İrade Bozuklukları: Hata, Hile, İkrah | Av. Ersan Çetin
TR EN DE

İrade Bozuklukları: Hata, Hile, İkrah

Sözleşmelerde irade bozuklukları olan yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah) kavramları, şartları, türleri ve hukuki sonuçları hakkında kapsamlı bilgi.

Summary in English

Overview

This article examines defects of consent (vices of will) in Turkish contract law as regulated by the Turkish Code of Obligations (Articles 30-39). When a party's will is defective during contract formation, the contract becomes voidable. Three types of defects are recognized: mistake (error), fraud (deceit), and duress (coercion).

Key Points

  • Mistake (Error): When a party does not know or incorrectly knows the true circumstances. Only "material mistake" allows avoidance - including mistakes about the type of transaction, subject matter, identity of the other party, or quantity.
  • Fraud (Deceit): When a party is intentionally misled into concluding a contract. The deceived party may avoid the contract even if the mistake was not material. Includes active deception (false statements) and passive deception (concealment).
  • Duress (Coercion): When a party is forced to conclude a contract through threats. The threat must be serious, imminent, and either the means or the purpose must be unlawful. Unlike fraud, knowledge of the other party is not required for third-party duress.
  • Avoidance Period: The right to avoid must be exercised within 1 year from discovery (mistake/fraud) or from cessation of the threat's effect (duress).
  • Compensation: The mistaken party may be liable for the other party's negative interest damages. In fraud and duress cases, the wrongdoer is liable for all damages.

Überblick

Dieser Artikel untersucht Willensmängel im türkischen Vertragsrecht gemäß dem türkischen Obligationenrecht (Artikel 30-39). Wenn der Wille einer Partei bei Vertragsschluss mangelhaft ist, wird der Vertrag anfechtbar. Drei Arten von Mängeln werden anerkannt: Irrtum, Täuschung und Drohung.

Kernpunkte

  • Irrtum: Wenn eine Partei die wahren Umstände nicht kennt oder falsch kennt. Nur "wesentlicher Irrtum" ermöglicht die Anfechtung - einschließlich Irrtümer über die Art des Geschäfts, den Gegenstand, die Identität der anderen Partei oder die Menge.
  • Täuschung: Wenn eine Partei absichtlich zur Vertragsschließung verleitet wird. Die getäuschte Partei kann den Vertrag auch anfechten, wenn der Irrtum nicht wesentlich war. Umfasst aktive Täuschung (falsche Angaben) und passive Täuschung (Verschweigen).
  • Drohung: Wenn eine Partei durch Drohungen zum Vertragsschluss gezwungen wird. Die Drohung muss ernst, unmittelbar bevorstehend sein, und entweder das Mittel oder der Zweck muss rechtswidrig sein. Anders als bei Täuschung ist die Kenntnis der anderen Partei bei Drohung durch Dritte nicht erforderlich.
  • Anfechtungsfrist: Das Anfechtungsrecht muss innerhalb von 1 Jahr ab Entdeckung (Irrtum/Täuschung) oder ab Wegfall der Drohungswirkung (Drohung) ausgeübt werden.
  • Schadensersatz: Die irrende Partei kann für das negative Interesse der anderen Partei haftbar sein. Bei Täuschung und Drohung haftet der Täter für alle Schäden.

1. Giriş

Sözleşme özgürlüğü ilkesinin temelinde, tarafların serbest ve bilinçli iradelerine dayalı bir hukuki işlem yapmaları yatar. Ancak iradenin oluşumu veya açıklanması sürecinde çeşitli sakatlıklar meydana gelebilir. Roma hukukundan günümüze kadar tüm hukuk sistemleri, sakat iradeye dayanan sözleşmelerin geçerliliğini sorgulamış ve çeşitli koruma mekanizmaları geliştirmiştir.

Türk Borçlar Kanunu, modern hukuk sistemleriyle uyumlu olarak üç tür irade bozukluğunu düzenlemiştir: yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah). Bu irade bozuklukları, sözleşmenin iptal edilebilirliğine yol açar. Kesin hükümsüzlükten farklı olarak, iptal edilebilir sözleşme, hak sahibinin iradesine bağlı olarak geçersiz kılınabilir veya onanarak geçerli hale getirilebilir.

Karşılaştırmalı Hukuk
Alman Hukuku (BGB): İrade bozuklukları §119 (Irrtum/yanılma), §123 (arglistige Täuschung/aldatma, Drohung/tehdit) maddelerinde düzenlenir. BGB, "Anfechtung" (iptal) sistemiyle benzer bir yaklaşım benimser.

İsviçre Hukuku (OR): Türk hukukunun kaynağı olan İsviçre Borçlar Kanunu'nun 23-31. maddeleri aynı yapıyı taşır. "Willensmängel" (irade sakatlıkları) terimi kullanılır.

Fransız Hukuku: Code Civil'in 2016 reformuyla "vices du consentement" (rızanın sakatlıkları) yeniden düzenlendi. Erreur (yanılma), dol (aldatma), violence (tehdit) olmak üzere üçlü sistem korundu.

Common Law: Anglo-Amerikan sisteminde "mistake" (yanılma), "misrepresentation/fraud" (aldatma), "duress/undue influence" (zorlama/aşırı etki) kavramları farklı hukuki sonuçlar doğurur.

2. İrade Bozuklukları Genel Olarak

Sözleşmenin geçerli olarak kurulabilmesi için tarafların iradelerinin sağlıklı oluşması gerekir. İradenin oluşumu veya açıklanması aşamasında ortaya çıkan sakatlıklar, sözleşmenin iptal edilebilirliğine yol açar. TBK'da üç tür irade bozukluğu düzenlenmiştir: yanılma, aldatma ve korkutma.

İrade Bozukluğu Tanım Kaynak Üçüncü Kişi Etkisi
Yanılma (Hata) Gerçek durumu bilmeden veya yanlış bilerek irade beyanında bulunma Kendiliğinden oluşur Karşı tarafın bilgisi aranmaz
Aldatma (Hile) Kasıtlı olarak yanıltarak sözleşme yapmaya yöneltme Karşı taraf veya 3. kişi yaratır 3. kişi aldatmasında karşı tarafın bilgisi aranır
Korkutma (İkrah) Tehdit yoluyla sözleşme yapmaya zorlama Karşı taraf veya 3. kişi yaratır 3. kişi korkutmasında karşı tarafın bilgisi aranmaz

3. Yanılma (Hata)

Yanılma, sözleşme yapan tarafın gerçek durumu bilmeden veya yanlış bilerek irade beyanında bulunmasıdır. Burada önemli olan husus, yanılmanın kendiliğinden oluşması ve karşı tarafın buna kasıtlı olarak sebep olmamasıdır. Kasıt varsa artık aldatmadan söz edilir. Esaslı yanılma halinde sözleşme iptal edilebilir.

2.1. Esaslı Yanılma Halleri

Yanılma Türü Açıklama Örnek
İşlem türünde yanılma (error in negotio) Yapılan sözleşmenin türü konusunda yanılma Satış yerine bağışlama sanılması
Konuda yanılma (error in corpore) Sözleşme konusu mal veya hak konusunda yanılma A arsası yerine B arsasının satılması
Kişide yanılma (error in persona) Karşı tarafın kimliği konusunda yanılma Ünlü ressam yerine amatör ressama sipariş
Miktarda yanılma (error in quantitate) Fiyat veya miktar konusunda yanılma 10.000 TL yerine sehven 1.000 TL yazılması
Nitelikte yanılma (error in qualitate) Esaslı vasıfta yanılma Antika sanılan eşyanın kopya olması
Pratik Örnek: E-ticarette Fiyat Hatası
Bir e-ticaret sitesinde 50.000 TL değerindeki telefon, sistem hatası nedeniyle 500 TL olarak listelenir ve çok sayıda sipariş alınır. Bu durumda:

• Satıcı esaslı yanılma (miktarda yanılma) iddiasıyla sözleşmeleri iptal edebilir.
• Ancak alıcının yanılmayı bildiği veya bilmesi gerektiği değerlendirilir (basiretli tacir ölçüsü).
• Yargıtay, aşırı düşük fiyatların alıcı tarafından bilinebilir olduğuna hükmetmektedir.
• İptal halinde dahi karşı tarafın güven zararı (menfi zarar) tazmin edilebilir.

2.2. Saik (Sebep) Yanılması

Kural olarak saik yanılması iptal sebebi değildir. Saik, kişiyi sözleşme yapmaya iten iç sebeptir ve normalde karşı tarafı ilgilendirmez. Ancak saikin sözleşmenin temeli kabul edildiği ve karşı tarafça bilindiği hallerde esaslı yanılma sayılabilir.

Pratik Örnek: Temel Yanılması
Bir kişi, babasının öldüğünü düşünerek miras paylaşımı için kardeşine para öder. Ancak babanın hayatta olduğu ortaya çıkar. Bu durumda:

• Normal saik yanılması olarak değerlendirilirse iptal mümkün olmaz.
• Ancak kardeş de babanın öldüğünü düşünüyorsa ve bu sözleşmenin temeli ise iptal edilebilir.
• İsviçre Federal Mahkemesi bu tür durumları "temel yanılması" (Grundlagenirrtum) olarak nitelendirir.

2.3. Hesap Yanlışlığı

Basit hesap yanlışlıkları sözleşmeyi iptal sebebi değildir, yalnızca düzeltilir. Bu kural, ticari hayatta güvenliği korumayı amaçlar. Toplama, çıkarma gibi aritmetik hatalar veya birim fiyat üzerinden toplam hesaplama hataları bu kapsamdadır.

4. Aldatma (Hile)

Aldatma (hile/dolus), bir tarafın diğerini kasıtlı olarak yanıltarak sözleşme yapmaya yöneltmesidir. Yanılmadan temel farkı, yanılmanın kendiliğinden oluşması, aldatmanın ise kasıtlı olarak yaratılmasıdır. Aldatma halinde yanılmanın esaslı olup olmadığına bakılmaz; kasıtlı yanıltma tek başına iptal sebebidir.

3.1. Aldatmanın Unsurları

Unsur Açıklama Değerlendirme
Yanıltıcı davranış Yanlış bilgi verme veya doğruyu gizleme Aktif aldatma (yalan) veya pasif aldatma (susma) olabilir
Kasıt Aldatan bilerek ve isteyerek hareket etmeli En azından dolaylı kasıt yeterli, ihmal yetmez
Aldatma amacı Karşı tarafı sözleşme yapmaya yöneltme Sözleşme yapılmasında belirleyici olmalı
İlliyet bağı Aldatma ile sözleşme arasında nedensellik Aldatma olmasa sözleşme yapılmayacaktı

3.2. Aldatma Türleri

Aldatma, aktif veya pasif şekilde gerçekleşebilir:

Pasif aldatmada önemli olan, açıklama yükümlülüğünün varlığıdır. Taraflar arasındaki güven ilişkisi, sözleşmenin niteliği veya dürüstlük kuralı açıklama yükümlülüğü doğurabilir.

Pratik Örnek: Gayrimenkul Satışında Aldatma
Satıcı, binada ciddi yapısal sorunlar (temel çatlakları, deprem riski) olduğunu bilmesine rağmen alıcıya bildirmeden evi satar. Bu durumda:

• Satıcının susması pasif aldatma teşkil eder.
• Yapısal sorunlar "açıklanması gereken esaslı husus" niteliğindedir.
• Alıcı sözleşmeyi iptal edebilir ve menfi zararını talep edebilir.
• Ayrıca satıcının cezai sorumluluğu da gündeme gelebilir (TCK m. 157 - dolandırıcılık).

3.3. Üçüncü Kişinin Aldatması

Üçüncü kişinin aldatması halinde, sözleşmenin iptal edilebilmesi için karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması gerekir. Bu kural, iyi niyetli karşı tarafı korumayı amaçlar.

Pratik Örnek: Emlakçının Aldatması
Emlakçı, komisyon kazanmak için alıcıya evin değerinin çok üstünde olduğunu söyleyerek satın almaya ikna eder. Bu durumda:

• Emlakçı üçüncü kişi konumundadır.
• Satıcı bu aldatmadan habersizse, alıcı sözleşmeyi iptal edemez.
• Ancak satıcı emlakçının bu davranışını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa iptal mümkündür.
• Her durumda alıcı, emlakçıya karşı tazminat davası açabilir.

5. Korkutma (İkrah)

Korkutma (ikrah), bir tarafın tehdit yoluyla diğer tarafı sözleşme yapmaya zorlamasıdır. Korkutma, irade bozuklukları içinde en ağır olanıdır çünkü kişinin özgür iradesini tamamen ortadan kaldırır. Bu nedenle korkutulan taraf, korkutmanın kaynağına bakılmaksızın sözleşmeyle bağlı değildir.

4.1. Korkutmanın Unsurları

Unsur Açıklama Koşullar
Tehdit Bir kötülük yapılacağının bildirilmesi Ciddi, yakın ve gerçekleştirilebilir olmalı
Hukuka aykırılık Tehdidin veya amacın hukuka aykırı olması Ya araç ya da amaç hukuka aykırı olmalı
Korku Tehdidin tarafta korku yaratması Sübjektif değerlendirme yapılır
İlliyet bağı Korku nedeniyle sözleşme yapılması Tehdit olmasa sözleşme yapılmayacaktı

4.2. Hukuka Aykırılık Unsuru

Korkutmanın iptal sebebi olabilmesi için tehdidin veya elde edilmek istenen sonucun hukuka aykırı olması gerekir. İki durum söz konusu olabilir:

Hem aracın hem amacın hukuka uygun olduğu hallerde korkutma söz konusu olmaz. Örneğin, gerçekten alacaklı olan kişinin "Borcunu ödemezsen icra takibi başlatırım" demesi korkutma değildir.

Pratik Örnek: Ekonomik Baskı
Bir şirket, tedarikçisine "Fiyatları %50 düşürmezseniz sizinle çalışmayı keseriz ve sektörde iş bulamayacaksınız" der. Bu durumda:

• Salt ekonomik baskı her zaman korkutma sayılmaz.
• Ancak "sektörde iş bulamayacaksınız" ifadesi hukuka aykırı bir tehdit içerir.
• Tedarikçinin pazardaki bağımlılık durumu değerlendirilir.
• Common Law'da "economic duress" kavramı bu durumları kapsar.

4.3. Üçüncü Kişinin Korkutması

Aldatmadan farklı olarak, üçüncü kişinin korkutmasında karşı tarafın durumu bilip bilmemesi önemli değildir. Kanun koyucu burada korkutulanı tam olarak korumayı tercih etmiştir. Bu farkın nedeni, korkutmanın iradenin oluşumunu çok daha ağır şekilde etkilemesidir.

Üçüncü Kişi Müdahalesi Aldatmada Korkutmada
Karşı tarafın bilgisi Aranır (bilmeli veya bilmesi gerekir) Aranmaz
İptal imkânı Karşı tarafın bilgisine bağlı Her durumda mümkün
Gerekçe İyi niyetli karşı tarafın korunması Korkutulanın tam korunması

6. İptal Hakkının Kullanılması

İrade bozukluğu nedeniyle sözleşme kendiliğinden geçersiz olmaz; hak sahibinin iptal beyanında bulunması gerekir. İptal hakkı bozucu yenilik doğuran bir haktır ve tek taraflı irade beyanıyla kullanılır.

5.1. Süre ve Şekil

İrade Bozukluğu Sürenin Başlangıcı Süre
Yanılma Yanılmanın öğrenilmesi 1 yıl
Aldatma Aldatmanın öğrenilmesi 1 yıl
Korkutma Korkunun etkisinin ortadan kalkması 1 yıl

5.2. İptal Beyanının Özellikleri

5.3. Onama (İcazet)

İptal hakkı sahibi, sözleşmeyi açık veya örtülü olarak onayabilir. Onama ile sözleşme kesin olarak geçerli hale gelir. Örtülü onama şu hallerde gerçekleşebilir:

7. İptalin Hukuki Sonuçları

Sözleşmenin iptal edilmesiyle birlikte, sözleşme baştan itibaren (ex tunc) geçersiz hale gelir. Taraflar, ifa ettikleri edimleri iade etmekle yükümlüdür. Ancak bazı ek sonuçlar da gündeme gelebilir:

6.1. Tazminat Sorumluluğu

6.2. Cezai Sorumluluk

Aldatma ve korkutma hallerinde cezai sorumluluk da gündeme gelebilir:

8. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler

İrade Bozukluğunun Tespiti:

Süre Değerlendirmesi:

İptal Beyanı:

Tazminat ve İade:

9. Sonuç

İrade bozuklukları, sözleşme özgürlüğünün temelini oluşturan özgür ve bilinçli irade ilkesinin ihlal edildiği durumları düzenler. Türk Borçlar Kanunu, Roma hukukundan bu yana gelişen kavramları modern bir çerçevede ele alarak yanılma, aldatma ve korkutma hallerinde sözleşmenin iptal edilebilirliğini kabul etmiştir.

Her irade bozukluğunun kendine özgü şartları ve sonuçları vardır. Yanılmada esaslılık aranırken, aldatmada yanılmanın esaslı olup olmadığına bakılmaz. Korkutmada ise üçüncü kişinin müdahalesi halinde bile karşı tarafın bilgisi aranmaz. Bu farklılıklar, kanun koyucunun her durumda adil bir denge kurmaya çalıştığını gösterir.

İptal hakkının 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması ve örtülü onama riski nedeniyle, irade bozukluğu fark edildiğinde derhal hareket edilmesi büyük önem taşır. Ayrıca tazminat hakları ve cezai sorumluluk da göz önünde bulundurularak kapsamlı bir hukuki strateji belirlenmelidir.

Bu çalışma yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihatlarda meydana gelebilecek değişiklikler nedeniyle içerik zamanla geçerliliğini yitirebilir. İçeriğin somut olaylara uygulanması veya bu içeriğe dayanılarak alınan kararlar nedeniyle doğabilecek sonuçlardan sorumluluk kabul edilmez.

Sözleşmeler Hukuku Serisi 6 / 15