1. Giriş
Sözleşme özgürlüğü ilkesinin temelinde, tarafların serbest ve bilinçli iradelerine dayalı bir hukuki işlem yapmaları yatar. Ancak iradenin oluşumu veya açıklanması sürecinde çeşitli sakatlıklar meydana gelebilir. Roma hukukundan günümüze kadar tüm hukuk sistemleri, sakat iradeye dayanan sözleşmelerin geçerliliğini sorgulamış ve çeşitli koruma mekanizmaları geliştirmiştir.
Türk Borçlar Kanunu, modern hukuk sistemleriyle uyumlu olarak üç tür irade bozukluğunu düzenlemiştir: yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah). Bu irade bozuklukları, sözleşmenin iptal edilebilirliğine yol açar. Kesin hükümsüzlükten farklı olarak, iptal edilebilir sözleşme, hak sahibinin iradesine bağlı olarak geçersiz kılınabilir veya onanarak geçerli hale getirilebilir.
İsviçre Hukuku (OR): Türk hukukunun kaynağı olan İsviçre Borçlar Kanunu'nun 23-31. maddeleri aynı yapıyı taşır. "Willensmängel" (irade sakatlıkları) terimi kullanılır.
Fransız Hukuku: Code Civil'in 2016 reformuyla "vices du consentement" (rızanın sakatlıkları) yeniden düzenlendi. Erreur (yanılma), dol (aldatma), violence (tehdit) olmak üzere üçlü sistem korundu.
Common Law: Anglo-Amerikan sisteminde "mistake" (yanılma), "misrepresentation/fraud" (aldatma), "duress/undue influence" (zorlama/aşırı etki) kavramları farklı hukuki sonuçlar doğurur.
2. İrade Bozuklukları Genel Olarak
Sözleşmenin geçerli olarak kurulabilmesi için tarafların iradelerinin sağlıklı oluşması gerekir. İradenin oluşumu veya açıklanması aşamasında ortaya çıkan sakatlıklar, sözleşmenin iptal edilebilirliğine yol açar. TBK'da üç tür irade bozukluğu düzenlenmiştir: yanılma, aldatma ve korkutma.
| İrade Bozukluğu | Tanım | Kaynak | Üçüncü Kişi Etkisi |
|---|---|---|---|
| Yanılma (Hata) | Gerçek durumu bilmeden veya yanlış bilerek irade beyanında bulunma | Kendiliğinden oluşur | Karşı tarafın bilgisi aranmaz |
| Aldatma (Hile) | Kasıtlı olarak yanıltarak sözleşme yapmaya yöneltme | Karşı taraf veya 3. kişi yaratır | 3. kişi aldatmasında karşı tarafın bilgisi aranır |
| Korkutma (İkrah) | Tehdit yoluyla sözleşme yapmaya zorlama | Karşı taraf veya 3. kişi yaratır | 3. kişi korkutmasında karşı tarafın bilgisi aranmaz |
3. Yanılma (Hata)
Yanılma, sözleşme yapan tarafın gerçek durumu bilmeden veya yanlış bilerek irade beyanında bulunmasıdır. Burada önemli olan husus, yanılmanın kendiliğinden oluşması ve karşı tarafın buna kasıtlı olarak sebep olmamasıdır. Kasıt varsa artık aldatmadan söz edilir. Esaslı yanılma halinde sözleşme iptal edilebilir.
2.1. Esaslı Yanılma Halleri
| Yanılma Türü | Açıklama | Örnek |
|---|---|---|
| İşlem türünde yanılma (error in negotio) | Yapılan sözleşmenin türü konusunda yanılma | Satış yerine bağışlama sanılması |
| Konuda yanılma (error in corpore) | Sözleşme konusu mal veya hak konusunda yanılma | A arsası yerine B arsasının satılması |
| Kişide yanılma (error in persona) | Karşı tarafın kimliği konusunda yanılma | Ünlü ressam yerine amatör ressama sipariş |
| Miktarda yanılma (error in quantitate) | Fiyat veya miktar konusunda yanılma | 10.000 TL yerine sehven 1.000 TL yazılması |
| Nitelikte yanılma (error in qualitate) | Esaslı vasıfta yanılma | Antika sanılan eşyanın kopya olması |
• Satıcı esaslı yanılma (miktarda yanılma) iddiasıyla sözleşmeleri iptal edebilir.
• Ancak alıcının yanılmayı bildiği veya bilmesi gerektiği değerlendirilir (basiretli tacir ölçüsü).
• Yargıtay, aşırı düşük fiyatların alıcı tarafından bilinebilir olduğuna hükmetmektedir.
• İptal halinde dahi karşı tarafın güven zararı (menfi zarar) tazmin edilebilir.
2.2. Saik (Sebep) Yanılması
Kural olarak saik yanılması iptal sebebi değildir. Saik, kişiyi sözleşme yapmaya iten iç sebeptir ve normalde karşı tarafı ilgilendirmez. Ancak saikin sözleşmenin temeli kabul edildiği ve karşı tarafça bilindiği hallerde esaslı yanılma sayılabilir.
• Normal saik yanılması olarak değerlendirilirse iptal mümkün olmaz.
• Ancak kardeş de babanın öldüğünü düşünüyorsa ve bu sözleşmenin temeli ise iptal edilebilir.
• İsviçre Federal Mahkemesi bu tür durumları "temel yanılması" (Grundlagenirrtum) olarak nitelendirir.
2.3. Hesap Yanlışlığı
Basit hesap yanlışlıkları sözleşmeyi iptal sebebi değildir, yalnızca düzeltilir. Bu kural, ticari hayatta güvenliği korumayı amaçlar. Toplama, çıkarma gibi aritmetik hatalar veya birim fiyat üzerinden toplam hesaplama hataları bu kapsamdadır.
4. Aldatma (Hile)
Aldatma (hile/dolus), bir tarafın diğerini kasıtlı olarak yanıltarak sözleşme yapmaya yöneltmesidir. Yanılmadan temel farkı, yanılmanın kendiliğinden oluşması, aldatmanın ise kasıtlı olarak yaratılmasıdır. Aldatma halinde yanılmanın esaslı olup olmadığına bakılmaz; kasıtlı yanıltma tek başına iptal sebebidir.
3.1. Aldatmanın Unsurları
| Unsur | Açıklama | Değerlendirme |
|---|---|---|
| Yanıltıcı davranış | Yanlış bilgi verme veya doğruyu gizleme | Aktif aldatma (yalan) veya pasif aldatma (susma) olabilir |
| Kasıt | Aldatan bilerek ve isteyerek hareket etmeli | En azından dolaylı kasıt yeterli, ihmal yetmez |
| Aldatma amacı | Karşı tarafı sözleşme yapmaya yöneltme | Sözleşme yapılmasında belirleyici olmalı |
| İlliyet bağı | Aldatma ile sözleşme arasında nedensellik | Aldatma olmasa sözleşme yapılmayacaktı |
3.2. Aldatma Türleri
Aldatma, aktif veya pasif şekilde gerçekleşebilir:
- Aktif aldatma (dolus positivus): Yanlış bilgi verme, sahte belge sunma, gerçeğe aykırı beyan
- Pasif aldatma (dolus negativus): Açıklanması gereken bir hususun gizlenmesi, susma yoluyla aldatma
Pasif aldatmada önemli olan, açıklama yükümlülüğünün varlığıdır. Taraflar arasındaki güven ilişkisi, sözleşmenin niteliği veya dürüstlük kuralı açıklama yükümlülüğü doğurabilir.
• Satıcının susması pasif aldatma teşkil eder.
• Yapısal sorunlar "açıklanması gereken esaslı husus" niteliğindedir.
• Alıcı sözleşmeyi iptal edebilir ve menfi zararını talep edebilir.
• Ayrıca satıcının cezai sorumluluğu da gündeme gelebilir (TCK m. 157 - dolandırıcılık).
3.3. Üçüncü Kişinin Aldatması
Üçüncü kişinin aldatması halinde, sözleşmenin iptal edilebilmesi için karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması gerekir. Bu kural, iyi niyetli karşı tarafı korumayı amaçlar.
• Emlakçı üçüncü kişi konumundadır.
• Satıcı bu aldatmadan habersizse, alıcı sözleşmeyi iptal edemez.
• Ancak satıcı emlakçının bu davranışını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa iptal mümkündür.
• Her durumda alıcı, emlakçıya karşı tazminat davası açabilir.
5. Korkutma (İkrah)
Korkutma (ikrah), bir tarafın tehdit yoluyla diğer tarafı sözleşme yapmaya zorlamasıdır. Korkutma, irade bozuklukları içinde en ağır olanıdır çünkü kişinin özgür iradesini tamamen ortadan kaldırır. Bu nedenle korkutulan taraf, korkutmanın kaynağına bakılmaksızın sözleşmeyle bağlı değildir.
4.1. Korkutmanın Unsurları
| Unsur | Açıklama | Koşullar |
|---|---|---|
| Tehdit | Bir kötülük yapılacağının bildirilmesi | Ciddi, yakın ve gerçekleştirilebilir olmalı |
| Hukuka aykırılık | Tehdidin veya amacın hukuka aykırı olması | Ya araç ya da amaç hukuka aykırı olmalı |
| Korku | Tehdidin tarafta korku yaratması | Sübjektif değerlendirme yapılır |
| İlliyet bağı | Korku nedeniyle sözleşme yapılması | Tehdit olmasa sözleşme yapılmayacaktı |
4.2. Hukuka Aykırılık Unsuru
Korkutmanın iptal sebebi olabilmesi için tehdidin veya elde edilmek istenen sonucun hukuka aykırı olması gerekir. İki durum söz konusu olabilir:
- Aracın hukuka aykırı olması: Fiziksel şiddet, suç işleme tehdidi (örn: "Sözleşme imzalamazsan seni öldürürüm")
- Amacın hukuka aykırı olması: Hukuka uygun bir araçla haksız sonuç elde etme (örn: "Borcu ödemezsen şikayet ederim" - borç yoksa)
Hem aracın hem amacın hukuka uygun olduğu hallerde korkutma söz konusu olmaz. Örneğin, gerçekten alacaklı olan kişinin "Borcunu ödemezsen icra takibi başlatırım" demesi korkutma değildir.
• Salt ekonomik baskı her zaman korkutma sayılmaz.
• Ancak "sektörde iş bulamayacaksınız" ifadesi hukuka aykırı bir tehdit içerir.
• Tedarikçinin pazardaki bağımlılık durumu değerlendirilir.
• Common Law'da "economic duress" kavramı bu durumları kapsar.
4.3. Üçüncü Kişinin Korkutması
Aldatmadan farklı olarak, üçüncü kişinin korkutmasında karşı tarafın durumu bilip bilmemesi önemli değildir. Kanun koyucu burada korkutulanı tam olarak korumayı tercih etmiştir. Bu farkın nedeni, korkutmanın iradenin oluşumunu çok daha ağır şekilde etkilemesidir.
| Üçüncü Kişi Müdahalesi | Aldatmada | Korkutmada |
|---|---|---|
| Karşı tarafın bilgisi | Aranır (bilmeli veya bilmesi gerekir) | Aranmaz |
| İptal imkânı | Karşı tarafın bilgisine bağlı | Her durumda mümkün |
| Gerekçe | İyi niyetli karşı tarafın korunması | Korkutulanın tam korunması |
6. İptal Hakkının Kullanılması
İrade bozukluğu nedeniyle sözleşme kendiliğinden geçersiz olmaz; hak sahibinin iptal beyanında bulunması gerekir. İptal hakkı bozucu yenilik doğuran bir haktır ve tek taraflı irade beyanıyla kullanılır.
5.1. Süre ve Şekil
| İrade Bozukluğu | Sürenin Başlangıcı | Süre |
|---|---|---|
| Yanılma | Yanılmanın öğrenilmesi | 1 yıl |
| Aldatma | Aldatmanın öğrenilmesi | 1 yıl |
| Korkutma | Korkunun etkisinin ortadan kalkması | 1 yıl |
5.2. İptal Beyanının Özellikleri
- Varması gerekli irade beyanı: Karşı tarafa ulaşmalıdır
- Şekil serbestisi: Yazılı şekil şartı yok, ancak ispat için yazılı olması önerilir
- Geri alınamaz: Beyan karşı tarafa ulaştıktan sonra tek taraflı olarak geri alınamaz
- Şarta bağlanamaz: İptal beyanı koşula bağlı yapılamaz
- Kısmi iptal: Kural olarak sözleşme bölünemez, ancak bölünebilir edimler varsa kısmi iptal mümkün olabilir
5.3. Onama (İcazet)
İptal hakkı sahibi, sözleşmeyi açık veya örtülü olarak onayabilir. Onama ile sözleşme kesin olarak geçerli hale gelir. Örtülü onama şu hallerde gerçekleşebilir:
- 1 yıllık sürenin geçmesi
- Sözleşmenin ifasına devam edilmesi
- Sözleşmeden doğan hakların kullanılması
- İptal hakkından feragat beyanı
7. İptalin Hukuki Sonuçları
Sözleşmenin iptal edilmesiyle birlikte, sözleşme baştan itibaren (ex tunc) geçersiz hale gelir. Taraflar, ifa ettikleri edimleri iade etmekle yükümlüdür. Ancak bazı ek sonuçlar da gündeme gelebilir:
6.1. Tazminat Sorumluluğu
- Yanılmada: Yanılan taraf, karşı tarafın güven zararını (menfi zarar) tazmin etmekle yükümlüdür (TBK m. 35)
- Aldatmada: Aldatan taraf, aldatılanın tüm zararlarını (menfi ve müspet zarar) tazmin eder
- Korkutmada: Korkutan taraf, korkutulanın tüm zararlarını tazmin eder
6.2. Cezai Sorumluluk
Aldatma ve korkutma hallerinde cezai sorumluluk da gündeme gelebilir:
- Aldatma → Dolandırıcılık (TCK m. 157-158)
- Korkutma → Tehdit (TCK m. 106), Yağma (TCK m. 148), Şantaj (TCK m. 107)
8. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
İrade Bozukluğunun Tespiti:
- İrade bozukluğunun türünün belirlenmesi gerekir (yanılma, aldatma, korkutma)
- Her türün özel şartlarının değerlendirilmesi önemlidir
- Üçüncü kişi müdahalesi varsa ayrıca incelenmesi tavsiye edilir
Süre Değerlendirmesi:
- 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıç tarihinin tespit edilmesi kritik önem taşır
- Yanılma/aldatmada: Öğrenme tarihi esas alınır
- Korkutmada: Korkunun etkisinin kalkma tarihi dikkate alınır
İptal Beyanı:
- Yazılı ve noter aracılığıyla iptal beyanı hazırlanması önerilir
- Beyanın karşı tarafa ulaştığının belgelenmesi gerekir
- Sözleşme ifasının durdurulması önemlidir (örtülü onama riski)
Tazminat ve İade:
- İfa edilmiş edimlerin iadesi talep edilebilir
- Tazminat hakkının değerlendirilmesi tavsiye edilir
- Cezai şikayet hakkının (aldatma/korkutmada) göz önünde bulundurulması yararlı olabilir
9. Sonuç
İrade bozuklukları, sözleşme özgürlüğünün temelini oluşturan özgür ve bilinçli irade ilkesinin ihlal edildiği durumları düzenler. Türk Borçlar Kanunu, Roma hukukundan bu yana gelişen kavramları modern bir çerçevede ele alarak yanılma, aldatma ve korkutma hallerinde sözleşmenin iptal edilebilirliğini kabul etmiştir.
Her irade bozukluğunun kendine özgü şartları ve sonuçları vardır. Yanılmada esaslılık aranırken, aldatmada yanılmanın esaslı olup olmadığına bakılmaz. Korkutmada ise üçüncü kişinin müdahalesi halinde bile karşı tarafın bilgisi aranmaz. Bu farklılıklar, kanun koyucunun her durumda adil bir denge kurmaya çalıştığını gösterir.
İptal hakkının 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması ve örtülü onama riski nedeniyle, irade bozukluğu fark edildiğinde derhal hareket edilmesi büyük önem taşır. Ayrıca tazminat hakları ve cezai sorumluluk da göz önünde bulundurularak kapsamlı bir hukuki strateji belirlenmelidir.