İfa İmkansızlığı | Av. Ersan Çetin
TR EN DE

İfa İmkansızlığı

İfa imkansızlığı kavramı, başlangıçtaki ve sonraki imkansızlık ayrımı, objektif ve sübjektif imkansızlık, kısmi imkansızlık ve hukuki sonuçları hakkında kapsamlı bilgi.

Summary in English

Overview

This article examines impossibility of performance under Turkish law, based on the Roman law principle "impossibilium nulla obligatio est" (there can be no obligation to perform the impossible). The Turkish Code of Obligations distinguishes between initial and subsequent impossibility, each with different legal consequences.

Key Points

  • Initial Impossibility: If performance is already impossible when the contract is formed, the contract is void ab initio (TCO Art. 27). The parties' knowledge of the impossibility is irrelevant.
  • Subsequent Impossibility: If performance becomes impossible after contract formation, the consequences depend on fault. Without fault, the obligation is discharged (TCO Art. 136). With fault, the obligation transforms into damages.
  • Objective vs. Subjective: Objective impossibility means no one can perform; subjective means only this debtor cannot. Modern law increasingly treats subjective impossibility similarly, especially for personal obligations.
  • Partial Impossibility: Only the impossible portion is discharged; the rest remains valid unless partial performance would be meaningless (TCO Art. 137).
  • Surrogate Claim (Commodum): The creditor may claim substitute values the debtor received (e.g., insurance proceeds) in place of performance (TCO Art. 136/3).

Überblick

Dieser Artikel untersucht die Unmöglichkeit der Leistung nach türkischem Recht, basierend auf dem römisch-rechtlichen Grundsatz "impossibilium nulla obligatio est" (zu Unmöglichem kann keine Verpflichtung bestehen). Das türkische Obligationenrecht unterscheidet zwischen anfänglicher und nachträglicher Unmöglichkeit mit jeweils unterschiedlichen Rechtsfolgen.

Kernpunkte

  • Anfängliche Unmöglichkeit: Ist die Leistung bei Vertragsschluss bereits unmöglich, ist der Vertrag von Anfang an nichtig (TBK Art. 27). Die Kenntnis der Parteien von der Unmöglichkeit ist unerheblich.
  • Nachträgliche Unmöglichkeit: Wird die Leistung nach Vertragsschluss unmöglich, hängen die Folgen vom Verschulden ab. Ohne Verschulden erlischt die Schuld (TBK Art. 136). Bei Verschulden wandelt sich die Schuld in Schadensersatz.
  • Objektiv vs. Subjektiv: Objektive Unmöglichkeit bedeutet, dass niemand leisten kann; subjektive bedeutet, dass nur dieser Schuldner nicht kann. Das moderne Recht behandelt subjektive Unmöglichkeit zunehmend ähnlich, besonders bei höchstpersönlichen Leistungen.
  • Teilunmöglichkeit: Nur der unmögliche Teil erlischt; der Rest bleibt gültig, es sei denn, die Teilleistung wäre sinnlos (TBK Art. 137).
  • Surrogat-Anspruch (Commodum): Der Gläubiger kann Ersatzwerte verlangen, die der Schuldner erhalten hat (z.B. Versicherungsleistungen) anstelle der Leistung (TBK Art. 136/3).

1. Giriş

Sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biri, "impossibilium nulla obligatio est" (imkânsız olan şey borç konusu olamaz) prensibidir. Roma hukukundan günümüze kadar tüm hukuk sistemleri, ifanın imkânsız hale gelmesi durumunda borç ilişkisinin akıbetini düzenlemiştir. İfa imkânsızlığı, borcun doğumundan önce veya sonra ortaya çıkabilir ve her iki durumda farklı hukuki sonuçlar doğurur.

Türk Borçlar Kanunu, imkânsızlığı çeşitli açılardan ele alır: başlangıçtaki-sonraki, objektif-sübjektif, tam-kısmi, kusurlu-kusursuz imkânsızlık. Bu ayrımların her biri, sözleşmenin geçerliliği, borcun sona ermesi ve tazminat sorumluluğu açısından farklı sonuçlar doğurur.

Karşılaştırmalı Hukuk
Alman Hukuku (BGB): "Unmöglichkeit" (imkânsızlık) 2002 borçlar hukuku reformuyla yeniden düzenlendi (§275). Objektif ve sübjektif imkânsızlık ayrımı gevşetildi. "Praktische Unmöglichkeit" (fiili imkânsızlık) ve "persönliche Unzumutbarkeit" (kişisel katlanılamazlık) kavramları eklendi.

Common Law: Anglo-Amerikan hukukunda "impossibility" dar yorumlanır. "Frustration of contract" (sözleşmenin boşa çıkması) ve "impracticability" (fiili güçlük) kavramları daha geniş uygulama alanı bulur. UCC §2-615 ticari imkânsızlığı düzenler.

CISG: Viyana Konvansiyonu m. 79, "engel" (impediment) kavramını kullanır. İmkânsızlık değil, "denetim dışı engel" standardı benimsenmiştir.

Fransız Hukuku: Code Civil'in 2016 reformuyla "force majeure" (mücbir sebep) m. 1218'de yeniden tanımlandı. İmkânsızlık, kesin ve sürekli olmalıdır.

2. İfa İmkansızlığı Kavramı

İfa imkansızlığı, borcun konusu olan edimin herhangi bir sebeple yerine getirilememesi durumudur. İmkânsızlık kavramı, "aşırı güçlük" kavramından ayrılmalıdır: imkânsızlıkta ifa objektif olarak yapılamaz, aşırı güçlükte ise ifa mümkün ancak aşırı fedakârlık gerektirir.

Ayrım Kriteri İmkânsızlık Aşırı Güçlük
Tanım İfa objektif olarak yapılamaz İfa mümkün ama aşırı fedakârlık gerektirir
Sonuç Borç sona erer Uyarlama veya dönme (TBK m. 138)
Örnek Satış konusu eşyanın yok olması Fiyatların aşırı artması

3. İmkansızlık Türleri

İmkânsızlık Türü Tanım Hukuki Sonuç
Başlangıçtaki (ilksel) Sözleşme kurulurken zaten imkânsız Kesin hükümsüzlük (TBK m. 27)
Sonraki (ardıl) Sözleşmeden sonra imkânsız hale gelme Kusura göre değişir (TBK m. 136)
Objektif Herkes için imkânsız Borç sona erer
Sübjektif Sadece borçlu için imkânsız Kural olarak borcu sona erdirmez
Tam Edimin tamamı imkânsız Borç tamamen sona erer
Kısmi Edimin bir kısmı imkânsız Sadece imkânsız kısım sona erer (TBK m. 137)

2.1. Başlangıçtaki İmkansızlık

Sözleşmenin kurulduğu anda edimin zaten imkânsız olması halidir. Bu durumda sözleşme konusuz olduğundan kesin hükümsüzdür. Başlangıçtaki imkânsızlık, objektif olmalıdır; sübjektif güçlükler bu kapsamda değildir.

Pratik Örnek: Başlangıçtaki İmkânsızlık
Satıcı, belirli bir antika tabloyu satmak için sözleşme yapar. Ancak tablo, sözleşme yapılmadan bir gün önce yangında yok olmuştur ve satıcı bunu bilmemektedir. Bu durumda:

• Sözleşme kurulduğu anda edim zaten imkânsızdır.
• Sözleşme kesin hükümsüzdür (başından beri geçersiz).
• Tarafların bilip bilmemesi sonucu değiştirmez.
• Ancak satıcı kusurlu ise culpa in contrahendo (sözleşme öncesi kusur) sorumluluğu doğabilir.

2.2. Sonraki İmkansızlık

Sözleşmenin kurulmasından sonra edimin imkânsız hale gelmesidir. Bu, uygulamada en sık karşılaşılan imkânsızlık türüdür. Sonuçları, imkânsızlığın borçlunun kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığına göre farklılık gösterir.

2.3. Objektif ve Sübjektif İmkansızlık

Objektif imkânsızlık: Edimin herkes için, yani hiç kimse tarafından yerine getirilemeyeceği durumudur. Örneğin, satış konusu eşyanın tamamen yok olması.

Sübjektif imkânsızlık: Edimin yalnızca borçlu tarafından yerine getirilememesi durumudur. Başkaları bu edimi ifa edebilir. Modern hukukta sübjektif imkânsızlık da bazı durumlarda borcu sona erdirebilir (özellikle kişiye sıkı sıkıya bağlı edimlerde).

Pratik Örnek: Objektif vs. Sübjektif İmkânsızlık
Objektif: Satış konusu tarihi yapı depremde yıkılır → Hiç kimse bu yapıyı teslim edemez → Borç sona erer.

Sübjektif: Ressam sipariş edilen tabloyu yapamayacak kadar hastalanır → Başka bir ressam yapabilir, ancak ressamın kişiliği esaslı ise borç sona erer → Aksi halde borçlu temerrüdü uygulanır.

4. Kusurlu ve Kusursuz İmkansızlık

İmkânsızlığın hukuki sonuçları, büyük ölçüde borçlunun kusurlu olup olmadığına bağlıdır. Bu ayrım, tazminat sorumluluğu açısından kritik öneme sahiptir.

Durum Kusursuz İmkânsızlık Kusurlu İmkânsızlık
Borcun akıbeti Sona erer Tazminata dönüşür
Karşı edim İsteme hakkı düşer Alacaklı seçim yapar
Tazminat Yok (kural) Müspet zarar talep edilebilir
İade Sebepsiz zenginleşme ile Sebepsiz zenginleşme veya tazminat

3.1. Borçlunun Kusuru Olmadan İmkansızlık

Borçlunun kusuru olmaksızın ifa imkânsız hale gelirse borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde karşı edimi isteme hakkı da düşer. Taraflar birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade ederler.

3.2. Borçlunun Kusurlu Olduğu İmkansızlık

Borçlu kusurlu ise alacaklı, ifa yerine tazminat talep edebilir. Kusur karinedir; borçlu kusursuzluğunu ispat etmelidir. Tazminat miktarı, ifa menfaati (müspet zarar) kadardır.

Pratik Örnek: Kusurlu İmkânsızlık
Satıcı, antika bir vazoyu alıcıya teslim edecektir. Satıcının çalışanı, vazoyu taşırken dikkatsizlik sonucu düşürür ve kırar. Bu durumda:

• İfa imkânsız hale gelmiştir (vazo yok oldu).
• Satıcı kusurludur (çalışanın kusuru TBK m. 116 gereği satıcıya yükletilir).
• Alıcı, vazonun değeri kadar tazminat talep edebilir.
• Alıcı ayrıca sözleşmeden dönebilir ve menfi zararını isteyebilir.

5. Kısmi İmkansızlık

Edimin bir kısmının imkânsız hale gelmesi durumudur. Kural olarak sadece imkânsız kısım için borç sona erer, kalan kısım için borç devam eder. Ancak kısmi ifa taraflar için anlamsız olacaksa, borcun tamamı sona erer.

Pratik Örnek: Kısmi İmkânsızlık
Bölünebilir edim: 100 ton buğday satışında 20 ton depoda çıkan yangında zarar görür. Kalan 80 ton teslim edilir, bedel orantılı olarak azaltılır.

Bölünemez edim: Bir çift antika vazodan biri kırılır. Tek vazo alıcı için anlamsızsa, tüm sözleşme sona erer.

6. Geçici İmkansızlık

İfanın geçici bir süre için imkânsız olması durumudur. Geçici imkânsızlık borcu sona erdirmez; imkânsızlığın kalkmasından sonra ifa talep edilebilir. Ancak bazı durumlarda geçici imkânsızlık sürekli imkânsızlık sonuçları doğurur:

7. İmkansızlığın Sonuçları

Sonuç Kusursuz İmkânsızlık Kusurlu İmkânsızlık
Asıl borç Sona erer Tazminata dönüşür
Karşı edim hakkı Düşer Alacaklının seçimine bağlı
Alınan edimler Sebepsiz zenginleşme ile iade Sebepsiz zenginleşme veya tazminattan mahsup
Tazminat Talep edilemez Müspet zarar (ifa menfaati) talep edilebilir
Surroga (ikame değer) Talep edilebilir (sigorta bedeli vb.) Talep edilebilir

6.1. Borçlunun Kusursuz Olması Halinde

6.2. Borçlunun Kusurlu Olması Halinde

8. Surroga (İkame) Talebi (Commodum ex Negotiatione)

İmkânsızlık sebebiyle borçlunun eline geçen ikame değerler (sigorta bedeli, tazminat, ikame mal vb.) alacaklı tarafından talep edilebilir. Bu kurum, "commodum ex negotiatione" veya "surroga talebi" olarak adlandırılır.

Pratik Örnek: Surroga Talebi
Satış konusu antika otomobil, depoda çıkan yangında yanar. Otomobil sigortalıdır ve sigorta şirketi 500.000 TL öder. Bu durumda:

• Satıcının kusuru yoksa: Borç sona erer, ancak alıcı 500.000 TL sigorta bedelini talep edebilir.
• Satıcının kusuru varsa: Alıcı ya sigorta bedelini ya da tazminat talep edebilir.
• Otomobilin değeri sigorta bedelini aşıyorsa (örn: 700.000 TL), alıcı aradaki farkı tazminat olarak talep edebilir.

9. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler

İmkânsızlık Tespiti:

Kusur Değerlendirmesi:

Talep Hakları:

10. Sonuç

İfa imkânsızlığı, sözleşmelerin en önemli sona erme sebeplerinden biridir. Roma hukukundan günümüze kadar tüm hukuk sistemlerinde merkezi bir yer tutan bu kurum, borç ilişkisinin objektif nedenlerle yerine getirilemez hale gelmesini düzenler.

İmkânsızlığın türü (başlangıçtaki/sonraki, objektif/sübjektif, tam/kısmi), zamanı ve özellikle borçlunun kusur durumu, hukuki sonuçları belirleyen temel faktörlerdir. Kusursuz imkânsızlıkta borç sona ererken, kusurlu imkânsızlıkta borç tazminata dönüşür.

Modern hukukta imkânsızlık kavramı, aşırı ifa güçlüğü (TBK m. 138) ile birlikte değerlendirilmelidir. İmkânsızlık mutlak bir yapılamazlığı ifade ederken, aşırı güçlük ifanın mümkün olmasına rağmen aşırı fedakârlık gerektirdiği durumları kapsar. Her iki durumun doğru tespit edilmesi, tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Bu çalışma yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihatlarda meydana gelebilecek değişiklikler nedeniyle içerik zamanla geçerliliğini yitirebilir. İçeriğin somut olaylara uygulanması veya bu içeriğe dayanılarak alınan kararlar nedeniyle doğabilecek sonuçlardan sorumluluk kabul edilmez.

Sözleşmeler Hukuku Serisi 10 / 15