTK)Uluslararası (CMR)
Sorumluluk dönemiTeslim almadan teslime kadar (m. 875)Teslim almadan teslime kadar (m. 17/1)
Sınırın kalkmasıKast veya pervasız davranış (m. 886)Kötü hareket veya ona eşdeğer kusur (m. 29)
Gizli hasar ihbarıTeslimden sonra yedi gün (m. 889/2)Pazar ve resmi tatil hariç yedi gün, yazılı (m. 30/1)
ZamanaşımıBir yıl; kast veya pervasızlıkta üç yıl; KTK hükümleri saklı (m. 855)Bir yıl; kötü harekette üç yıl (m. 32/1)

6. Sonuç

Tazminatı ödeyen emtia sigortacısı, TTK m. 1472 uyarınca ödediği tutar kadar sigortalının taşıyıcıya karşı haklarına halef olur. Halefiyet sigortacıya yeni bir hak vermediğinden, taşıyıcı sigortalıya karşı sahip olduğu kurtuluş halleri, sorumluluk sınırları ve ihbar savunmalarını sigortacıya karşı da ileri sürebilir. Hukuk Genel Kurulu, rücu davasında taşıma hükümlerinin uygulanmasını ve taşıyıcının kusursuzluğu, kurtuluş sebepleri ile sınırlı sorumluluk tutarının ayrı ayrı belirlenmesini istemiştir.

Taşıyıcının sorumluluğu yurt içi taşımalarda TTK m. 882'ye, uluslararası taşımalarda CMR m. 23'e göre sınırlıdır. Sınır, TTK m. 886'daki kast veya pervasız davranış ya da CMR m. 29'daki kötü hareket halinde kalkar; aktarılan 11. Hukuk Dairesi kararlarında bu değerlendirme olayın özelliklerine göre farklı sonuçlara ulaşmıştır. Sınırın Türk Lirasına çevrileceği tarih ise oy çokluğuyla verilen bir kararda tartışma konusu olmuştur.

Hasar ihbarının yapılmaması rücu davasını engellemez, ancak eşyanın taşıma senedine uygun teslim alındığı yönünde taşıyıcı lehine bir karine doğurur; aktarılan 11. Hukuk Dairesi kararında, çekince gösterilmiş olsun veya olmasın, zararın taşıma sırasında doğduğunu ispat yükünün davacıda olduğu belirtilmiştir. Zamanaşımı bakımından bir görüşe göre halef sigortacı, sigortalının taşıyıcıya karşı tabi olduğu süreye tabidir. Hukuk Genel Kurulu ve 4. Hukuk Dairesinin oy çokluğuyla verdiği kararlarda ise motorlu araç kazasından doğan rücu talebine KTK m. 109/4'teki, ödemeden başlayan iki yıllık süre uygulanmıştır; bu yaklaşımın taşıma sözleşmesine dayanan emtia rücu davalarına uygulanıp uygulanmayacağı tartışılabilir. Bu nedenle sigortacının ödeme ve dava tarihleri, taşıyıcıya karşı işleyen sürelerle birlikte değerlendirilebilir.

Bu yazıdaki açıklamalar, yayın tarihinde yürürlükte olan mevzuata ve aktarılan Yargıtay kararlarına dayanmaktadır. Yargıtay içtihadı zaman içinde değişebilir; aynı konuda farklı daire kararları veya karşı oylar bulunabilir. Somut bir uyuşmazlıkta mahkeme veya hakem heyeti, dosyadaki delillere ve olayın özelliklerine göre bu yazıda aktarılan yaklaşımdan farklı bir sonuca ulaşabilir.